Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü!
2 Temmuz 2013, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

(İSTANBUL'DA, Kahire’de, hatta Tahran’da ABD’nin “Ortadoğu’yu ehlileştirme teorisi/formülü” çöküyor, hatta çöktü bile. Bence bu olay yeniden yeni bir formül yaratmak zorundadır. Bu konuyu bugün ve perşembe günü irdeleyeceğim.)

***

Bence 21. yüzyıl 1 Ocak 2001 günü değil, 11 Eylül 2001 günü (11/09) başladı. Zira o gün bütün dünyanın temel paradigması (dünyayı algılama modeli) değişti. Dünyanın en büyük-en güçlü devleti kendi evinde vuruldu. Dünyanın askeri merkezi, tüm topuna tüfeğine/muhteşem teknolojisine rağmen kalbinden vuruldu. Üstelik vuran başka bir devlet değil, bir örgüt idi.

Bu tip saldırıları daha önce beyaz perdede seyrederdik. Örneğin Ian Fleming’in romanlarından yapılan filmlerin Mr. No türü kaçık-dahi kahramanları olağanüstü teknolojiler kullanarak dünyayı yıkmaya/ele geçirmeye kalkar, iki saat boyunca beyaz perde önünde gözlerimiz fal taşı gibi açılır, ancak filmin sonunda James Bond muazzam saldırıya tek başına engel olurdu.

11/09’da böyle olmadı. Gözlerimiz fal taşı gibi açıldı ve öyle kala kaldı. ABD semalarında sinek uçsa fark eden ABD askerleri/ajanları/teknolojisi New York’a, Pentagon’a yapılan muazzam saldırıları önleyemedi.

21. yüzyılın yeni paradigması 11/09 günü kuruldu.

“Dünyanın en güçlü devleti bile saldırıya uğrayabilir!

(Terör) Örgütler de devletler kadar etkin olabilir.”

***

Başta ABD olmak üzere Batı anti-emperyalist, anti-demokratik İslamcı örgütlerin ne kadar güçlü ve ne kadar tehlikeli olabileceğini El-Kaide sayesinde öğrendiler.

Örgütün elinde dünyanın en büyük silahı vardı:

İntihar bombacıları!

Ölümden korkmayan insanı yıldırmak/vazgeçirmek/engellemek mümkün değildir.

***

ABD hemen El-Kaide’ye panzehir aramaya başladı. Yükselen anti-emperyalist, anti-ABD İslamcı terörü kitlelerden soğutacak bir çözüme ihtiyaç vardı.

Çözüm şu şekilde formüle edildi:

1) Müstebitler tarafından yönetilen Müslüman kitlelerin iktidar olmasına yol açılacak.(Demokrasiye cevaz verilecek)

2) Müslüman kitlelerin kendi hayat tarzlarına karışılmayacağı, Batılı hayat tarzının

dayatılmayacağı Müslümanlara garanti edilecek. (Demokrasinin laiklik prensibinde ısrarlı olunmayacak)

3) Seçilenler anti-emperyalist politikalardan vazgeçecek. Batı ile işbirliğinin Müslüman ülkelere refah getireceği halka ispat edilecek.

***

ABD’nin “akil adamları” yeni James Bond’u kısa sürede buldular:

Recep Tayip Erdoğan!

RTE yukarıda sayılan üç özelliğe de sahipti. RTE: i)muhafazakar hayat tarzını bütün hayatı boyunca benimsemiş, i)seçimle iktidara gelinebileceğini koklamış (bkz: Erbakan deneyimi), iii) pragmatik/faydacı yaklaşımı nedeni ile ABD ve pazar ekonomisi ile sıkıntısı olmayan bir kişi, iv)ve ayrıca gerçek bir liderdi.

***

Bu çözüm önerisine kimileri “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) adını koydular. Kimileri “Ilımlı İslam”dan dem vurdular.

Her konuda analitik olmaya çalışan zihnim ise bir formül aradı ve yukarıda koordinatlarını sıraladığım formüle şu ismi koydu:

“Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi!”

***

Allah var! Formül orijinal mekânında çok başarılı oldu. Türkiye’de 2002-2011 arası:

a)i) müstebit yıkıldı (Kemalist TSK), ii) hatta ehlileştirildi (Necdet Özel), iii)peş peşe üç

serbest seçim hem de oylar artırılarak kazanıldı.

b) “Muhafazakâr hayat tarzı”nın önü alabildiğine açıldı, “laik hayat tarzı” suyun ısısı yavaş yavaş artırılarak kurbağa misali haşlanarak öldürülmeye terk edildi.

c)i)ABD’nin Ortadoğu temsilciliğine soyunuldu, ii) serbest piyasa ekonomisi (eskiden olduğu gibi) teşvik edildi, iii) konut, eğitim, sağlık politikaları ile kitleler için refah artırıldı.

Formül 2011’e dek fazla pürüz çıkarmadan işledi.

***

Formül diğer İslam ülkelerinde de (bir süre) başarılı oldu. Bence RTE’nin “James Bond” yaklaşımı en çok Müslüman Kardeşler üzerinde etkili oldu.

Hasan El-Benna’nın 1928’de Mısır’da kurduğu ve yıllar içinde etkin “sosyal politikaları” ile Müslüman dünyanın önder örgütü haline gelen Müslüman Kardeşler (İhvan), RTE’nin büyük gayretleri ile, Mübarek sonrası dönemde iktidar olmak uğruna nerede ise anti-emperyalist tüm politikalarını terk etti. Müslüman Kardeşlerin önemli liderleri ABD’de dev Amerikan şirketleri tarafından ağırlandılar.

30 Haziran 2012’de İhvan Mısır’da cumhurbaşkanlığı (Muhammet Musri) seçimini kazandı.

“Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi” pekâlâ çalışıyordu!

2013’e dek formül netice verir gibi oldu!

***

Ancak, artık görüyoruz ki ne Türkiye’de, ne Mısır’da artık ne yağmur yağıyor, ne de rüzgâr esiyor!

İki meydan; Tahrir Meydanı ve Taksim Meydanı “laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi”ye kafa tutuyor. Neden?

İki ülke de yıllarca askeri vesayet altında yaşadı ama bu iki Müslüman ülkenin damarlarında yıllardır laiklik ilkesi de akıyor!

Galiba “laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi”yi “laiklikte ısrarlı demokrasi” geri püskürtecek!

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1113 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™