Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı
2 Temmuz 2013, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

GEZİ Parkı direnişi ve sonrasında meydana gelen olaylar, demokrasinin en temel kavramları arasında yer alan toplanma hakkının, gösteri özgürlüğünün kamuoyunda geniş bir tartışma konusu haline gelmesine yol açtı.
 

Vatandaşların mesajlarını aktarmak, kendilerini ifade etmek üzere yararlanabilecekleri toplanma hakkının sınırları Türkiye’de ne kadar geniş? Sokaktaki vatandaş hangi somut haklara sahip? Hükümet/kamu otoritesi vatandaşların bu özgürlüğü kullanmasına hangi noktaya kadar hoşgörü göstermelidir? Bu özgürlük hangi durumlarda sınırlanabilir? Göstericilerin hangi fiilleri özgürlük alanı içindedir, hangi fiiller tanınmış olan bu hakkın ihlalini oluşturur?
    
***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına baktığımızda, bu gösterileri bir bütün olarak yasadışı ilan eden bir tutum içinde olduğunu görüyoruz. Başbakan, her vesileyle gösteriler için önceden başvuru yapılması gerektiğini söylüyor, “Bu ülkede yürütme, gösteri ve yürüyüşlerle ilgili nereye müsaade ederse, oraya gider orada yaparsın. Müracaatını yaparsın, gösteri yeri bellidir” diye konuşuyor. Özetle, her gösteri için izin yetkisini yürütmede, yani kendisinde görüyor.
Başbakan, gösteri özgürlüğüne bu şekilde yaklaşınca, çizdiği sınırların dışında kalan her gösteriye yapılacak polis müdahalesine de –Taksim Gezi Parkı’na düzenlenen biber gazlı baskın dahil- yasallık, meşruluk atfetmiş oluyor. Peki Erdoğan, bu tutumunda hukuk bazında haklı mı?
   
***

Bütün bu sorulara yanıt arıyorsak, esas almamız gereken iki önemli kaynak var. Bunlardan birincisi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve bu metni yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihatları. İkinci kaynağımız ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve onu tamamlayan 12 Eylül askeri rejiminin son icraatlarından biri olan ve AB’ye tam üyelik sürecinde çok sınırlı bir değişime uğrayan 6 Ekim 1983 tarihli, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu.
Ya bu iki kaynak çatışırsa?
AK Parti hükümetinin 2004 yılında gerçekleştirdiği anayasa reformu çerçevesinde değiştirilen 90’ıncı madde, “Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla (ulusal) kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” dediği için, bu durumda ana referans olarak AİHM içtihatlarını esas almak durumundayız.
   
***

Anayasa, 34’üncü maddesinde “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” diyerek aslında oldukça geniş bir özgürlük alanı açıyor vatandaşlara.
Anayasanın bu hükmü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, demek kurmak... haklarına sahiptir” şeklindeki 11’inci maddesiyle uyum gösteriyor.Anayasa, 34’üncü maddede bu hakkı tanıdıktan sonra aynı maddenin bir sonraki paragrafında, bu hakkın “ancak milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini” belirtiyor.
Sınırlamaya ilişkin bu anayasa hükmü de neredeyse satırı satırına yine AİHS’den alınmış. Buraya kadar anayasa ile AİHS arasında bir uyumsuzluk yok, örtüşme var. Uyumsuzluk, Türkiye’de toplantı hakkının kullanımını düzenleyen 2911 sayılı yasa nedeniyle beliriyor.  Çünkü bu yasa, toplanma hakkının kullanılmasına “şekil, şart ve usul” bakımından pek çok sınırlama getirerek, kamu otoritesine bu araçlar üzerinden çok geniş bir takdir yetkisi tanıyor.
Bu yasa, örneğin toplantının hangi meydan ve açık yerlerde yapılabileceğini belirleme yetkisini vali ve kaymakamlara veriyor. Keza, gösteriler için düzenleme kurulları oluşturulmasını şart koşuyor. Hatta, toplantılara güneş doğmadan başlanamayacağını da söylüyor. 
   
***

Türkiye açısından temel mesele burada karşımıza çıkıyor. Çünkü 2911 sayılı yasa ile hükümete tanınmış olan yetkiler, bugün Türkiye’nin uymayı taahhüt ettiği ve kendi yasalarının üzerinde tuttuğu AİHM içtihatlarının önemli ölçüde gerisinde kalmıştır.
AİHM içtihatları ile hükümetin dayandığı 12 Eylül’den miras 2911 sayılı yasa; çatışan iki hukuk zihniyetini, farklı paradigmaları temsil ediyor.
Bu çelişki karşısında ne yapmalıyız? Tabii ki hükümetin açtığı yoldan giderek anayasanın 90’ıncı maddesine bakmamız gerekiyor. Ulusal mevzuat ile uluslararası sözleşmeler arasında çelişki varsa, anayasa bize uluslararası hükümlere bakmamızı söylüyor. Yani bütün yollar AİHM içtihatlarına çıkıyor. Buradan çıkış yok...
Yarın bu tespitimizi somut kararlar üzerinden detaylı bir şekilde izah edeceğiz.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1102 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [15 Mart 2013] DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [5 Eylül 2012] Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme ... [4 Eylül 2012] Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [9 Haziran 2012] Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [6 Nisan 2012] Haşim Kılıç ne demek istedi? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [15 Mart 2012] Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu? ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [8 Aralık 2011] Şike yasası krizinin anatomisi ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [19 Kasım 2011] Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™