Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Reyhanlı AKP politikalarının eseridir
17 Mayıs 2013, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

Reyhanlı saldırısının Türkiye’nin Suriye’ye doğrudan askeri müdahalede bulunmasını isteyen güçlerin düzenlediği bir provokasyon olduğundan hiç kuşkum yok. 

Bize ulaşan bilgiler de bu değerlendirmeyi doğruluyor. Bu güçler; siyasal İslamcılar, küresel cihatçılar ve ortaçağ artığı Selefiler’den başkası değil. Yani AKP Hükümeti’nin üs sağladığı, silah verdiği, beslediği, para yardımında bulunduğu, tekbir getirerek insan boğazlayan gericiler.

Suriye’de dengeler değişiyor. Emperyalizm ve küresel gericilik, bölgedeki direniş ekseninin kilit halkası olan Suriye’yi düşüremedi. Bölgede gericiliğin, İsrail yayılmacılığının ve emperyalist hegemonyanın önündeki en büyük engel olan Şii direnişi kırılamadı. 

Rusya ve Çin’in bu konudaki kararlı tutumu önemli bir rol oynadı. Rusya, eğer kararlılığını sürdürmeseydi Ortadoğu denkleminin tümüyle dışında kalacaktı. Bunu göze alamazdı. Sıranın kendisine geleceğini bilen İran ile Lübnan Hizbullah’ının Suriye direnişine aktif desteği de çok etkili oldu. Irak’taki Şii hükümet bile bu direniş eksenine katıldı. 

ABD, Esad rejiminin yıkılamayacağını, dünya savaşına yol açabilecek doğrudan bir askeri müdahalenin de imkânsız olduğunu gördü. Sonuçta ABD, Rusya’nın baskısıyla Suriye konusunda uluslararası bir konferans toplanmasını kabul etti. AKP de bu durumu kabul etmek zorunda kaldı.

AKP’nin burnunun ucunu göremeyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yeni durumu doğru okuyamadı. Dengelerin değişmeye başladığını zamanında göremedi. Durum böyle olunca Ortadoğu bataklığı eski angajmanlarından kurtulamayan AKP Hükümeti’ni bir vakum gibi içine çekmeye başladı.

Siyasal İslamcı teröristler suçu yine Esad yönetiminin üzerine atacaklar. Böylelikle Türkiye’nin müdahale etmesini, en azından Suriye’ye misilleme yapmasını sağlamaya çalışacaklar. Hep böyle yaptılar. Bilindiği gibi kısa süre önce de ABD ve NATO’nun müdahale etmesini sağlamak için kendileri kimyasal silah kullanıp suçu Esad rejiminin üzerine atmaya kalkıştılar.

ABD, İsrail ve Batılı ortaklarının kirli çıkarları için Suriye’de laik rejimi devirmeye kalkan  AKP Hükümeti, olup bitenlere karşın siyasal İslamcı güçleri, “muhalif” denilen kiralık katilleri desteklemeyi sürdürüyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hemen Suriye yönetimini “olağan şüpheli” ilan ediyor. Ardından Bakan Beşir Atalay ve Muammer Güler açıkça Süriye yönetimini suçluyor. Öyle anlaşılıyor ki, AKP kendisini iktidara getiren ve orada tutan güçlere, ABD’ye diyetini ödemeye çalışıyor. 

Ancak, imam hatip tedrisatıyla malûl oldukları için matematiksel bir bakışa sahip değiller. Bu nedenle olup biteni geç kavrıyorlar. Diyalektikten haberleri yok. Akıl ve bilimle değil, doğmalar ve önyargılarla hareket ediyorlar. Bu kadar oluyor.

ÇÖZÜM SÜRECİNDE CHP SORUNU

Basına sızan ‘İmralı Tutanakları’ aslında Türkiye’nin içinden geçtiği tarihsel dönemecin bütün kodlarını veriyor. Buna göre, Abdullah Öcalan, kendisi dahil PKK’lı tutuklu ve hükümlülerin özgürlüğü ile bazı etnik/ulusal hakların tanınması (AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki şerhin kaldırılması gibi) karşılığında AKP’nin topluma dayattığı gerici anayasayı ve faşizan bir dikkatörlük anlamına gelen başkanlık sistemini destekleyeceklerini ilan ediyor. Öcalan’ın muhalefetin ve solun bu konudaki eleştirilerini dikkate hiç almadığı anlaşılıyor.

Öcalan, gerçekte Türkiye’nin ilerici, aydınlanmacı, modernleşmeci ve demokratik damarıyla bağlarını koparacak bir adım atıyor. 

