Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Gazetecilik böyle ahlâksızca yapılmaz
20 Mart 2013, Can ATAKLI
, Can ATAKLI

Kendi kendime “ahlaksızca bir provokasyon, üzerinde bile durmaya değmez” diye düşünüyordum, ama özellikle yandaş medyanın tavrı üzerine hemen iki metre önümde yaşananları herkesle paylaşmam gerektiğine inandım.

Pazar günü Haliç Kongre Merkezi’nde İstanbul Barosu’nun olağanüstü Genel Kurulu yapıldı. Türkiye’nin ve dünyanın pek çok yerinden avukatlar, hukukçular toplanmıştı. İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal etkili ve coşkulu konuşmasını bitirdikten sonra Kocasakal’ı yakından görüntelemek isteyen gazeteci arkadaşlarımızın bir bölümü de sahneye çıktı. Ancak Divan Başkanı hem disiplinin hem de güvenliğin sağlanabilmesi için “sahnenin boşaltılmasını” istedi. Bütün gazeteciler bu talebe uydu ve aşağı indi. Sadece bir gazeteci, Akit muhabiri ısrarla sahnede kalacağını söyledi. Görevlilerin “lütfen inin” uyarılarına karşı “Hayır ben basın mensubuyum” karşılığını verdi ve “Basının sesi kısılıyor” diyedek kürsüdeki mikrofona doğru koştu.

Doğal olarak görevliler önünde durup bu gazeteciyi aşağı inmeye zorladı. Gazeteci sürekli olarak karşısındakilerin üzerine yürüyerek bağırıyor çağırıyordu. Sonunda aşağı indi, aralarında benim de bulunduğu basına ayrılmış bölüme oturdu ancak bağırıp çağırmayı sürdürdü.

Salondan tepki yükselince bu kez ayağa kalkarak salona yumruk sıkmaya başladı.

Gazeteci kendisini oturmaya davet edenlerin de üzerine yürüyerek “vurmayın” diye bağırdı bu kez. Üç dört görevli gazeteciyi salonun dışına doğru çıkardılar, gazeteci bu kez kendini yere attı, “beni öldürüyorlar” diye bağırmaya başladı.

Baro görevlileri getirilmek istedikleri oyunu fark ettiklerinden hemen ambulans çağırdılar. Başında doktor ve hemşireleri gören gazeteci bu kez “kalp hastasıyım, fenalaşıyorum” diye bağırarak boylu boyunca yere uzandı. Sağlık görevlileri hemen elektro almak için cihazlarını taktılar. Ardından gazeteci sedyeye yatırıldı, ama her nasılsa kalp krizi geçiren ve ölmekte olan gazeteci sedyede doğrulup sağa sola “provokatörler” diye bağırmaya devam etti.

Öyle sanıyorum ki bu gazeteci, Avukatların hukuk ve demokrasiye saygısından ötürü Baro toplantısında kılına bile zarar gelmeyeceğini, bu tür bir provokasyona gelinmeyeceğini çok iyi biliyordu. Oyununu oynadı ve zerre zarar görmeden çekip gitti. Ertesi gün özellikle yandaş medyada “Baro’da linç girişimi” başlıklarını gördük.

Gazetecilik böylesine ahlâksızca yapılmamalı.
 

Meğer Çanakkale’de Atatürk hiç yokmuş

Çanakkale Zaferi’ni coşkuyla kutlarken şehitlerimizi de özlem ve sevgiyle andık. Bu yıl zafer kutlamaları çok başka havada geçti. Başbakan konuyu çok sahiplendi ve Çanakkale üzerinden Türk milliyetçiliği ile ilgili görüşlerini tekrarladı.

Daha önce “Türk milliyetçiliğini ayaklar altına aldıklarını” söyleyen Erdoğan’ın Çanakkale konuşması çok ilginçti. Erdoğan’ı dinlerken Çanakkale Savaşı’nı Türk olmayanların daha fazla sayıda olduğu Müslüman askerlerle kazandığımızı, bunun için tüm Müslüman ülkelerin ellerini göğe açarak dua ettiklerini öğrendik.

“Çanakkale Zaferi gökten inen beyaz sakallı melekler sayesinde kazanıldı” propagandasının bir başka türlüsü yani.

