Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
DÖRDÜNCÜ YARGI PAKETİ (II) Tasarının TBMM'de iyileştirilmesi gerekiyor
15 Mart 2013, Sedat ERGİN
, Sedat ERGİN

AİHM’deki Türk yargıç Prof. Işıl Karakaş’ın geçen kasım ayında İstanbul’da katıldığı bir konferansta altını çizerek hatırlatma ihtiyacı duyduğu bir nokta, AİHM’nin “İfade; şiddet kullanmaya, silahlı direnişe teşvik etmiyorsa ceza hukuku ile kısıtlanmamalıdır” yolundaki yerleşik içtihadıydı.
 

AİHM, bu içtihada aykırı mahkeme kararları nedeniyle Türkiye hakkında pek çok ihlal kararı verdi. Mahkemenin bağlayıcı görüşü, ifade özgürlüğü ile terör suçu arasındaki sınırın somut kriterler üzerinden çizilmesi ve terör fiilinin aleni “şiddete teşvik” unsuruna bağlanmasıdır.

* * *

Hükümet tarafından TBMM’ye sunulan Dördüncü Yargı Paketi’nin en önemli yönlerinden biri, AİHM’nin bu beklentisini büyük ölçüde karşılamakta oluşudur. Bu adımı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 6’ncı ve 7’nci maddelerinde yapılan değişiklikte görüyoruz.

Bu yasanın 6’ncı maddesinin ikinci fıkrası, mevcut halinde “Terör örgütlerinin bildiri ve açıklamalarını basanlara ve yayınlayanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir” hükmünü taşıyor. Bu hükümler, bir yayında PKK’nın bir bildirisine atıf yapılmasını bile potansiyel bir terör suçu haline getirebiliyor.

Yeni tasarıda bu hüküm “Terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri ve açıklamalarını basanlara veya yayınlayanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir” şeklinde düzenlenerek suçun oluşabilmesi için “şiddete teşvik, şiddeti övme” ölçütünü getiriyor.

Keza, aynı yasanın “terör propagandası” suçunu tanımlayan 7’nci maddesine de aynı ifadeler monte edilmiş. Bu düzenlemeler, Türkiye’yi AİHM içtihadına yaklaştırmak bakımından olumlu karşılanmalıdır.

Tasarıda, ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “İşlenmiş olan bir suçu ve suçluyu övme” fiili için iki yıl hapis cezası öngören 215’inci maddesine yapılan bir ekleme ile bu suçun gerçekleşmesi “kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması” koşuluna bağlanıyor. Bu da olumlu karşılanması gereken bir madde.

* * *

Olumsuzluklara gelince... AİHM’nin hem Hrant Dink hem de Taner Akçam kararlarındaki ihlallerde karşımıza çıkan TCK’nın “Türklüğü, Cumhuriyeti ve devletin kurumlarını aşağılama” suçuna ilişkin ünlü 301’inci maddeye dördüncü pakette dokunulmamış olması önemli bir eksikliktir. Bu maddenin kalkması AİHM’nin en önemli beklentilerinden biriydi. Mahkeme, muhtemelen ifade özgürlüğü faslında bu konuda Türkiye’yi sıkıştırmaya devam edecektir.

Tasarıdaki dikkat çekici bir nokta, rahatlama getirmeyi amaçlarken bazı başlıklarda terör suçlarının alanını genişletmesidir. Örneğin, yürürlükteki yasada örgüte ait işaretlerin taşınması suç olarak tanımlanırken, yeni tasarıda buna ek olarak işaretlerin “asılması” da suç kapsamına sokulmuş. Ama bundan daha önemlisi, bazı örgüt suçlarının “toplantı ya da gösteri gerçekleşmese dahi” tasarı metninde tanımlanmış olmasıdır. “Toplantı gerçekleşmese dahi” şeklindeki bir ifade yürürlükteki yasada yok.

Ayrıca, örgüt üyeliği suçunun mevcut yasalarda son derece geniş bir şekilde tanımlanmış olmasının yol açtığı sorunlar da yeni pakette hiçbir şekilde ele alınmıyor.
Buradaki ana sorunlardan biri, TCK’nın ünlü 220’nci maddesinin, örgüt üyesi olmadığı halde örgüt adına suç işleyen ya da yardım eden kişilerin de “örgüt üyesi gibi cezalandırılmalarına” ilişkin 6 ve 7’nci fıkralarıdır. Bu hükümlerin varlığı, AİHM içtihatlarındaki “orantılılık” ilkesi bakımından problemli görünüyor.

Buna ek bir sorun, her türlü işaret, nesne ya da fiilin örgüt üyeliğinin delili olarak takdim edilebilmesini mümkün kılan son derece geniş bir yorum serbestisinin bugün Türk yargısında geçerli olmasıdır. Bir gazetecinin bir gösteriyi izlerken aldığı notlar bile örgüt üyeliğinin delili olarak gösterilebiliyor. Buradaki yorum serbestisini daraltıp, örgüt üyeliği suçunu daha somut kriterlere bağlama ihtiyacı var.

* * *

Dördüncü paketin en çok eleştiri aldığı nokta, kamuoyunda ve siyaset kurumunda artan ölçüde rahatsızlığa yol açan uzun tutukluluk süreleri, tutuklu yargılama gibi sorunlarla ilgili olarak hiçbir iyileştirme getirmemesidir. Benzer bir gözlem KCK tutukluları açısından da ileri sürülebilir.

