Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE
26 Ocak 2010, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

Maden işçilerinin “3 Ocak Genel Direnişi”ni; doksan bin işçinin bir zamanlar Ankara’ya titreten yürüyüşünü anımsıyorum. 30-31 Ekim 1990 tarihinde Türk- İş Olağanüstü Başkanlar Kurulu aşağıdaki nedenlerle genel eylem kararı almıştı:

“1) Başta Anayasa olmak üzere, çalışma hayatını ilgilendiren yasalarla temel hak ve özgürlükleri engelleyen öteki antidemokratik hükümlerin bugüne kadar düzeltilmemesi;

2) vurguncularla fırsatçılara olanak tanıyan başıboş piyasa düzeni ve enflasyondan kaynaklanan hayat pahalılığının geniş halk kitlelerini ezmesi;

3) büyük çaplı bütçe açıklarının, işçi ve memur ücretlerine konulan ağır vergi ve fonlarla karşılama yoluna gidilmesi;

4) devlet memurlarına verilen komik zamlarla mağduriyetlerinin artırılarak sürdürülmesi;

5) laik cumhuriyet ilkelerinden ödün verici tarzdaki düşünce ve uygulamalara karşı çıkılmaması;

6) 120 milyar liraya ulaşan işçi alacaklarının, borçlu belediyeler tarafından halen ödenmemiş olması;

7) yüksek kazanç ve rant sahiplerine tanınan imkânların artırılması, vergi kaçaklarının önlenememesi;

8 ) bugüne kadar yaptığımız iyi niyetli uyarıların dikkate alınmaması;

9) özellikle 12 Eylül ortamının getirdiği yasak ve kısıtlamaları, yönetimde kurumlaştırmaya çalışan bugünkü iktidarla diyalog yoluyla sorunların çözülemeyeceği görüşünde birleşen Türk İş Başkanlar Kurulu, bu olumsuzluklar karşısında, genel eylem uygulamasına oybirliği ile karar vermiştir”.

3 Ocak’a katılım, tüm sendikaların ortalamasına göre % 80 oranında gerçekleşmişti. Eylem sendikalar dışında diğer işçiler, memurlar, muhalefet partileri, meslek odalarıyla demokratik kuruluşlar tarafından da desteklenmişti. Eylem boyunca şiddete başvurulmamıştı. (H.Ökçesiz, Sivil İtaatsizlik, 3.baskı, İstanbul 2001, s.74)

Bugünlerde Tekel işçileri tek yumruk, Ankara’ya yürüyor. Ama koşullar öncekilerinkinden daha ağır. Otuz yıl öncesinden tezgahlanan oyun bugün direnenleri her alanda çil yavrusu gibi dağıtacak bir etkiye ulaşmak üzere. Tekel işçileri birkaç bin yoldaşıyla cılız sesini duyurmaya çalışıyor. Sendikaların ne eski gücü, ne eskisi kadar üyesi kaldı. Sözde solcu kimi enteller de, sağda solda, işçi olmanın bilinçli olmayı kendiliğinden gerektirmediğini, siyaseti artık işçi sınıfı kavramını telaffuz etmeksizin yapmak gerektiğini, kuracakları bir sol partinin bu gerçeği öne çıkaracağını vs.’yi. söyleyerek ahkam kesiyorlar. Televizyon ekranlarında, zavallı Tekel işçilerinin bir ezeli çelişkiyi, ağızlarında zor dönen dilleriyle, gırtlaklarını yırtarcasına anlatmaya çalıştıklarını görüyorum. Sonunda hep “ölmek var, dönmek yok” diyorlar. Onlar kalem ustası değil, laf ustası değil, dönek değil, korkak değil, işte bu kadarını söyleyip, yaşamlarını koyuyorlar ortaya. Bu yoksul, işsiz insanları bu buruk sözleri söylemek zorunda bırakan bir siyaset, iktidar çarkı bu ülkeye reva mı?

Tekgıda-İş Sendikası Başkanlar Kurulu, Tekel işçilerinin 6.1.2010 günü yaptıkları referandum sonuçlarını değerlendiren basın açıklamasında şunları da söylüyor: “Çünkü tekel işçisi haklı. Kölelik düzeni insan onuruna aykırı olduğu için haklı. Yasalar ve kurallar gereği haklı. Bu ülkenin yurttaşı olarak, emekçisi olarak adalet istediği için haklı. Savunmasız, örgütsüz bırakılmayı reddettiği için haklı. Önce işsiz bırakılıp, sonra da boş oturmakla suçlandığı için haklı. Yıllarca harcadığı emeğe yapılan büyük nankörlüğü kabul etmediği için haklı.”“(…) buradan, çalışma hakları ellerinden alınan, işten atılan, işsizlik pençesinde kıvranan, kölelik ücretine mahkum edilen tüm emekçileri, kepenkleri kapatılan ve kapatılmaya çalışılan eczacıları, esnafı, başta Türk-İş’e bağlı işçi sendikaları olmak üzere, DİSK, KESK, KAMU-SEN, TEB, TMMOB, TTB, TBB ve emeğin hakkına sahip çıkan tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarını, 14 Ocak’taki büyük buluşmada birlikte olmaya ve bizimle kalmaya çağırıyoruz.

” Tüm işçi, emekçi sendikalarının başkanları niye bu bildirileri hep bir ağızdan yeniden okuyamaz? Ne denli vahim koşullarda bulunduğumuzu kamuoyuna niçin daha gür bir sesle duyurmazlar? Ülkeye niçin daha açık sözlerle sahip çıkmazlar? Herkes işçiden, işçi kendinden korkar mı olsun? İşçi neyi yanlış yapıyor da, bu eylemini yanlış yapsın? Ona neyi sordular da, o yanılttı? Ama o hiç sormadı gereğince. Şimdi soruyor. Kömür kara, tütün acı. Bu yazgı değil.

[Bu yazı 2122 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [4 Mayıs 2013] Hangi Barış? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [7 Aralık 2012] YÖK ve Karşıdevrim-2 ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [13 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [7 Ekim 2011] Tek ve Son Çare! ... [23 Eylül 2011] Üniversite Nedir? ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [29 Temmuz 2011] "Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*) ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [6 Haziran 2011] Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [22 Şubat 2010] Elsa Türkiye ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™