Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kılıçdaroğlu 'muhalefet'i kime devretti?
27 Mart 2013, Mustafa MUTLU
, Mustafa MUTLU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün partisinin grup toplantısında CHP’li milletvekillerine Başbakan Erdoğan’ın görüntülerini izletti. Bu görüntüler Erdoğan’ın, birbiriyle çelişen sözleriydi.

CHP’nin grup toplantı salonuna konulan ekranda tam bu görüntüler dönmeye başladığında; birkaç kanal hariç, toplantıyı “canlı” yayınlayan bütün haber kanalları yayını kesti!

Peki neydi o çelişkili sözler?

Buyurun, okuyun:

Tarih Ekim 2009, Erdoğan konuşuyor: “Dün Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur, Türkiye’de bir şeyler oluyor, iyi şeyler oluyor, güzel şeyler oluyor. Umut verici gelişmeler oluyor.”

Tarih Mart 2013, yine Erdoğan konuşuyor: “Bunun bir şova dönüştürülmesini arzu etmiyoruz. İkinci bir Habur yaşamak da istemiyoruz.”

Tarih Ağustos 2010, Erdoğan konuşuyor: “Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu bir iktidar, hiçbir zaman terör örgütüyle masaya oturmamıştır ve oturmaz.”

Tarih Aralık 2012, yine Erdoğan konuşuyor: “Ada’yla görüşme yaptırırız. Kimlerle? İşte bu işlerle görevli olan elemanlarımız vasıtasıyla... Ha bu arada İmralı’yla ilgili görüşmeler yine olabilir.

Tarih Mayıs 2012, Erdoğan konuşuyor: “Adının başında milletvekili sıfatı olanlar, adının başında genel başkan sıfatı olanlar pervasızca çıkıp dağdaki gençleri teşvik edebiliyor.”

Tarih Şubat 2013, yine Erdoğan konuşuyor: “Beğenirsin beğenmezsin. (PKK’lılarla kucaklaşan BDP’li vekilleri kast ediyor.) Bu gelenler bu ülkenin seçilmiş milletvekilleridir.”

Tarih Ağustos 2010, Erdoğan konuşuyor: “Biz geldik, Esad kardeşimle oturduk, iki ülke arasındaki meseleleri konuştuk.”

Tarih Aralık 2012, yine Erdoğan konuşuyor: “Kardeşlerim. Şu anda dünyada 100’ü aşkın ülke bu kardeşimizin (Suriyeli muhaliflerin lideri Muaz El Hatip’i gösteriyor) ve ekibinin liderliğini kabul etmiş vaziyette. Bu ne demektir? ‘Ey Esed. Biz seni artık tanımıyoruz. Hadi defol’ demektir.”

Tarih 1994, Erdoğan konuşuyor: “Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olduğu zaman adeta ters mıknatıslanma yapar.”

Tarih Mayıs 2007, yine Erdoğan konuşuyor: “Laiklik tüm inançlara eşit mesafededir ve onların güvencesi durumundadır. Ama bunu İslam karşıtı olarak getirdiğiniz zaman burada bir yanlışa düşersiniz.”

Tarih Kasım 2010, Erdoğan konuşuyor: “Milliyetçilik belli idealler, belli değerler etrafında buluşmak, bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmek, insanlığın tamamının huzur ve barışı adına tek yürek hâline gelmektir.”

Tarih, Şubat 2013, yine Erdoğan konuşuyor: “Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız.”

Tarih Eylül 2010, Erdoğan konuşuyor: “Bize oy versin vermesin, bize gönül versin vermesin, bizi sevsin ya da sevmesin her bir vatandaşımın yaşam tarzı bizim namusumuzdur.”

Tarih Ocak 2013, yine Erdoğan konuşuyor: (Bir vatandaş ‘Sana oy yok’ diye bağırıyor.) “O oy senin olsun. Al o oyu kendine sakla. Onu sen, vermen gereken yere ver.”

Tarih Mayıs 2011, Erdoğan konuşuyor: “Bu ülkenin Başbakanı, soruyorum sizlere bir anma törenine gider de bir korgeneral orada ayağa kalkmaz mı? Kalkması gerekir. Kalkmadığı anda da tabii bedelini öder, o ayrı mesele... Zaten de bedelini ödedi!”

Tarih Ocak 2013, yine Erdoğan konuşuyor: “Bu insanların moral değerler noktasında, motivasyon noktasında eğer biz darbeyi vurursak biz bu terörle mücadelede çok büyük darbe yeriz. Neredeyse komuta kademesinde oralara gönderecek subayımız kalmıyor ya, böyle şey olmaz!”

Neden izletti?

Peki; Kemal Kılıçdaroğlu dün bu görüntüleri neden izletti?

Onun amacını bilemem ama ben anladığımı

söyleyeyim:

Sanırım, “Biz yeterince muhalefet yapamıyoruz ama zaten Başbakan bu işi de bize bırakmıyor” demek için...

Yukarıdaki çelişkili sözlere bakınca; haksız da sayılmaz hani!
 

GÜNÜN SORUSU

Soru, Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker‘den:

Suça bulaşmış, eli silahlı kişilerin, ellerini kollarını sallayarak ülke sınırları dışına çıkmalarına izin

verilmesi, hiçbir yasamıza ters düşmüyor mu? Düşüyorsa, bu hukuk katliamı, toplum vicdanına nasıl anlatılır?



Uyan Türkiye... (24)

Ergenekon davasında ağırlaştırılmış

müebbet hapsi istenen bilim insanı Fatih Hilmioğlu, kanser... Ancak “tedavi hakkı”, bizzat yargılandığı mahkeme tarafından engelleniyor.

Ölümcül “uyku apnesi” hastalığına yakalanan Emekli Üsteğmen, Avukat Serdar Öztürk de Hilmioğlu tahliye edilmediği sürece tedaviyi reddediyor.

Günlerdir hep birlikte devlet yönetiminde söz sahibi makamlara duygularımızı yazarak, duyarsız kalmamalarını istiyoruz...

Bugün sıra Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan‘da...

Faks: (0312) 215 06 84

E-posta: ozelkalemburo@ekonomi.gov.tr

(GazeteVatan)

[Bu yazı 929 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™