Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Mısır'da kadınlık hali
7 Temmuz 2013, Rana ULAŞ
, Rana ULAŞ

Arap Baharı’ ile başlayan olaylar Mısır'da durmak bilmiyor. Birkaç gün önce Mursi'nin devrilmesiyle başlayan olayların devrim mi yoksa darbe mi olduğu tartışıladursun, bu durumun kadınları nasıl etkilediğine bakalım.

 

Devrim diye sunulan Arap Baharı kadınlara olsa olsa kara kışı getirdi. Mısır'da zaten durumu pek parlak olmayan kadınlar daha da zor durumda kaldılar. Halkın geniş bir kısmında İslami kuralların içselleştirilmesi sonucu toplumda dinci bir anlayış hakim kılınmıştı.

 

 

1971 yılında kabul edilen anayasada ''İslam şeriatı, yasamanın ana kaynağıdır'' hükmünün olması bu durumu gösteriyor. İslam dininin kimi yorumlarına göre, kadın toplumsal yaşamın dışında tutulup çocuklarının anası, evinin hizmetçisi ve kocasının isteklerini yerine getiren kölesi olması zorunludur. Mursi yöntemindeki Mısır'da da kadınlara yapılmak istenen de buydu.

 

Mısır'da yukarıda sözünü ettiğimiz İslamı kurallara uymayan kadınların -yalnız başına sokağa çıkması bile yeterli- cinsel tacize hatta tecavüze bile uğraması bazen kaçınılmaz olabiliyor. Örneğin Mursi’nin iktidara gelmesinden sonra Kahire'de kadınların neredeyse yarısı cinsel tacize maruz kalmış. Kadınların, Yüzde 83’ü ise yaşamlarında en az bir kere bu tür saldırıya uğramış.

 

Kadın hakları savunucuları 25 Ocak 2011’deki, Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ve Mursi iktidarıyla sonuçlanan "devrim"in ardından durumun daha da vahim bir hal aldığını açıklıyorlar. Yani toplumda ve ülkede dincilik yükseldikçe cinsel taciz olayları da artıyor.

 

 

 

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı son araştırmada da dünya kentleri arasında Kahire’nin kadına yönelik cinsel saldırılar konusunda ilk sırada olduğunun belirtilmesi sorunun ulaştığı boyutu ortaya koyuyor.

 

Devrim olacağını düşünen Mısır'lı kadınlar bağımsızlıklarına kavuşmak umuduyla, 25 Ocak 2011’de Tahrir Meydanı'nda erkeklerle el ele kendilerini Mübarek'in güçlerine karşı siper ettiler. BBC Ortadoğu Bürosu editörü Paul Danahar'ın 18 Temmuz 2012 tarihli bir haberinde görüşlerine yer verdiği Nesrin adlı genç bir kadın Mısır'da kadınların yaşadığı hayal kırıklığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Danahar, Nesrin'i "cesur ve yaratılmasına yardım ettiği yeni Mısır için umutla dolu genç bir kadın" diye tanımlıyor. Ancak Nesrin, kadınların bekledikleri haklarına kavuşamadıkları gibi, korkunç bir şiddete maruz kaldıklarını söylüyor. Emniyet güçlerinden dayak yiyor, cinsel tacize uğruyorlar.

 

Arap Baharı'nın " gerçek" bir bahar olmadığı er geç anlaşıldı. Sözde devrim yani Mursi'nin cumhurbaşkanı olmasıyla başlayan süreç kadını daha da geriye götürdü. Çünkü 63 kadın örgütünün ayaklanmasına göre Mübarek’in devrilmesinin ardından kurulan Anayasa Komitesi'nde hiçbir kadın uzman olmadı. Kadın örgütleri bu durumu eleştirerek, "Mısırlı kadınlar devrime eşit ve kalabalık şekilde katıldı; yeni Mısır'ın inşasında da yer almaya hakları var... Devrim eşitlik, özgürlük, demokrasi için yapıldı; bu durum kuşku yaratıyor." diyordu. Bir yıl içinde bütün kuşkuların doğrulanması ne yazık ki kadınlar için hiç iyi olmadı.

 

İslami/dinci bir rejimin devrim diye sunulması ne kadar bilim dışı ve olanaksızsa, kadınların böyle bir rejimden beklentilerinin olması da bir o kadar saçmadır. Çünkü İslamcılık (dincilik) ve devrim yan yana gelecek en son iki kavram olabilir. İslamcılık (dincilik), inançlardan oluşan ve dogmalara dayalı bir siyasal hareket ve yaşam biçimidir. Oysa devrim aklın, mantığın ve bilimin temel alındığı bir eylem, hareket ve yaşam biçimidir. Ve her iki biçim birbirine zıttır. Dogmaların olduğu yerde ilerleme sağlanmaz. Teknolojiyi satın almayı ilerleme sayan bir zihniyet gericilikten başka şey değildir. Ancak kültür , teknoloji ve bilim üretebilen toplumlar gelişebilir. Bunun birçok örneğini dünyada görmek mümkün.

 

Siz yeryüzünde gelişmiş, bilim ve teknoloji üreten, Batı7yla rekabet edebilecek ve kendi ortaçağını aşan bir İslam toplumu gördünüz mü? Bunun tek istisnası Türkiye’ydi, onu da boğmaya çalışıyorlar.

 

Sonuçta, İslami yaşam biçimini dayatan Mursi yönetimine karşı halk ayaklandı. Meydanları, sokakları dolduran on milyonlarca insanı görmezden gelerek Mursi'nin devrilmesini darbe diye niteleyenlerin bir kez daha düşünmesi gerekiyor. Mursi'nin gelişi devrim olmadığı gibi gidişi de darbe değildir.

 

Mısırlı kadınların daha yapacakları çok iş ve yürüyecekleri daha çok yol var. Yolları açık olsun.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1052 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™