Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Elsa Türkiye
22 Şubat 2010, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

HUKUK POLİTİKASI

Bir hukukçu eğitimi programı, “Elsa Türkiye Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Kurgusal Duruşma Yarışması” adını taşıyor yıllardan beri. Yenilerde Özel Hukuk alanındaki bu etkinliğe Kamu Hukuku alanını da eklemişler ve “Mahmut Esat Bozkurt” adını vermişler. Yarışmalar, hukuk fakültelerinden gelen çalışma gruplarının davalı ve davacı konumlarında birbirleriyle çekişmeleri üzerine kurulu. Bir hakemler kurulu kazanan tarafı belirliyor.

Elsa Türkiye

İlkönce, fakülte dekanlarının seçtiği öğrencilerle bir çalıştırıcı kendilerine gönderilen “olay” üzerine çalışmaya başlıyor. Çalışma bütünüyle pozitif hukuk zemininde cereyan ediyor. Pozitif hukuku aşan bir eleştiri, irdeleme, değerlendirme, felsefi bir duruş istenmiyor. At gözlüğünün birinci kapağı böylelikle takılmış oluyor.

Daha vahimi, bu gruplardan, verilen olayı hem davalı hem de davacı olarak savunmaya hazır olmalarının istenmesi… Hangi tarafı savunacaklarını duruşma günü gelince kura ile öğreniyorlar. Bununla at gözlüğünün ikinci kapağı da yerini buluyor. Son aşamada öncekinde davacı iseler davalı, davalı iseler davacı olarak, tüm savunduklarının tersini savunmak görevi veriliyor. Bunu da başardıklarında işleri bitiyor. Bu programları onaylayan, yürüten kurumlar ve kişiler hukukçunun böyle yetişeceğini düşünüyorlar.

Öğrencisi olmaktan kıvanç duyduğum, kendisinden pek çok şey öğrendiğim değerli Hocam Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun, yaşasaydı adının böylesine bir hukukçu köreltme etkinliğinde kullanılmasına sevinemeyeceğini biliyorum.

Bu programla öğrenciye deniyor ki, kimi, neyi haklı bulursan bul, önemli değil. Sen her şeyi, herkesi savunmaya hazırla kendini. Önceki davada dediklerinin aksini sonrakinde aynı güçle ileri sürebilmelisin. Bunu da kazandığında, için rahat olsun. Buna profesyonel olmak denir. Ne uğruna mı? Hakikat, adalet uğruna olmadığı belli. Onlara inanman gerekir, savunabilmen için.

İnanmadan savunuyorsan, savunduğun ne uğrunadır? Kim bilemez bunu? Paradır, undur, unvandır, maldır, mülktür, iktidardır ama hakikat ve adalet asla değildir. Sen renksiz, kokusuz, saydam ol. Geçirgen, taşıyıcı ol. Kendinin kullanılmasına izin ver, buna en uygun koşullarda ve özelliklerde olduğunu kanıtla. Sen asla kendin olma. Vicdanına sorma hiçbir şeyi. Onun cılız sesini duymamayı da tez elden öğrensen iyi olur. Bu yarışmada kura ile, katılmadığın bir savı savunmak düşmüşse payına, gözünü kırpmadan yap ve aslında haklı bulduğun karşısavı çürütmeyi başar.

Başarıyla yürüdüğün bu yolda çürüttüğün o inançlarını bu kez canlandırmayı görev olarak alacaksın. Fakat sen onları kazandırmayı nihayet inandığın için değil, beklendiği için bir “görev bilinci”yle hedefine koyacaksın. Çürüttüğüne, hiç çürütmemişsin gibi yeniden sarılamazsın. Tüm aşamaları başardığında inançsız bırakıldığını, artık asla inanamayacağını birden görüvereceksin. Kim çekecek seni yukarıya?

Diyecekler ki, bu yolla öğrenci nesnel olmayı, yansız olmayı, bir diğerinin yerine geçerek empati geliştirmeyi öğreniyor. Pozitif hukuku her yönüyle didik didik ediyor. Hukukçu böyle eğitilir… Ne acı veren yalanlardır bunlar!

Oysa tüm bunları bize yalnızca vicdanımız öğretebilir. Öğrencilere vicdanlarının sesini dile getirmeyi yasaklayan bu bilgiçler onların bu becerileri böylelikle daha iyi kazandıklarını kanıtlamalılar. Vicdanımız, ne pahasına olursa olsun inandığımız yerde durmamızı ister. Sonradan yanlış olduğunu gördüğümüz şeyler uğruna savaşmış olmak bile, bilerek yanlış şeyleri savunmaktan daha kötü değildir. Aslında kötü değildir. Çok ağır gelse de, yanılmış olmanın hüznü ve üzüntüsünden başka bir yükü yoktur.

Ama öğrencilere, “inanmasanız da, gidin o yerde durun, bunun pişkinliğini öğrenin, ayakta kalmayı öğrenin, hayat mücadelesinde hak güçlünündür. Çünkü güçlü haklıdır. Gücünüzü gösterin” demenin adalet ve hakikate göre yargılayan vicdanları karşısında onları ne denli küçük düşürdüğünü bu işgüzarlar bilemiyorlar mı? Yarışmaya katılan bir öğrencimin dediği gibi, karşı tarafın açıklarını yakalamayı öğrendikleri ama belli. Bunun ne soylu bir empati olduğunu da ileri sürerler mi? Hukuk önce başkalarının haklarıdır.

(Cumhuriyet Bilim Teknik 12 Şubat 2010)

[Bu yazı 2207 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [4 Mayıs 2013] Hangi Barış? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [7 Aralık 2012] YÖK ve Karşıdevrim-2 ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [13 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [7 Ekim 2011] Tek ve Son Çare! ... [23 Eylül 2011] Üniversite Nedir? ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [29 Temmuz 2011] "Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*) ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [6 Haziran 2011] Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [26 Ocak 2010] KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™