Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor?
16 Nisan 2013, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

NATO’dan geçen yıl yapılan açıklamada, Suriye’ye yönelik doğrudan bir askeri müdahalenin içinde yer alınmayacağı resmen ilan edildi. Bu durumda Türkiye, ABD ve Batılı ortaklarının çıkarları ve baskısı nedeniyle tek başına Suriye ile savaşın eşiğinde geldi. Bu durum devam ediyor. Bu yazıda, Suriye’ye yönelik müdahalenin neden Irak, Afganistan ve bir ölçüde Libya’dan farklı olduğunu, bu farkın Türkiye ve bölgeyi nasıl etkilediğini değerlendireceğim.

ABD emperyalizminin bütün dünyada bir gerileme sürecine girdiği gözleniyor. Paradoksal olarak ABD’nin gücünün zirvesinde olduğu dönem, onun için aynı zamanda düşüşün de başlangıcı oluyor.

Görünür gelecekte olası bir küresel rakibinin çıkmasını önleme üzerine kurulu olan ABD’nin 21. Yüzyıl siyaset senaryosu (Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi) bir imparatorluk tasavvuruydu. Bu projeye göre ABD, küresel erişimine kapalı alanlara, kontrol dışı bölgelere ya da hâkimiyetini tanımayan veya sarsan yerel rejimlere ve devlet dışı güçlere gerektiğinde doğrudan askeri müdahalede bulunmayı öngörüyordu.

Ancak, küresel hegemonya ya da imparatorluk projesinin finansmanını sağlamakta zorlanan, dahası bunun orta ve uzun vadede gerçekleştirilemeyeceğini anlayan ABD, 1995-2010 yılları arasındaki dönemde bu açığını askeri güç kullanarak kapatmaya çalıştı. Amerikan dış politikasına 1960’lardan başlayarak giderek artan oranda yön veren, W. Bush’un Başkanlığı döneminde doğrudan iktidara gelen yeni muhafazakârların (Neo-Conservative) geliştirdiği ‘Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’ de zaten bunu öneriyordu.

Neo-Con’ların ABD için geliştirdiği 21. Yüzyıl yönetim senaryosu, sadece dar bir entelektüel grubun siyasal ve ideolojik fantezilerinden oluşmuyordu. Bu senaryo, ABD’nin 21. Yüzyıl’da ihtiyaçlarına verilen bir yanıttı. Bu nedenle ABD’de Neo-Con’lar Barack Obama’nın iktidara gelmesinden sonra güç kaybetmekle birlikte, hiçbir zaman tam olarak etkinliklerini yitirmedi.

Nitekim, ABD Başkanı Barack Obama’nın geçen yıl (5 Nisan 2012) Pentagon’a gelerek Savunma Bakanı Leon Panetta, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey ve diğer üst düzey komutanların katılımıyla düzenlediği basın toplantısında, “ABD’nin Küresel Liderliğini Sürdürmek: 21. Yüzyıl Savunma Öncelikleri” başlıklı strateji belgesini açıklayarak Washington’un yeni doktrinini dünyaya ilan etti.

Başkan Obama’nın açıklamayı doğrudan kendisinin yapması, söz konusu stratejinin önemini gösteriyor. Yeni strateji belgesi (Obama Doktrini) bir anlamda, “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi” adlı bir önceki dönem stratejisinin güncellenmesi olarak da değerlendirilebilir. Belgenin ayrıntılarına bakıldığında bu durum açıkça görülmektedir.

Yeni strateji belgesine göre* ABD, 2020’li yıllara uzanacak yeni dış siyasetini ve bu siyaseti yürütecek askeri stratejiyi ilan etmiş oldu.

Belgeye göre ABD, “Uzun dönemli askeri operasyonlarla ulus inşası” stratejisinden “Daha küçük, yerel ve konvansiyonel kara güçlerine dayalı müdahale sistemi” stratejisine geçtiğini de açıkladı. Bu belge ABD’nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarının Asya-Pasifik hattına kaydığını resmen ilan etmesi bakımından da büyük önem taşıyordu. Belgede şöyle deniyor:

“ABD’nin ekonomik ve güvenlik çıkarları, Batı Pasifik ve Doğu Asya’dan Hint Okyanusu ve Güney Asya bölgesine uzanan gelişmelere ayrılmaz bir biçimde bağlıdır. Bu bölgelerde ortaya çıkan gelişmeler, zorluklar ile fırsatların bir bileşimini yaratmaktadır. Buna bağlı olarak, ABD Ordusu güvenliğe küresel çapta katkıda bulunurken, ihtiyaçlardan dolayı Asya-Pasifik bölgesinde yeniden dengeleme yapacaktır.”**

ABD yeni stratejisinin ipuçlarını Irak’tan askeri güçlerinin büyük bölümünü çekeceğini ilan ettiği sırada vermişti.

ABD, yeni küresel rakiplerinin yükseldiği Asya-Pasifik bölgesinde yeniden konumlanmadan önce Ortadoğu’da kesin bir hâkimiyet kurmak, istikrar sağlamak ve deyim uygunsa cephe gerisi sağlama almak istiyor. Bu nedenle bölgede kesin sonuç alacak bir “altın vuruş” peşinde olduğunu söylemek mümkün. Suriye düşürülürse bu vuruşun İran’a yapılacağı açık.

