Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hangi Barış?
4 Mayıs 2013, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
Gelsin diye yaptıklarınız barışı gerçekten getirecek mi? Yoksa daha zor, daha kanlı bir savaşın mayalanmasına mı yol açacak? Bu ülkede barışın koşullarını, insancıl ve toplumsal doğasını yeterince irdelediniz mi?
Hangi Barış?
Doksanlı yılların sonunda bir sempozyumda bir Alman meslektaşımla bu sorun üzerine söyleşirken, iki tür talep olduğunu, bunları burada birbirine karıştırmanın çok acı sonuçlar doğuracağını söylemiştim. Bunlar hukuksal taleplerle siyasal taleplerdi. Olgun, çağdaş bir hukuk devleti hukukunun haklar olarak tanıdığı tüm talepleri tüm uzantılarında tanımalıydı. Böyle bir hukuk devletinin hukukunun dışına taşan öteki talepler ise ancak siyasal talepler olabilirdi. Bölünmek, başka bir devlet kurmaya girişmek, üniter yapıyı bozmak, devletin temellerini sökmek gibi talepler siyasal taleplerdi. Bu devletten bunları tanımasını beklemek eşyanın doğasına aykırıydı. O zaman bu bir güçler savaşıydı. Üstün gelen bu taleplerini dikte edecekti. Bunun hukukla bir ilgisi yoktu. Bu durum asla gerçek bir barışı getiremezdi. Yenilen yeterince güçlenmeyi bekleyecekti. Bu düşündüklerimi bir yerde yazıp yazmadığımı sormuştu.
Bu konuya yeri geldikçe Türkçe yazdıklarımda değinmeye çalıştım. Geçen haftaki yazımda da bu yaklaşımın bazı ön bilgi ve düşüncelerini işledim. Bugün biraz daha derinleşeceğim.
Hep yeni bir savaşa götürecek olan siyasal barışın yerine, tüm iç savaşları sona erdirecek olan hukuk devleti hukukunun bu barışında birleşecek olan tüm sosyolojik aktörler, bireyi öncelikle kendi grup üyeleri olarak görmeyi bırakarak, birbirlerince birer “yurttaş” olarak tanınmaları için kendilerini gözden geçirmeye başlamalıdırlar. Bugün temel sorunları yaratan etnik ve dinci siyasal güçler kendi üyelerinin yurttaşlaşmasını gerçekten istiyorlar mı? Yoksa onları yeni bir savaşa teçhiz etmek için yeni bir fedai kimliği üzerine mi çalışıyorlar? Bunu çok iyi bilmeliyiz.
Ama tüm aidiyetlerin tüm üyelerine şunu sormak istiyorum: Her şeyden önce birer hukuk devleti yurttaşı olabilmek için grup önderlerinizin taleplerinden ve gruplarınızın sizi bu yolda engelleyen tüm düsturlarından uzaklaşmayı isteyebilecek misiniz? Gerçek bir barışı istiyorsanız, isteyebilmelisiniz.
Her birimiz bunu isteyebilir ve birbirimizden içtenlikle bekleyebilirsek hukuk barışına doğru en önemli bir adımı atmış oluruz. Tüm siyaset de buna hizmet etmelidir. Tüm siyaset ülke insanlarının yurttaşlaşmasına tüm olanaklarını seferber etmelidir.
Kimimiz bilerek ve isteyerek, kimimiz hiç bilmeyerek birbirimize karşı, bu dinmez acıları doğuran yanlışları yaptık. Bunların en başında hukuksal taleplerimizi siyasal talepler olarak suçlayarak güç savaşının konusu yapmak geliyordu. Öte yanda siyasal taleplerimizi de hukuksal taleplermiş gibi, güç savaşımızda haklı göstermeye çalıştık.
Şimdi bu yanılgıdan dönmek zamanıdır. Hukuka hizmet eden bir siyasete dönmek zamanıdır.
Hukuksal talepler tartışmasının yöntemi, zemini, araçları ve nihai mercileri asla güçler savaşınınkiler değildir. Bu tartışma, temellendirmede azami özgürlük, sıfır şiddet ve tehdit, bilimsel bilgi, yeterli araştırma, bağımsız ve yansız, yetkin bir yargıyla özgür basın gibi donanımlı, duyarlı bir kamuoyu gerektirir.
Bu söylediklerimden bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl bir felakete sürüklendiğini kolaylıkla söyleyebiliriz. Asıl bölünme, parçalanma toprak bölünmesi, parçalanması değildir. Yurttaşlığın paramparça edilmesidir. Bunu başardıklarında, sömürgenlerin teslim alamayacakları hiçbir şeyimiz kalmayacaktır. Bunun için, hukuksal taleplerle siyasal talepleri birbirinden ayırmayı çok iyi başarabilmeliyiz ve bunların birbirleri yerine kullanılmalarına izin vermemeliyiz. Gerçek barış bu çabadaki içtenliğimize, gayretimize ve başarımıza bağlıdır.
Düzeltme: Geçen haftaki yazınn başlığı “HUKUK DEVLETİ HUKUKU, BAŞKAYI ÖTEKİ YAPMAZ” olacaktı. Düzeltir, özür dileriz.
 
(Cumhuriyet Bilim ve Teknik)
 
[Bu yazı 1343 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [7 Aralık 2012] YÖK ve Karşıdevrim-2 ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [13 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [7 Ekim 2011] Tek ve Son Çare! ... [23 Eylül 2011] Üniversite Nedir? ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [29 Temmuz 2011] "Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*) ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [6 Haziran 2011] Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [22 Şubat 2010] Elsa Türkiye ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [26 Ocak 2010] KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™