Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
?Türk Aleviliği?? Üstüne.
17 Mart 2010, Cemal ŞENER

‘’ Türk Aleviliği ‘’ gazeteci-yazar Rıza Zelyut’un son kitabının adı. Zelyut’un bundan önceki kitabının adı ise; ‘’ Türk Kimliği ‘’ ismini taşıyordu. Kitap daha çok yabancı kaynaklara dayanarak Türk kimliğini,  Türk tarihini okuyucuya bilimsel bir anlatımla vermeye çalışıyordu.

‘’ Türk Aleviliği ‘’ adlı eseri daha dikkat çekici bir çalışma olmuş. Çünkü bizde artık nerede ise ‘’ Türk ‘’ kelimesini kullanmak adeta son yıllarda riskli bir durum arz etmektedir.

İşin ilginç yanı bu kavrama karşı mesafeli olanlar sadece kendilerine  ‘’ liberal-demokrat’’ denilen kesimler değil, İslam referanslı kesimler ile kendilerine ‘’Sosyalist‘’, ‘’Komünist’’ denen siyasal kesimlerde ‘’Türk’’ sözcüğüne karşı mesafeli duruyorlar.

İslam referanslı kesimler ulusçuluğu, ümmetçiliği savundukları için ulusçuluğu  ‘’kavmiyetçilik’’ olarak telakki ediyorlar. Böyle olunca da ümmeti din, mezhep, tarikat temelinde örgütlenmenin önünde ulus kavramını riskli buluyorlar. Bu kesimler ümmet esasına dayalı devlet biçimlerini savunuyorlar. Bizim ülkemizde de siyasal İslamcı kesimler Türk adını kullanmada çok ekonomik davranıyorlar. Hatta Türk adını İslam adı ile örneğin ‘’Türk-İslam Sentezi’’ anlamına gelecek biçimde kullanıyorlar. Onların ‘’Türk-İslam’’ kavramının içinde ise,  Türk yoktur.  Burada ise Sünni İslam demek istiyorlar.

Ülkemizde, kendilerini ‘’sosyalist’’ ya da ‘’komünist’’ olarak ifade eden kesimde ‘’Türk’’ adını kullanma konusunda oldukça ekonomik davranıyor. Bunun sebeplerinden birisi; ülkemizdeki radikal sol siyasetçiler üstünde bir ‘’Kürtçülük’’ hegemonyacılığının baskın olmasıdır. Sosyalist birisi Kürt kelimesini kullandığı rahatlıkta Türk kavramını rahat kullanamıyor. Söz konusu olan Türk işçileri, köylüleri, emekçileri olsa da…

Hâlbuki uluslararası literatüre bakıldığında Sovyetler Birliği yazınında; Sovyetler Birliği Sosyalisti denmiyor. ‘’Rus Sosyalistleri, Rus Komünistleri’’ v.s. deniyor. Fransa Sosyalisti yada Fransa Komünisti denmiyor. ‘’Fransız Sosyalisti, Fransız Komünisti’’ deniyor. Bizzat ulus adına vurgu yapılıyor. Ama bizde sosyalistimiz bile ‘’Türk Sosyalisti, Türk Komünisti’’ kavramını rahat kullanamıyor. Belirttiğim ipotekten dolayı hemen ‘’şovenistlikle, ırkçılıkla v.s.’’ suçlanıyor.

İşte ‘’Türk Aleviliği’’ kavramını kullanmakta bu ve benzer siyasi kesimleri rahatsız edecektir. Irkçılık, şovencilik, mezhepçilik, tarikatçılık Aleviliğin fikriyatına aykırıdır. Alevilik klasik tanımla 72 millete bir gözle bakan İslam’ın en hümanist yorumudur. Ama tarihsel olarak, sosyolojik olarak Aleviliğin dinler tarihindeki yerine baktığımızda Alevilikte Türk olgusu belirgin bir özelliktir. Alevilik, İslam’ın Arap yorumuna mesafelidir. Alevilik İslam’ın Fars yorumuna mesafelidir. Alevilik İslam’ın Kürtçe yorumu denen Şafiiliğe mesafelidir. Aleviliğin oluştuğu iklim Türk iklimidir. Bugün anladığımız anlamdaki Alevilik Türklerin İslamla tanışması ile başlamıştır.

Rıza Zelyut, ‘’Türk Aleviliği’’ adlı eserinde bu uzun yolculuğun hikayesini çok güzel anlatmıştır. Aleviliğin neden Türk imzalı olduğunu tarih sayfalarında bir, bir göstermiştir. Konuyu Kerbela Olayı’ndan almış bu yolculuğu günümüze kadar getirmiştir.

Kitaptaki; ‘’Ali’nin Türkleştirilmesi’’ bölümünde Alevilikteki Türk uluları olarak kabul edilen; Virani’nin, Şah Hatayi’nin, Pir Sultan’ın Hz. Ali’yi nasıl Türkleştirdiklerini görüyoruz. Alevi ibadetlerinin olmazsa olmazı olan semahın ve bağlamanın Türk dünyasındaki yerini bilimsel kaynaklara dayanarak okuyucuya vermektedir.

Ayrıca kitapta Rıza Zelyut, bir inancın sosyolojik olarak farklı etnik kimlikler tarafından benimsenmesinin mümkün olduğunu, ama İslam içindeki Alevilikte örneğin Çerkez kültürünün, Gürcü kültürünün v.s. değil Türk kültürünün yoğun olduğunu göstermiştir.

Aleviliğin, Çerkezce değil, Gürcüce değil, Türkçe konuştuğunu göstermiştir. Sosyolojik olarak mümkün olmasına karşın tarihsel olarak bu mümkün olmamıştır. Bu aynı durumun Kürtler içinde geçerli olduğunu bilimsel olarak göstermiştir.

Bugün Alevi olup, Kürtçe bilen, Zazaca bilen toplumsal kesim içindeki yaşlı insanların ısrarla ‘’Türk Alevi’’ olduğunu söylemelerinin sebebinin onların bu dilleri bilmelerinin son yıllardaki yaşanan tarihsel sürecin bir parçası olduğunu okuyucuya göstermiştir. Bu toplumsal kesimin ısrarla Kürt olduklarını kabul etmeyip kendilerine köken olarak Orta Asya’yı Ahmet Yesevi’yi, Hacı Bektaş Veli’yi göstermelerinin sebebinin de ‘’Kürtleşen Türk’’ meselesi olduğunu da Rıza Zelyut okuyanlara çok çarpıcı kaynaklara dayanarak vermeye çalışmıştır.

Türk Tarihi ile Türklerin kültürel kimliği ile Alevilerin etnik kimliği ile ilgilenen herkesin bu çalışmayı es geçemeyeceğini ifade etmek gerekir. Konu ile ilgili bilimsel kaynaklara gidilerek yapılmış önemli bir çalışmadır. Mutlaka okunması gerekir.

Sevgili Rıza Zelyut konu ilgili olarak benim Alevilerin etnik kimliği ile ilgili olarak bazı çalışmalarımı nezaket göstererek referans vermiştir. Kendisine teşekkür etmek istiyorum.

[Bu yazı 1854 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™