Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kadın şiddetinde son nokta
23 Nisan 2013, Rana ULAŞ
, Rana ULAŞ

“Kadına şiddette son nokta” diye başlık atarken aslında tedirginlik duymuyor değilim. Kadına karşı şiddette erkeklerin bir sınırı yok. Kadın nasıl daha çok acı çeker diye kafa yormalarından şüphelenmiyor da değilim.

Kadına karşı şiddet yazıları, bu şiddet ortadan kalkmadıkça sürecek. Bu tür olaylar gözümüzün önünde olmadığı zaman sanki yaşanmıyormuş gibi bir hisse kapılmayı önlemek gerekiyor. Çünkü kadına karşı şiddetin boyutu gittikçe artıyor.

Son günlerde meydana gelen kadın şiddetine ilişkin üç olay  birbirinden korkutucu ve insanlık adına aşağılık verici.

İlk olay, Samsun Vezirköprü İlçesi’ne bağlı bir köyde Veysel M., eşi Hamide M.’yi tekme tokat dövüp penseyle 3 dişini de söktü. Eşinden korktuğu için hastanede “İnek tepti” diyen kadın, ilk evliliğinden olan oğluna olayı anlatınca Veysel M., gözaltına alındı. Böyle bir olaya bir insan nasıl yorum yapacağını şaşırıyor.

Bu erkekler bu gücü, bu cüreti nereden alıyor?

a. Gelenek ve görenekten

b. Dinden,

c. İktidardan

Doğru yanıt d. Şıkkı, yani hepsi.

Babasının dedesinin şiddet uyguladığını gören çocuk bu durumu içselleştirip büyüyünce aynı şeyi yapacaktır. İslam, kadına yönelik şiddete karşı değil, şiddeti kurallara bağlamış yalnızca. İktidar doğası gereği eril bir yapıdır. İktidarların erkek karakteri İslamcı ve sağ partileri yönetiminde daha belirgin duruma gelir. AKP iktidarının siyasal pratiğinde bu durumu net olarak görmek mümkün. Hamide M., savcıya verdiği ifadede, eşinin kendisini dövdüğünü ve dişlerini de penseyle çektiğini ileri sürdü. “Beni tekme tokat dövdü. Daha önce de beni hep döverdi” diye sözlerini sürdüren yaralı kadın, birine söyleyecek olursa kocasının onu öldüreceğinden korktuğunu söyledi.

Jandarmada gözaltına alınan Veysel M. ise iddiaları yalanlayarak, sorgusunun ardından savcılık tarafından serbest bırakıldı. Doğrusu çok merak ediyorum, bu vahşi adam ne yapsaydı tutuklanırdı? Üç değil de on dişini mi çekmeliydi? Ya da bu acı içindeki kadın ne yapmalı ki yaşadığı acılardan kurtulabilsin? Kocasını öldürmesi bu durumda suç mudur? İşte ben bunları çok merak ediyorum.

İkinci olay, Mersin'de 33 yaşındaki Rıdvan Demir, tartıştığı 8 aylık hamile eşi 26 yaşındaki Kıymet Demir'i karnındaki bebeğiyle birlikte bıçaklayarak öldürdü. Kadının cesedi otopsi için Mersin Devlet Hastanesi'ne götürülürken evde polisi bekleyen Rıdvan Demir gözaltına alındı.

Demir'in psikolojik tedavi gördüğünün belirtilmesi umarım hafifletici bir neden olarak ele alınmaz. Karısının canına kıyarken daha doğmamış bebeğine de kıyabilmeyi nasıl bir akıl hastalığı açıklayabilir ki! Canilik, herhalde en hafif tanımı olur. Ayrıca bu çiftin iki çocuğunun daha olduğu, okulda oldukları için vahşetten kurtuldukları anlaşılıyor. Ölmekten kurtuldular ancak yine de bu iki çocuğun yaşamları bundan sonra kim bilir nasıl sürecek!

Üçüncü olay ise henüz iki aylık evli olan 19 yaşındaki Pınar Yolver’in yaşamı kocası ve kayınpederinin uyguladığı şiddet nedeniyle sona erdi. Pınar, Kocası M.Y. ve kayınpederi S.Y.’nin şiddetine maruz kaldığı son gece baygınlık geçirdi. Kendine gelmeyince, hastaneye gizlice terk edildi Pınar. Doktorların çabalarına karşın yaşama tutunamadı genç kadın. Yapılan incelemelerde, tamamı morluk içinde olan bedenine kızgın ütüyle de basılarak işkence yapıldığı ileri sürülüyor.

Böyle bir caniliği anlamak olanaksız. Bu işkenceyi uygulayanların eğitimden nasibini almadıkları gibi insanlıktan da nasibini almadıkları açık. Bir kadının evlenmesi demek, kocasının ailesine bir mal gibi hediye edilmesi demek değildir. Bu zihniyet kırılmadıkça, bu tip ailelerin gelinlerine istediği işkenceyi yapmaları önlenemez.

Kadına şiddet, kadına vahşet durumuna geçmiş. Vahşet uygulayanlar hala içimizde bir yerlerde yaşıyor, vahşet her yerde belki de burnumuzun dibinde...

Yazımı, bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olması nedeniyle, Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği'nin 23 Nisan mesajı ile bitirmek istiyorum.

Dünyada çocuk bayramı kutlayan ilk ülke olmasına rağmen;

Çocuklarımız yoksul!

Eğitim hakkını kullanamıyor!

Ailede şiddete maruz kalıyor!

Küçük yaşta çalıştırılıyor!

Ve ‘çocuk gelin’ oluyor!..

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 999 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™