Ancak çok ilginçtir, Başbakan Çanakkale Zaferi’ni aslında 30 küsur milletin askerlerinin kazandığını anlatırken Atatürk’ten hiç söz etmedi. Sanki Atatürk Çanakkale Savaşı’nda hiç yoktu. Türk milleti de yoktu. Hangi millet vardı? Müslüman ümmeti vardı.



Son girene en büyük ceza

Ergenekon davası 5 yıldır sürüyor. Sonunda savcı mütalaasını açıkladı, sanıklara çok ağır cezalar istedi.

Burada dikkat çeken birkaç nokta var. Birincisi, terör örgütüne son katılan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a, eski yasaya göre idam cezası isteniyor, bugünkü karşılığı ağırlaştırılmış müebbet. Peki savcılar 5 yıl boyunca örgütün ‘bir numara’sını ortaya çıkaracak belge bulamamışlar mıydı? AKP iktidarının atadığı Başbuğ yıllarca hem kuvvet komutanlığı hem genelkurmay başkanlığı yaptı, terörist olduğu ancak emekli olunca mı anlaşıldı?

İkincisi, sanıyorum mahkeme “bu kadar süreden sonra elimden başka bir şey gelmez” diyerek en ağır cezaları verip topu Balyoz’daki gibi Yargıtay’a atacak. Bu da sanıkların en az bir yıl daha tutuklu kalacaklarının işaretidir.

Ücüncüsü, çoğu birbiriyle bırakın fikren anlaşmayı fiziken bile bir araya gelemeyecek onca kişi nasıl oluyor da aynı merkezden yönetilen bir terör örgütünün mensubu olabiliyorlar?

Bu dava intikamcı iklim nedeniyle şimdi sorun yaratmaz belki ama, yıllar sonra adaletin kara bir lekesi olarak anılacaktır.

GÜNÜN SÖZÜ

Eğitim-Sen Trabzon Şubesi’nin düzenlediği “Sansüre Hayır” mitinginde sansürlenen kitaplar okunmuş. Sıradaki okuma faaliyetini tahmin etmek zor değil; o kitapları okuyanların canlarına okunması. (Gani Yıldız)
 
(GazeteVatan)
[Bu yazı 954 kez okundu]
Can ATAKLI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [22]
[24 Aralık 2012] Yasalar ancak sanık AKP'li olunca akla geliyor ... [6 Eylül 2012] Sayın Başbakan, CHP bütün kötülüklerin anası değildir! ... [30 Ağustos 2012] Cemil Bey, Cemil Bey Meclis aşağılanıyor, gıkınız çıkmıyor ... [22 Ağustos 2012] "MİT uyarmıştı" ne demek kardeşim ... [20 Ağustos 2012] Sahibi olmadığımız için Kürt sorununu çözemiyoruz ... [14 Ağustos 2012] Her yer kontrolümüzde ama Yüksekova'ya banka açmak için mangal gibi yürek gerek ... [1 Ağustos 2012] Sahipsiz İstanbul köprü çilesiyle büyük bir fırsatı kaçırıyor ... [27 Haziran 2012] Genelkurmay'la bir sorun mu var? ... [20 Haziran 2012] 'Zamanlamaya dikkat' safsatasına artık bir son verin ... [17 Nisan 2012] Üniversiteler garnizona döndü ... [2 Nisan 2012] Eğitime darbenin hasarı 20 yılda ortaya çıkar ... [22 Şubat 2012] AKP'nin işine gelmezse Özel Yetkili Savcılık kaldırılabilir ... [18 Şubat 2012] Balyoz'un muvazzaf subayları için emeklilik pazarlığı yapılıyor ... [11 Ocak 2012] Hukuk önünde herkes eşittir aldatmacası ... [4 Ocak 2012] Sadece kaçak muz ve çay bile milyonlarca dolar bırakıyor ... [25 Ekim 2011] Van depremi demokrasi sahtekârlarını kurtardı ... [19 Ekim 2011] Cezaevi ziyaretlerinin çetelesini tutmak ... [2 Ekim 2011] Muhsin Yazıcıoğlu olayı nereye varacak? ... [15 Eylül 2011] Sorun PKK ile görüşmek değil doğru söylememek ... [3 Eylül 2011] O fotoğraftaki cinlik ... [22 Ağustos 2011] Kürtler yaklaşan felaketi görmek istemiyor ... [25 Temmuz 2011] Halk çok memnun, ama demokrasi istemiyor ...
Can ATAKLI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™