Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Akıl var mantık var
20 Mart 2013, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Türkiye'de hükümetten Suriye'ye yönelik suçlamalara değineceğim bugün.

Ama önce özür...

Pazartesi soL gazetesinde yazdığım yazının başlığında bir sürçme hatası vardı. “Kurdu kuzuya, Kıbrıs'ı NATO'ya” başlığındaki komik yanlış için özür dilemeliyim. Yazıyı yetiştirmişim, ama kuzuyu kurda değil kurdu kuzuya vermişim!

Bağlantılı diğer özür ise sevgili Ahmet An'a. Kıbrıs'la ilgili bu yazıya kaynaklık eden belgelerden, bu belgelerin bir Kıbrıs gazetesinde yayınlanmasından Ahmet An haberdar etmişti beni. Aklımdaydı, adını anacaktım. Sonra nasıl olduysa, yazıyı yetiştirirken atlamışım.

Teşekkürler Ahmet, özürler okuyucu...

* * *

Akıl var, mantık var ve Suriye'nin Türkiye'ye yönelik karanlık dolaplar çevirmesi için ortada herhangi bir neden yok.

Başı yeterince sıkışık olan Şam hükümetinin, üstüne çullanmak için fırsat kollayan, zaman zaman her tür çılgınlığa hazır görüntüsü veren kuzey komşusuna böyle koz vermesi mümkün değil. Bu, sınırda patlayan bomba yüklü araç için bin defa geçerli.

Sınırdan içeri düşen bombalar meselesinde Avusturya Savunma Bakanlığının icazeti olmaksızın yapılması düşünülemeyecek bir yayında Akçakale'de beş vatandaşın ölümüne yol açan bombaların NATO silahı olduğu yazılmış. Üstünden iki ay geçmiş bu yayının. NATO'nun değil ama “Barış için Ortaklık”ın üyesi olan Avusturya aracılığıyla verilen mesaj berrak gibi duruyor: Türkiye NATO silahlarını NATO'ya bilgi vermeden, gelişigüzel dağıttığı için uyarılıyor.

Bu mesaj bir bütüne oturur. Batı ittifakının Suriye muhalefetine ilişkin pozisyonu yeni ve belli bir açıklık kazandı. Bazı Avrupalı NATO üyeleri, artık veciz bir ifadeyle Suriye'de hükümet ile muhalefet arasındaki askeri dengesizliğin giderilmesi için muhalefete açıkça silah yardımı yapılmasını savunuyorlar.

Dengesizlik giderildiğinde, çatışma durumunun sonsuza kadar sürmesi mümkündür. Batının güncel politikası budur.

Bu, Rusya'nın da bayağı uğraş verdiği, Şam'ın temel hedefi olan ve geçtiğimiz ay yamacına kadar gelinen “görüşmeler yoluyla çözüm” seçeneğinin reddidir.

Baas bu noktada bir hayalkırıklığına düşmüşe benzemiyor, muhalefetin politik temsiliyet yeteneklerini alaya alıyor ve görüşme masasına davetiye çıkartmayı sürdürüyor. Rusya'nın da bu çizgiden yakın zamanda sapamayacağı açık. Akdeniz'in kendisi için önemini haftada bir tekrar eden bir Rusya'nın Suriye'nin emperyalistlere direnmesine yardımcı olmaktan vazgeçmeyeceği söylenebilir rahatlıkla.

Batı ittifakı yelpazesine tekrar bakarsak, rol değişimi ilginç gerçekten de... On yıl önce Irak'ın istilası için en uçlarda oynayan, kural ve hukuk tanımaz ABD gitmiş, uluslararası saldırganlığın ve keyfiliğin frenine basan bir ABD imajı onun yerini almıştır.

Sadece “imaj”...

ABD'nin Suriye sorununun barışçıl yollarla, müzakerelerle çözülmesine yatabileceğini düşünmemeliyiz. ABD Esat'lı bir geleceği sineye çektiğinde yenilmiş olur. Amerikan pragmatizmi bile şu an bu denli aleni bir yenilgiye gelemez.

ABD başka bir şey yapıyor. Daha önce liderliğini kanıtlamak ve perçinlemek için riskleri kendi üstüne alan bir ABD vardı. Şimdi liderliği sayesinde riskleri müttefiklerine dağıtan bir ABD var.

Türkiye ise risk dağılımında olağanüstü bir dengesizliğin altına girmiş durumda.

Türkiye Suriye'nin hava savunma sistemini test etmek için jet uçağını ve subaylarını riske etti. NATO silahlarını illegal olarak çetelere aktararak risk aldı. Bu silahlarla kendi kendine provokasyon düzenleyerek devam etti. Rusya ve İran'ın Suriye'yi destekleme politikalarının karşısına, kendi başına çıkmaya kalktı. Aldığı ödül, patriot sistemi yüzünden İsrail'le olası bir çatışma halinde İran'ın ilk vuracağı ülke haline gelmek... Türkiye başbakanı, Ulusal Koalisyonun başkanı Muaz el Hatip'i mitingden mitinge gezdirerek risk aldı. Önce Esad'lı çözüme açık olduğunu söyleyip AKP'yi yarı yolda bırakan Hatip, muhtemelen yaşananları okumaktan aciz olmanın bedelini yeni ihdas edilen uyduruk bir koltuğun bir ABD vatandaşına teslim edilmesiyle ödemiş bulunuyor. Ama AKP bu uyduruk toplantıya evsahipliği yapmakla hiç de küçük olmayan bir risk daha almış bulunuyor. Dün çıkan kimyasal bomba haberi riskin cılkının çıkmasıdır. Muhalifler daha önceleri Türkiye'de kimyasal silah üretim laboratuarlarını görüntüleyip internete yayıyorlar, bu yolla Suriyelileri terörize etmeyi amaçlıyorlardı. Şimdi patlayan o pratik belli ki.

Özetle Batı yelpazesi birbirini bütünlüyor. Bu bütünlükte “temkinlilik ucunu” ABD, “saldırganlık ucunu” Türkiye temsil ediyor. Bu ikisinin karşılıklı çekiştirdiği tablo yukarıda hatırlatılan çizgiyle AB'de dengeyi buluyor. Sonuç olarak emperyalizm Suriye'de taş üstünde taş kalmamasını arzuluyor.

AKP'nin aldığı asıl risk, saldırganlık ucuna yaptığı yatırımdır. Türkiye'de siyasi iktidar uçlarda oynayacak bir güce sahip değildir artık. Akıl var, mantık var. Nasıl Esad'ın provokasyon için herhangi bir nedeni yoksa, Erdoğan'ın da yüzüne gözüne bulaştırmadan provokatörlük yapma yeteneği yok.

(SolHaber)

[Bu yazı 1091 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™