Bu kopuşun yaratacağı ağır toplumsal sonuçlar sonraki yıllarda daha net görülecek. 
Öcalan, BDP, liberaller ve Ö.Gündem gibi gazeteler AKP dışında bütün siyasal çevre ve güçleri eleştiriyor. CHP’yi toptancı bir değerlendirmeyle ve hiçbir bilimsel ve tarihsel kanıt sunmadan “faşist parti” ilan ediyorlar. CHP ve MHP arasında önemli bir fark bulunmadığını ileri sürüyorlar. Böylece “çözüm süreci” denilen bu girişimde AKP ve MİT dışında muhatap bırakmıyorlar.

Öte yandan ilginç bir şekilde Kandil’in ve Murat Karayılan’ın bu konuda daha temkinli davrandıkları görülüyor. Karayılan, “Kemalizme eleştirilerinin pozitif bir yaklaşım taşıdığını belirterek, CHP’nin sürece katılmasının önemine işaret ediyor. Buna karşılık dün yayınlanan Ö. Gündem, CHP’yi “tarihin çöp kutusuna” atıyor.
Bu arada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün partisinin “Demokrasi, Hukuk ve Toplumsal Barış İçin Önerilerini ve Önceliklerini” açıklamak için, gazetelerin genel yayın yönetmenleri ve bazı yazarlarıyla İstanbul’da kahvaltılı bir toplantı yaptı.

Kılıçdaroğlu bu toplantıda CHP’nin 19 maddelik “Demokrasi ve Özgürlükler Bildirgesi’ni de açıkladı. İlan edilen “Çözüm Önerileri” paketinin en büyük eksikliğini ya da zayıf yanını eşit yurttaşlık, Kürt kimliğinin tanınması, anadilde eğitim gibi “kolektif haklar” konusundaki tutum oluşturuyor. PKK’nın muhatap alınmasına niçin karşı çıkıldığı, bunun yerine hangi yöntemin önerildiği de tatmin edici şekilde açıklanamıyor.
Ancak Kılıçdaroğlu çok önemli bir şey söylüyor; silahların susmasından yana olduklarını ve çözümü ilkesel olarak desteklediklerini açıkça belirtiyor.

Buna karşılık AKP Hükümeti’ne güvenmediklerini özellikle vurguluyor. Kılıçdaroğlu, “Niteliğini, içeriğini ve amacını tam olarak bilmediğimiz bir süreci nasıl destekleyebiliriz” diye soruyor. Hükümetin konuya ilişkin bilgi vermediğini, topluma hiçbir açıklama yapmadığını anımsatan CHP lideri, derin bir kuşkuya sahip. AKP’ye güvenmediğini birkaç kez tekrarlıyor. 
Bu güvensizlik vurgusu, öyle günlük polemik dilinde duymaya alışkın olduğumuz, kamuoyuna dönük bir ajitasyon değil. Ortada ciddi bir sorun olduğu belli. Toplantıya katılan gazetecilerin önemli bölümü  –ki bir kısmının tuhaf bir önyargıya sahip olduğu görülüyor- bu önemli durumu ıskalıyor ve üzerinde durmuyor. Benim açıklık getirmek için sorduğum sorulara karşın bu tablo değişmiyor.

Oysa Kılıçdaroğlu, büyük umutlarla başlatılan “barış süreci”nin başarısızlıkla sonuçlanması halinde büyük felaketlere yol açabileceği uyarısını ısrarla yapıyor. CHP lideri “felaket” vurgusunu birkaç kez tekrarlıyor. Benim, “Bu konuda size ulaşan, AKP’nin tutamayacağı bazı sözler verdiğine, dolayısıyla bir şamada vaz geçecebileceğine ilişkin özel bir bilgi mi var?” şeklindeki soruma, “evet” diye yanıt veriyor. Kılıçdaroğlu açıkça AKP’nin niyetinin çözüm olmadığını belirtiyor. AKP’nin daha önce yaptığı gibi seçimlere kadar zaman kazanmak isteyebileceğini, sonra bir bahane bularak yan çizebileceğini ileri sürüyor. 
 
İşte bu ciddi iddia atlanıyor. Oysa gelişmelerin bu olasılığı gözeten bir dikkatle izlenmesi gerekiyor. Çünkü AKP’nin sicili bozuk. Dolayısıyla yan çizme olasılığı da büyük. Bu durumda hükümetin iki yüzlü tutumu sonucu yaşanacak bir başarısızlık, gerçekten büyük yıkıma yol açabilir. 

AKP’nin gerici diktatörlük anayasasının kabul edilmesini sağlamak için PKK ile hiçbir güvenceye bağlanmayan, hileli bir barış süreci başlattığına ilişkin elimizde güçlü veriler bulunuyor. 

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 951 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™