Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yönetimin adı ne?
8 Ağustos 2013, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

Olağanüstü yönetimlere özgülenen Anayasa maddeleri (119-122, 15),  Kasım 2002’den bu yana uygulanmıyor. Olağanüstü halin son kalıntısı, aylar öncesinden plânlandığı üzere, AKP’nin iktidara geldiği ayda sona erdirildi… Öte yandan, on yıllık koalisyon hükûmetleri döneminin ardından sağlanan tek parti çoğunluğu, siyasal istikrar beklentisini de beraberinde getirmedi değil.

Doğru, istikrar sağlandı; ama sadece “Hükûmet istikrarı”; tam tersine, “siyasal istikrarsızlık” ise derinleşti.  Öyle ki, Hükûmet ve emri altındaki İdare, tanımını Anayasa’da bulan yönetim şeklinin ya marjında  ya da dışında yer aldı. Bu itibarla, AKP’nin iktidara gelmesiyle, “olağanüstü yönetimler” sona ermiş olsa da, Türkiye’nin yönetimi olağanlaşmadı. Olağanüstü koşullarda konulan %10 barajın halen uygulanmasına İHAM eleştirisi (Sadak&Yumak ka.), bugün de geçerli. Görünen, AK Parti iktidarda kaldığı sürece, -demokratlaşma olasılığı çok zayıf olduğuna göre- siyasal istikrarsızlığın derinleşeceği ve ülkenin açık veya örtülü bir iç savaşa sürükleneceği… Şimdilik eksik olan, böyle bir yönetime ad koymak: Olağanüstü desek, değil; çünkü, onun anayasal tanımı olduğu gibi, sınırları da belirlenmiş.

Meselâ, İstanbul’da sıkıyönetim ilan edilmiş olsaydı, Gezi Parkı’nda özgürlüklere müdahalede, Anayasa md. 15 ölçütleri kullanılacaktı: “… milletlerarası hukuktan doğan  yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,  durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir”.

Ne var ki, 31 Mayıs’tan bu yana, Gezi eksenli toplantı ve gösterilere uygulanan, madde 13’ün özgürlükler lehine ölçütleri (demokratik toplum düzeni, ölçülülük, hakkın özü) bir yana, md. 15’in bile sınırlarını fazlasıyla aşmış bulunuyor. Sadece birkaç nokta:

- İdare Mahkemesi kararını uygulamayan makamlar, Anayasa’yı ihlâle devam ediyor.

- Başbakanca “destan yazdığı” vurgulanan polis, sokakları sıkıyönetimden beter hale getirmekle veya “terör örgütü imal” fezlekeleri hazırlamakla yetinmeyip, içki masalarına da uzanmaya başladı… Önümüzdeki yıllarda İHAM ve başvuruda bulunulacak  olan uluslararası mercilerin kararlarına kadar, resmî makamların hak ihlâlleri büyük ölçüde cezasız kalacak…

- Adalet Bakanlığı ve TBMM Başkanlığı yapmış, şimdi ise Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi olan zat, “Hükûmeti devirme suçu’ işlediler, TCK md. 312 uygulanmalı”, diyebiliyor. Bu söylemin vahameti, Anayasa  md. 138’i ihlâlden kaynaklanmıyor sadece. Kendi ve çömezlerinin icat ettikleri, “izinsiz ve kanunsuz” toplantılara katılıp slogan atanlar hedef gösterilecek; medya bu yöne seferber edilecek, elverişli bir yargı zemini hazırlanacak… İdarî merciler, uygulamaya başladı bile: Yurttan çıkarmalar, kredi kesmeler, disiplin soruşturmaları…

Ne rastlantı! Aynı günlerde,  (üstelik, AKP’nin YAŞ mührünü kullandığı sırada),  geçen yıllarda hükûmeti devirme plânı yapmış olmaları veya darbeye elverişli ortam hazırlama iddiasıyla yargılanan Ergenekon sanıklarına, -bir “torba kanun” ile geçen yıl lağvedilen- özel yetkili mahkeme, tombaladan sayı çekermiş görüntüsü veren ceza dağıtımı yaptı… Kürsü arkadaşım Abdullah Sezer’in tweet mesajı: “Önerim: Öğrencilerimize artık ‘hukuk başlangıcı’ yerine ‘hukukun sonu’ okutulsun…” (05.08.2013).

Hükûmet, yargı kararına saygılı olduğu beyanında bulundu. Buna karşılık, İstanbul İdare Mahkemesi kararını neden uygulamadıklarını açıklama gereğini duymak bir yana, kararın gereğini talep edenler  için, “Hükûmeti devirme suçu” ortamını hazırlamak için kolları sıvadılar bile.

Şu sorulabilir: AK Parti ve Hükûmeti gözünde, “darbe ortamını hazırlamak” bir gerçeklik mi, yoksa bir paranoya mı? Buna yanıt için, bağlantılı bir soru daha: AKP, % 50’lik desteğin, Anayasa ve hukuk dışı söylem ve işlemlerini meşrulaştırmaya yeterli olduğuna inandığı için mi, yoksa iktidarını sürekli kılmak  amacıyla muhalif mevzilerin filizlenmesini yok etmek için mi, “darbe ortamı” edebiyatını eksik etmiyor?

Hükûmeti devirmek için gerekli ortamı hazırlayan kesimleri bilemem ama, açık olan, AK Parti’nin, muhalifleri sindirmek için gerekli “yargısal ortamı hazırlama”konusunda bir orkestra görüntüsü veriyor  olması. Bu amaçla, müdahale alanları genişleyerek ivme kazanacak:

- TMMOB yetki tırpanlaması ve demokratik kitle örgütleri üzerinde vesayet,

- Futbol maçlarında siyasî slogan atma yasağı,

- Üniversitelere özgü polis örgütü,

- Sosyal medyayı düzenleme iştahı,

- Çevre vesayeti, ve diğerleri.

Bu yönetim, nasıl adlandırılabilir? Anayasal ve olağan değil, olağanüstü rejimin de anayasal bir statüsü bulunduğuna göre, buna herhalde, “olağandışı yönetim”, -Anayasasız ve hukuk dışı dememek için- olarak...

Ülkemizin olağan yönetime kavuşması dileğiyle, nice Bayramlara...

(Birgün)

[Bu yazı 1683 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™