Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Mütareke Medyasından Müzakere Medyasına
27 Mart 2013, Av. Hüseyin ÖZBEK
, Av. Hüseyin ÖZBEK
30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’nin ikinci haftası dolmadan, 13 Kasım 1918’de İtilaf Donanması Boğaza demirler. İngiliz, Fransız birlikleri karaya çıkarak stratejik noktaları işgal ederler. Dersaadet’in (İstanbul) 1918’den 6 Ekim 1923’e kadar sürecek acılı esaret günleri başlamıştır. Asırlarca imparatorluğun uzak sınırlarından zaferle dönen Orduyu Hümayun’un tuğlarını görmeye alışmış İstanbul ahalisi, düşman çizmesi altında yaşamanın zilletini, esaretin utancını tadacaktır. Saltanat ve Hilafet merkezinin iç karartan mütareke atmosferi romanlara, edebi eserlere konu olur. Kemal Tahir, Esir Şehir’de Mütareke İstanbul’unu, Esir Şehrin Mahpusu’nda Millici Kamil Bey’in cezaevi yaşamını, Yol Ayrımı’nda Kurtuluş Savaşı sonrasının hesaplaşmalarını anlatır. Mithat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul’unun son bölümü Mütareke münevveranı üzerinedir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Sodom ve Gomore’si kurtuluşa inanmayıp işgalcilere yaranma yarışına giren Boğaz’ın iki yakasındaki kremayı, köksüz aydınları, mütareke medyasının satılık kalemlerini çarpıcı bir dille anlatır.
 
Mütareke medyasının sembol ismi Ali Kemal’dir.Mihran Efendi’nin Peyam-ı Sabah Gazetesi’nin başyazarı olarak her gün işgali kutsarken Ankara’ya ateş püskürmektedir.İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin önde gelen üyelerinden olan bu ihanet kalemine halk Artin Kemal adını takar.Alemdar Gazetesi’de Refi Cevat Ulunay, Aydede’de Refik Halit Karay ve diğer kalem erbabı İngiliz bahşişiyle Milli Mücadele’ye ver yansın etmektedirler.Cenap Şahabettin Yunan Ordusu İzmir’e çıktığında, “Bu memleketin hakiki sahipleri geldiler” diye yazabilmektedir!Anadolu’da işgalcilere karşı ölüm kalım savaşı veren Türk halkı mütareke medyasının dolma kalemleri tarafından eşkıyalıkla, barbarlıkla suçlanmakta, sömürgecilere itaat etmediği için aşağılanmaktadırlar.
 
Kurtuluştan sonra ihanet kalemlerinden birkaçı Yüzellilikler arasında yurt dışına çıkarıldılar.Bazıları kaçtılar.Mütareke aydınlarının çoğu da araziye uyarak yeni rejimin şakşakçılığına soyunup Ankara’ya yamandılar. Fakat asla yok olmayan mütareke ruhunu, ihanet genetiğini gizli bir din gibi günümüze kadar içlerinde taşıyageldiler.
 
Toplumu yönlendirmek, istenilen yönde ve biçimde şartlandırmak için hipnoz etkisi yapan kavramlar kullanılır. Bu anlamda bazı sözler,ustaca programlanmış bir süreçle toplumsal narkoza yol açmaktadır. Son günlerde sıkça kullanılan “açılım” ve “müzakere” kelimeleri ile yaratılan illüzyon bunun çarpıcı örneklerindendir. Müzakere söylemiyle makyajlanan pusunun medya ayağına biraz daha yakından bakalım: Mütareke medyasının manevi mirasçısı Müzakere medyasının, 29 Ekim 1923’ten bu yana biriken 90 yıllık kinin tetiklediği histerik saldırısını ibretle izliyoruz. İhanetin üç atlısı olan İngiliz Muhipleri Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti ve Kürt Teali Cemiyeti, ihanet nöbetini günümüzdeki varislerine devretmişlerdir.
 
ABD emperyalizminin bölgeye yönelik enerji yağmasının makyajı BOP olarak tanımlanmaktadır. Bölge halkları için bin yıl sürdürülmesi tasarlanan kara kışın, diktatörlüklerinin tasfiyesi söylemiyle bahar olarak yutturulması ihanet medyasının marifetine tevdi edilmiştir. İhanetin makyajlanmış adı olan açılım taarruzunun karargahı, lojistiği dışarıdan,uygulama içeridendir.
 
Dönemler kurumlarını, kurumlar kişilerini yaratır.Türkiye’ye dayatılan etnik ve mezhepsel kompartımanlara bölünme,ayrışma, siyasi iktidar tarafından her sorunu çözecek bir mucize formül olarak benimsenmektedir.Ülkenin kuruluş felsefesi ile olan doku uyuşmazlığı bir tercihi kolaylaştırmaktadır.Ülke ve ulusla ortak hiçbir paydası kalmamış vatansız sermaye bu ayrışma projesinde üzerene düşenin fazlasını yapmaktadır.Sermaye medyasının görevi ise ameliyathaneye alınan ülkenin ve ulusun birliktelik ruhunun yok edilirken narkoz koklatmaktır!
 
Bölücü terör örgütü lideri ile siyasi iktidar arasında ayrılıkçı talepleri meşrulaştırıcı ve enternasyonalize edici Habur süreci açılım sözüyle tanımlanmıştır.Gelinen aşamada ise Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldıracak, Türklerin millet olarak varlığına son verecek bir ihanet projesi,her derde derman lokman hekim ilacı niyetine müzakere sözcüğüyle sunulmaktadır. Tezgahın ulus ötesindeki ana karargahının içerdeki müttefikleri olan erk sahipleri ile vatansız sermayenin haymatlos medyası müzakere taarruzunun başarısı için elinden geleni yapmaktadırlar.
 
Türkiye’yi yaşanması olanaksız bir etnik cehennemine çevirecek, siyasi coğrafyasını küçültecek, Cumhuriyet’in 90 yıllık birikimini dinamitleyecek ihanet pusunun allanıp pullanmasında günümüz Ali Kemal’lerinin üstlendiği misyon mütareke kalemlerine rahmet okutacak ölçüdedir. Onlar sonuçta işgalci çizmelerinin mahmuz şakırtılarından korkan zayıf kişilikli insanlar olarak tarihteki yerlerini aldılar.Şimdikiler ise beyaz efendi Robinson’a ebedi bağlılık yemini etmiş zamane Cumaları olarak tiksinti simgelerine ayrılan sayfaya kaydedileceklerdir.
 
Av. Hüseyin Özbek
27 Mart 2013

 

[Bu yazı 1595 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™