Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Suriye politikasının ağır bedeli
17 Mayıs 2013, Nuray MERT
, Nuray MERT

Reyhanlı’da yaşananlar dehşet vericiydi, sonrasında olanlar ise felaketin devamı niteliğinde. ‘Savaşın ilk kurbanı gerçeklerdir’ denilir, Reyhanlı’da bu, bir kez daha ortaya çıktı. İktidar olayın üstünü kapatmak için önce hızla Esad rejimini suçladı, sonra istihbarat örgüyü Muharabad’a bağlı Marksist bir grubunun, Suriye rejimi adına eylemi yaptığını ilan etti, bu arada konuya ilişkin haber yasağı getirdi. Malum, resmi olmasa da yorum yapmak da yasak, iktidarın yaptığı açıklama ile yetinmemek, soru sormak bile ‘zalim Esad’ın kuklası’ olmakla itham ediliyor. En tepeden Başbakan böyle diyor, iktidarın Suriye politikasını koşulsuz sahiplenenler karalama kampanyasının geri kalanını hakkıyla yapıyor. Unutmayalım, Dicle Üniversitesinde çıkan olaylarda bile Muhaberat’ın parmağını keşfeden ama sonrasını getirmeyen gazetelerin, gazetecilerin muteber olduğu bir ülke burası. Suriye’yi en fazla el kitaplarından öğrenenlerin ‘Suriye’nin özgürlük mücadelesinin’ neferliğine soyunduğu bir ülke.

Oysa, sınır bölgesi ve özellikle Hatay ile ilgili sorulması ve cevaplanması gereken o kadar çok soru var ki! Suriye sınırlarının, Suriye muhalefetinin güvenli ikamet ve sevkiyat bölgesi olduğu, muhaliflerin Suriye’de savaşıp, bu tarafa geçtiği, dahası bu tarafta örgütlendiği, cephanelikler kurduğu çok yazıldı, çizildi. Hem de, bu ülkedeki ‘iktidar düşmanları’ tarafından değil, yabancı basın tarafından. Hem de, Suriye yanlısı veya Türkiye düşmanı diye yaftalanabilecekler tarafından değil, mesela iktidar yanlısı Star gazetesinde yazıları çıkan, ünlü Esad rejimi düşmanı İngiliz gazeteci Robert Fisk tarafından ( Independent, 2 Eylül 2012) .

Diğer yandan, Türkiye, Suriye iç savaşında taraf olma işini o kadar ileri götürdü ki, muhalifler üzerine yazılmayan destan kalmadı. Hürriyet gazetesi, Halep’te çarpışırken ölen, ‘Sultan Abdülhamid ve Fatih Sultan Mehmet Birlikleri’nin Türkmen komutanı Muhammed Süleyman’a dair haberi ‘O Komutanı Vurdular’ manşeti ile verdi (12[s1] Eylül 2012). Kuzey Suriye’de Kürtlerin bölgesel idareyi ele geçirmesi üzerine, muhalifleri onlara karşı destekleme faslı da ayrı bir hikaye. Bu tablo ve onun bizi getirdiği yer üzerine söylenecek ve söylenmesi gereken çok şey var. O nedenle, şimdilik Hatay’a geri dönelim.

Geçtiğimiz yaz sonunda (30 Ağustos 2012), Hatay Apaydın mülteci kampı konusunda yaşanan krizi hatırlayan var mı? Hani CHP’li bir grup orada neler olup bittiğini gözlemlemek için kampı ziyaret etmek istemiş ama, kampa girmelerine izin verilmemişti. Aynı tarihte, Özgür Suriye Ordusu’nun internet sitesinde, örgüt merkezinin Hatay olarak gösterildiği ortaya çıktı. Sonra sitenin sayfası alelacele değiştirildi.

Özetle, Türkiye Suriye’de yaşanan iç savaşa derinlemesine taraf oldu, şimdi bu tehlikeli maceranın bedelini suçsuz insanlar ödüyor. Komşuda yangın varken sessiz kalamazdık, zalim Esad’a karşı durmayacak mıydık?’ diye laf dolandırmanın alemi yok. Esad rejimine karşı durmak ve insani yardım başka, kirli bir iç savaşta taraf olmak başka. Bu durum karşısında hiç olmazsa birazcık özeleştiriye alan açmak yerine, ‘hem suçlu hem güçlü’ tavrı, bu felaketin bizi daha çok ardından sürükleyeceğinin göstergesi gibi. İktidar bir yana, bu akılda olan gazetecilerin Irak işgalinden sonra yaşananlar karşısında çok mahcup olan benzerlerini hatırlamalarında büyük fayda var. Tabi daha kötüsü mahcup bile olmayanlar. En iyisi, kulak vermeyin böylelerine, ‘Esatçı’ ithamları tam bir tuzak, sakın düşmeyin, bırakın meşreplerinin gereğini yapsınlar.

Bu arada bitirmeden bir hatırlatma daha yapayım; Reyhanlı faciasından on gün önce Akçakale’de sınırı geçmeye çalışan Suriyeliler engellenince ateş açmışlar bir polisin ölümüne ve iki polis, beş asker, dört sivil, toplam 11 kişi yaralanmıştı. Sahi, ne oldu o olay? Onu da mı Acilciler Suriye rejimi adına yapmışlardı? Yok, sıradan Suriyeliler rejimin elinden Türkiye’ye sığınmaya çalışıyorlar idiyse, neden geçişlerine izin verilmedi? Bu arada, ellerinde neden bir polisin ölümü ve 11 insanın yaralanmasına neden olan uzun namlulu silahlar vardı?

Kısacası, iktidar çalıyor, kontrolü altındaki medya söylüyor, ama her ikisi de giderek daha fazla inandırıcılığını kaybediyor.

(Birgün)

 

[Bu yazı 1203 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™