Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Gezi Parkı eyleminden öğrenilecekler
8 Haziran 2013, Rıfat OKÇABOL

Taksim Gezi Parkı eylemi ile başlayan direnişler, öğrenenlerle öğrenmeyenleri açığa çıkarıyor. İki kesim hariç toplumun tüm bileşenlerinin bu eylemlerden bir şeyler öğrendiği belli oluyor. Öğrenilenlerin başında, demokratik haklarının ayrımına varma, bu haklara sahip çıkma, hak arama, doğaya, insana ve toplumuna sahip çıkma konularındaki öğrenmeler geliyor. Hatta eylem içinde olanlar, örgütlenip işbirliği yapmayı, birbirlerine destek olmayı, eylemlerdeki aşırı/olumsuz tepkileri engellemeyi/önlemeyi bile öğreniyorlar. Bu öğrenmeler, toplum adına ve gelecek adına, insanın içini umutla dolduruyor.

Bu eylemlerden öğrenmeyenlerin, öğrenmeye direnenlerin ya da öğrenmemiş görünmeyi eğleyenlerin başında ise genlikle iktidar ile körü körüne iktidar yandaşlığını sürdürenler geliyor. İktidar yandaşlığında ise polis başı çekiyor. Oysa hem kendileri için hem toplum için hem de dünya ülkeleri arasındaki konumumuz için bu iki kesimin gezi eylemlerinden mutlaka bir şeyler öğrenmeleri gerekiyor.

Polisin öğrenmesi gerekenlerin başında, iktidarın değil toplumun güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu öğrenmek geliyor. Bu öğrenmeyi, örneğin; eylemin, polisler dahil herkesin yararına olduğunu, insanca davranmayı, insanlık dışı davranışlara yeltenen arkadaşlarını engellemeyi, kendisine verilen her emri körü körüne uygulamamayı, kendisinin işgal kuvveti ve eylemcilerin de düşman olmadığını, eylemcileri cezalandırmamayı, olur-olmaz yerde yurttaşlarına, öğretmenine, komşusuna, kadınlara ve çocuklara gaz bombası atmamayı, tazyikli su sıkmamayı ve plastik mermiyle vurmamayla ilgili öğrenmeler izliyor.

İktidarın eylemlerden öğrenmesi gerekenler ise, polisin öğrenmelerinden hem daha çok hem de toplumsal barış ve dayanışma için çok daha önemli oluyor. İktidarın öğrenmesi gerekenlerin başında da, demokrasi geliyor. Demokrasiyle ilgili öğrenmeler ise, demokrasinin amaca ulaşmak için binilecek tramvay değil de, bir yaşam biçimi olduğunun öğrenilmesiyle başlıyor. Demokrasinin, meclisteki parmak çoğunluğuna dayanarak her istediğini yapmak ve parti liderinin her isteğini yerine getirmek olmadığını, demokrasi anlayışının inatlaşmayla, dininin ve kininin davacı olmakla bağdaşmadığını öğrenmek gerekiyor. Demokrasilerde, toplumu rahatsız edecek bir olay olduğunda ilişkili bakanın hemen istifa etmesi gerektiğinin bilinmesi bekleniyor.

Demokrasi anlayışı dışında da iktidardan, polisi kendi isteklerini gerçekleştirmek için değil toplumun güvenliği için kullanmayı; orantısız güç kullanan, barışçıl bir eylemi çığırından çıkaran yetkilileri derhal görevden almayı; bir şeyin intikam almak için iktidar olunamayacağını; muhaliflerin istek ve düşüncelerinin kendi istek ve düşünceleri kadar meşru olduğunu öğrenmesi gerekiyor.

İktidarın başındaki kişinin de, yalnız kendisine oy verenlerin değil tüm toplumun başbakanı olduğunu, kendisi gibi düşünenleri ve de hatta kraldan fazla kralcı olacakları değil de, kendisine olayların/konuların değişik boyutları akında fikir verebilecek kişileri danışman olarak istihdam etmeyi, muhalifleri düşman olarak görmemeyi, değişik kesimlerin duyarlılıklarını önemsemeyi öğrenmesi gerekiyor.

İktidar mensuplarının da, özgürleşmeyi öğrenmeleri bekleniyor. Onların özgürleşmesi, parti ileri gelenlerinin düşüncelerini irdelemekle, onların isteklerine körü körüne uymamakla başlıyor.

Demokrasilerde, yetkililerin/ilgililerin, “yedirmeyiz” dememeyi öğrenmeleri gerekiyor. İktidar olmanın yedirmekle/yedirmemekle ilişkili olmayıp toplumdaki farklı görüşler arasında, laiklik, bilimsellik ve insan hakları çerçevesinde uzlaşmayı sağlamak olduğunu öğrenmeleri bekleniyor.

İktidarın, “Ordu, medya, yargı ve üniversiteler arkamda, meclis yanımda ve polis önümde, istediğimi yaparım; dediğim dedik” anlayışından uzaklaşmayı, hem de vakit geçirmeden, öğrenmesi gerekiyor.

İktidarın bu tür ve benzeri öğrenmeler kapalı olması ise, toplum adına ve gelecek adına, insanın içini karartıyor.

İşin gerçeğini konuşmak gerekirse, iktidarın ve polisin bu tür öğrenmelerden fersah fersah uzak kalmaya çalıştığı, bu tür öğrenmelere diendiği görülüyor. Oysa iktidar mensupları Gezi Parkı’nda iki tur atsalar, üçüncü turda, en az yüzde 30’u-40’ı, pek çok şey öğrenip hemen özgürleşecek. Hatta bir eyleme katılıp tazyikli suyla yıkansalar, gaz bombasıyla tütsülenseler ya da plastik mermi yeseler bu öğrenmeler daha çabuk ve etkili olacak.

“İktidar bu öğrenmeleri gerçekleştirmezse ne olur?” diye sormayın. İnsan, nelerin olabileceğini düşünmek bile istemiyor.

(SolHaber)

[Bu yazı 846 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™