Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz
6 Ağustos 2013, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

Bu satırlar yazılırken Ergenekon Davası kararları yeni yeni açıklanmaya başlamıştı. Beklendiği gibi mahkeme “siyasi intikam kararlarını” ilan ediyor.

***

6 yıl önce başlayan Ergenekon Davası’nın o zaman ruhunu şu faktörler oluşturuyordu:

1) 2003-2004 yıllarında bile hala AKP Hükümeti’ni alaşağı etmemin yolları TSK’nın bazı komuta kademelerinde tartışılıyordu, benim de şahit olduğum bazı basit, hatta salakça tasarlanmış küçük adımlar atılmakta idi.(Ancak, 6 yıl içinde değil darbe yapmak, darbe girişimi ile ilgili bir adet delil bile ortaya konulamadı.)

2) ABD yıllarca bölgede en güvenilir gördüğü, tasvip etmediği bazı girişimlerine bile göz yumduğu TSK’nın işbirliğine en fazla ihtiyaç duyduğu bir anda (Irak’ın işgali) kendisini ortada bıraktığını düşünüyordu. (ABD 1 Mart tezkeresinin TBMM’de ret edilmesinin esas sorumluluğunu yeni iktidar AKP’ye değil, kadim dostu zannettiği TSK’ya yüklemiştir.) ABD 2003-2004 döneminde TSK üst kademesinin kendi nüfuz alanı dışına çıkmaya çalıştığını düşünmeye başlamıştı.

3) Son dönemde askeri vesayetin cenderesinden en fazla etkilenen kurum olarak AKP Hükümeti (28 Şubat) bu cendereden kurtulursa karşısında hiçbir etkin muhalefetin kalmayacağını düşünüyordu.

***

Ergenekon Davası’nın ruhu 6 yıl içinde nasıl değişti?

1) AKP-Cemaat ittifakı davayı genişletti ve bir intikam davası haline getirdi. Hükümet’e karşı çıkan muhalifler çeşitli bahaneler ile davaya monte edildiler.

2) ABD tarafından zamanında oldukça düzenli hazırlanmış olan ve Tuncay Güney tarafından servis edilen dosyalar/bilgiler “genişletilmiş Ergenekon Davası’nda” yetersiz kalınca sahte belge ve bilgiler üretilmeye başlandı. Örneğin, Balyoz Davası’nda üretilen “belgeler” Mehmet Baransu tarafından servis edildi. Emniyet kaynaklı belgelerin sahteliği ortaya çıkmaya başlayınca RTE “kabahati” Cemaat’e yükledi.

3) Silivri davaları dışında basına uygulanan baskılar “askeri vesayet”ten kurtulan Türkiye’nin bu sefer de “sivil vesayet”in etkisi altına girdiği algısını yaratmaya başladı. Ergenekon Davası da hali ile diğer davalar ile birlikte (Balyoz, OdaTV v.b.) yeni bir vesayetin siyasal hezeyanı olarak algılanmaya başladı.

***

Ergenekon Davası kararları hangi koşullar altında alındı?

1) Balyoz Davası kararları zaten Mahkeme’nin hukuki değil, siyasi kararlar verdiğini 7 düvele çoktan ilan etmişti.

2) Gezi Parkı nümayişleri ile başlayan dönemde RTE hakkındaki bütün “yıkıcı planları” ABD’nin planlandığı paranoyası içine girdi. Beraber yola çıktığı ABD’nin artık kendisini terk etmekte olduğunu düşünmeye başladı. Bu paranoya açık bir “korku travması”na dönüşmüş vaziyette. Her taşın altına ABD’yi arıyor. Paranoya her “tek adam”ı vahşete iter. RTE’ye de böyle oldu.

3) Ergenekon Davası, darbe dönemlerinde bile görülmediği bir biçimde son karar duruşmasını sanık yakınlarına bile kapattı. Karar günü Silivri’ye çıkarma yapılması için propaganda yapan TGC, Ulusal Kanal, Aydınlık Gazetesi yöneticileri gözaltına alınınca dava kararları iyiden iyiye “faşizm”in gölgesi altına düştü. Hele hele karar günü Silivri hava sahasının uçuşa kapatılması “akıl tutulması”nın ulaşabileceği hezeyanının sembolü olarak tarihe geçecektir.

***

Özetle Ergenekon Davası; AKP’nin ABD ile yola birlikte çıktığı bir serüvendi ve diğer amaçları dışında RTE’nin alaşağı edilme korkusuna panzehir olmayı, onu rahatlamayı da amaçlıyordu.

Zaman içinde AKP ABD’den bağımsız bir şekilde davayı kendi intikam aracı haline getirdi. Gazi Olayları sonrası ise RTE’nin alaşağı edilme paranoyası tekrar nüksetti ama bu sefer öküzün altında ABD’yi aramaya başladı.

Ergenekon Davası’nın vicdanları bir kez daha dumura uğratan kararları, Gezi Olayları ile başlayan süreçte bizzat ABD tarafından bile RTE aleyhine kullanılabilir.

Hayat yaman çelişkiler ile şekillenir!

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 956 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™