İran ve Suriye’nin varlığı, bölgede yalnız enerji havzaları üzerinde hâkimiyet kurulmasının önündeki engeller olarak değil, siyasal bakımdan da ABD’nin bölgesel ve küresel hedeflerini büyük riske sokuyor.

Ancak yeni dönemde ABD ve Batı, Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi doğrudan işgal ya da askeri müdahale yerine, yerel güçlerin harekete geçirilmesini esas alıyor. Obama Doktrini yerel ortaklarla işbirliği içinde bir küresel egemenlik stratejisi öngörüyor. Böylece hem maliyet yayılmış ve paylaşılmış oluyor hem de açık bir işgalci görüntüsü verilmiyor. Daha da önemlisi, yerel muhalif güçler harekete geçirilerek “özgürlük ve demokrasi getirme” gerekçesi için daha uygun bir ortam yaratılıyor.

Özetle Obama Doktrini esas olarak bölgesel ortaklarının desteği ve hedef ülkelerde işbirlikçi güçleri silahlandırarak, iç savaş çıkarma yötemine dayanıyor. Belgede şöyle deniliyor:

“Dünyanın başka yerlerinde ortaklık oluşturabilme kapasitesini kurmak da, küresel liderliğin maliyetlerini ve sorumluluklarını paylaşmak için önemini koruyor.” (a.g.e, 13)

Yukarıdaki alıntıda yer alan “küresel liderliğin maliyetleri” vurgusu dikkat çekiyor.

İşte bu nedenle ABD ve NATO Suriye’ye doğrudan bir askeri müdahale yerine, muhalifleri silahlandırarak, küresel cihatçıların bölgeye gelmesini sağlayarak ve esas olarak Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan arasında bir eşgüdüm kurarak Esad rejimini yıkmayı planlıyor. Kuşkusuz bu koalisyonun kilit ülkesi Türkiye oluyor.

Ancak aradan iki yıl geçmesine karşın Libya’nın tersine Suriye’de sonuç alınamadı. Baas rejimi beklenenden daha dayanıklı çıktı. Bu nedenle Obama İsrail ziyareti sırasında Natenyahu yönetiminin Mavi Marmara olayı nedeniyle Türkiye’den özür dilemesini sağlayarak Suriye’yi kuşatan koalisyonu genişletmeyi amaçladı.

Önümüzdeki dönemde Suriye’ye saldırının daha da şiddetleneceğini öngörebiliriz.

TÜRKİYE NEDEN FEDA EDİLDİ?


Suriye’ye karşı gerici ve emperyalist saldırının en etkin bölgesel taşeronu olan AKP Hükümeti, kendisini iktidara getiren ve orada tutan güçlere diyet ödemekten başka çaresinin olmadığını biliyor. Çünkü ABD ve Batılı ortaklarının destekleri olmasaydı, muhalefeti devlet terörüyle bastıran AKP değil 10 yıl, 10 ay bile iktidarda kalmazdı.

Başta Neo-Con hareket olmak üzere ABD’li ve Batılı siyaset yapıcıları, laik ve cumhuriyetçi Türkiye'nin İslam âlemini etkileyemeyecek kadar bu dünyadan uzaklaştığını düşünüyordu. Dolayısıyla Müslüman toplumlara model oluşturabilmek için bir ılımlı İslam ülkesi yaratmak gerektiği tezini işliyorlardı.

New York Times Gazetesi’nin uzun süre Ankara merkezli olarak Türkiye ve Ortadoğu temsilciliğini yapan Stephen Kinzer, geçen yıl yayımlanan kitabında, şunları yazıyor:

“Türkiye’nin modern tarihinin büyük bir bölümünde Müslüman dünya onu bir dönek olarak görmüştü. Atatürk’ün reformları Türkiye’yi İslam’ın o kadar uzağına taşımıştı ki dini meşruiyeti kaybolmuş gibi göründü. Türkiye yeni arzusuna karşı hemen hiç direnişle karşılaşmadı. (...) Osmanlı geçmişi ona büyük bir tarihi ağırlık vermektedir. Sadece göreli refahından dolayı değil ama aynı zamanda toplumun bu kadar özgür olmasından dolayı da cazip bir modeldir.”***

İşte Türkiye bu anlayışa ve stratejiye kurban edildi. Hazırlıkları süren gerici diktatörlük anayasası yeni rejimin, bir ‘Ilımlı İslam Cumhuriyeti’ olarak tescil edilmesi anlamına gelecek.

* Tam metin için bkz. Teori Dergisi, Sayı 266, Mart 2012

** Teori, Sayı: 226, Mart 2012, S. 11

*** Stephen Kinzer, Ezber Bozmak / Türkiye İran ve Amerika’nın Geleceği, Çev. Sulhiye Gültekingil, İletişim Yayınları, Mart 2011 İstanbul, S. 217.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1125 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™