Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
PKK ne ister?
2 Nisan 2013, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

Başbakan, PKK’nın silahları ile birlikte şahsi garantisi altında sınır dışına çıkma ısrarından aniden çark etti. “Silahları bırakıp gitsinler” sözlerini ağzından duyduğumuzda hepimizin ağzı açık kaldı. O gece Başbakan’a dekor oluşturan “sadık bendeleri gazeteciler” soramadılar ama herkes bu U-dönüşün gerekçesini merak etti. Bence gerekçe basitti. Birileri Başbakan’a nihayet “hukuk”tan bahsetmişti, henüz otokrat olamadığını, bu ülkede Kürtler dışında hala kendisine “Türk” diyen unsurların çoğunlukta olduğunu hatırlatmıştı.

“Barış anlaşması karşılığı PKK’ya ne verdiniz?” sorusuna ise Başbakan 72 milyonun gözünün içine bakarak “vallahi 12 kanallı bir televizyon ve hergün 1 saat jimnastik dışında hçbir şey vermedim” diye cevap verdi!

Ben de Pazar günü:
“Açık yazıyorum, Başbakan bir TV kutusu, bir saat “jimnastik” karşılığı PKK’yı silah bırakmaya ikna ederse ben de “sadık bende”si olacağım!
Bu kadar ölüm, bu kadar zayiat ardından 30 yıl sonra silahları bu kadar ucuza bırakırsa PKK’nın ardından da sınır boyunda teneke çaldıracağım!” diye yazdım. (Yurt Gazetesi)
                                                                 
                                                                          ***

Nitekim, PKK’nın geri zekalı olmadığı hemen anlaşıldı ve hem BDP, hem KCK adına konuşanlar “Başbakan’ın 180 derece çark etmesine çok şaşırdıkları”nı beyan ettiler. Onlara göre müzakerelerde (pazarlıklarda) böyle bir şart söz konu bile olmamıştı.
Hali ile, nasıl futbolcu zora düşmedikçe bacağını kestirmez, PKK da istediklerini elde etmeden kendi kendisine silah bırakmaz!
                                 
                                                                         ***
                     
Gelin bugün PKK’nın elde etmeden silah bırakmayacağı şartları (kırmızı çizgilerini) tartışalım:
1)Adı nasıl konulursa konsun, yerel yönetimlere (Güneydoğu’ya) özerklik verilecek Bu minvalde:
i)Valilikler ve belediye başkanlıkları bir kişide toplanacak ve bu yönetici halk tarafından seçilecek. PKK’nın seçimleri kazanacağı 8-16 ilin üzerine bir de “süper vali” seçilecek.
ii)Ana dilde (ana dil eğitimi değil) eğitime geçilecek.
iii)Söz konusu bütün şehirler ve onlara bağlı ilçe, belde, mahalle, köy v.b.’na Kürtçe isim verilecek.
iv)Söz konusu illerde mahkemeler başta olmak üzere tüm kamu kuruluşlarında resmi dil iki adet olacak. Tüm yazışmalar iki dilde yapılacak.
v)Bu illerin yerel ihtiyaçlarını yerel yönetimler belirleyecek. Bütçeden buna göre pay alacak.
vi)Özerk Bölgelerin güvenliğinden yine TSK sorumlu olmaya devam edecek.
vii) “T.C.’ye bağlı Kürdistan Özerk Bölgesi” gereğinde Irak, Suriye, İran Kürtlerini himayesi altına alabilecek. Garantör TSK olacak.
                               
                                                                      ***

2)Anayasa’dan “Türk” kelimesi çıkacak. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan, Türkçe’yi resmi dil olarak, kahir çoğunluğu ise ayrıca ana dili olarak kullanan, Türk halk müziği dinleyen, Mozart’ın “Türk Marşı” ile övünen, Türk Milli Takımı’na alkış tutan, Türk mavisi giysileri seven, yurt dışında sorulduğunda mahçup bir şekilde “Türküm” diyen ama “ne mutlu Türküm diyene” şiarını Anayasa’da garanti altına aldıramayan “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları” (Türklere ait ülkenin kendisine Türk diyemeyen vatandaşları) olacağız.        

3)Yeni Anayasa ile birlikte “genel af” geçici madde olarak halk tarafından oylanacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları Silivri-Hasdal’dakileri , KCK’lıları, her türlü mahkumu ve tabii ki bu arada PKK’yı kendi “hür iradesi” ile af edecek.
4)Ülkeye demokrasi geldikten sonra Apo da rica minnet üzere özgürlüğüne kavuşacak.
                                
                                                                   ***

5)Apo da BDP’ye “RTE bana 1 adet 12 kanallı TV kutusu ve hergün 1 saat jimnastik hakkı verdi, biz de altında kalmayalım, TBMM’de Anayasa oylanırken kendisine ‘Türk usulu partili Başkanlık sistemi’ için destek verin!” diyecek.
Barış uğruna “ser”inden (baş) vaz geçmeye hazır olan Başbakan’a “serimlik” verilecek!
                                                                   
                                                              ***

Lütfen, bu yazıyı saklayın. Bir kısmı için 2014 ağustosunda, tamamı için 2015 haziranında benden hesap sorun!

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1285 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™