Dolayısıyla, “neyin olduğu” kadar “neyin olmadığı” açısından da yaklaşılabilir hükümetin tasarısına. Hükümet ile muhalefet arasında bir uzlaşıya varıldığı takdirde TBMM’deki yasalaşma sürecinde tasarının içinin doldurularak iyileştirilmesi pekâlâ mümkündür.

Tabii işin bir de yargı paketi gerektirmeyen yönü var. Üçüncü paket de geçen yaz büyük umutlarla çıktı, ancak iş uygulamaya geldiğinde yargı ciddi bir direnç gösterdi, göstermeye devam ediyor. Bu paketin de bir sonuç yaratabilmesi ancak yargının getirilen düzenlemeleri içselleştirip hayata geçirmesiyle mümkün.

Dolayısıyla nihai değerlendirme için uygulamayı beklemek gerekiyor.

Ayrıca, sorunların çoğunun çözümü açısından bu gibi paketlere ihtiyaç bile yoktur. Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde yapılan değişiklik çerçevesinde yargının AİHM içtihatlarını uygulaması zaten yeterli olacaktır. Ancak bunun için yargıda önce özlü bir demokratik zihniyet dönüşümü gerekiyor. Bu da her seferinde ayrı bir numara verilen paketlerle mümkün olmuyor maalesef.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1245 kez okundu]
Sedat ERGİN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[16 Temmuz 2013] Biber gazı atılırken doktor hazır bulunsun ... [2 Temmuz 2013] AİHM kararları 12 Eylül yasasını geçersiz kıldı ... [3 Mayıs 2013] Tarihin akışı uçurumun kenarından nasıl döndü? ... [23 Nisan 2013] AİHM içtihatları ışığında Fazıl Say kararı ... [18 Nisan 2013] Tazminat komisyonu İtalya'da yürümedi, ya Türkiye'de? ... [16 Nisan 2013] AİHM'ye başvuru hakkı engelleniyor mu? ... [9 Nisan 2013] Kerry gezisinin dökümü ... [30 Mart 2013] 2023 için insani gelişme hedefleri gerekiyor ... [9 Şubat 2013] Ergin Saygun ve vicdanların paslanması ... [1 Şubat 2013] Oramiral Güner istifası ile ne mesaj verdi? ... [25 Ocak 2013] Avukat tutuklamanın ufukta beliren maliyeti ... [3 Ocak 2013] Erdoğan hangi vesayeti kastediyor? ... [26 Aralık 2012] Yargısız infazlar ve çekimser demokrasi ... [8 Aralık 2012] Erdoğan'ın AİHM karşısındaki zor tercihi ... [5 Aralık 2012] AİHM kararı ışığında Başdenetçi tartışması ... [27 Kasım 2012] AİHM'deki Türk yargıç: 'Durumumuz parlak değil' ... [21 Kasım 2012] Erdoğan Obama'ya da kafa tutuyor ... [16 Ekim 2012] Yargıda daha çok reform bekleniyor ... [12 Ekim 2012] AB İLERLEME RAPORU ... [5 Eylül 2012] Yargıtay Başkanı'nın gözünden otoriterleşme ... [4 Eylül 2012] Suriye konusundaki büyük yalnızlığımız ... [30 Ağustos 2012] SURİYE POLİTİKASININ MUHASEBESİ (2): Evdeki hesap çarşıya uymayınca ... [22 Ağustos 2012] Erdoğan ve tarihe adil bakabilmek ... [31 Temmuz 2012] Ortadoğu'nun siyasi coğrafyası çözülürken ... [13 Temmuz 2012] Erdoğan ve Alevilerin horlanması meselesi ... [7 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (3): Özgürlüğe yeni güvence Özgürlükler Hâkimi ... [6 Temmuz 2012] YARGI REFORMU (2): DGM'lerden ÖYM'lere ÖYM'lerden TMM'lere ... [5 Temmuz 2012] Yargı reformu-1: Özel yetkili mahkemelerin en büyük başarısı nedir? ... [23 Haziran 2012] Bağımsız insan hakları kurumu bir hayalmiş ... [21 Haziran 2012] Vatandaşa işkence sokağa taşınca ... [20 Haziran 2012] Dağlıca baskınının düşündürdükleri ... [14 Haziran 2012] HSYK'dan savcı açıklaması ... [9 Haziran 2012] Erdoğan'dan özel yetkili mahkemelere yeni bakış ... [30 Mayıs 2012] Amerika da basın özgürlüğü sorunlu diyor ... [18 Mayıs 2012] Uludere faciası ve erdemli devlet olmak ... [27 Nisan 2012] Hükümetin yargı reformundaki iradesine ne oldu? ... [10 Nisan 2012] Balyoz'da nasıl delil atlanır? ... [6 Nisan 2012] Haşim Kılıç ne demek istedi? ... [31 Mart 2012] Avrupa'nın eleştirel bakışı kuvvetleniyor ... [17 Mart 2012] Letonya'daki bir katliamdan Madımak yangınına ... [15 Mart 2012] Türk usulü demokraside "filibuster" olur mu? ... [10 Mart 2012] Basının eleştiri hakkı ne kadar geniş? ... [7 Mart 2012] Ortaokulların kapısı imam hatiplere açılıyor ... [28 Şubat 2012] AB ile diyalogda Nuray Mert meselesi ... [21 Şubat 2012] Avrupa'dan yargı reformuna hem destek hem eleştiri ... [18 Şubat 2012] AİHM'nin Tuncay Özkan kararının muhasebesi ... [17 Şubat 2012] Hükümetin son krize habersiz yakalanması olağan mı? ... [9 Şubat 2012] Önce eğitimin kalitesine bakalım ... [27 Ocak 2012] Yargı Reformu ... [12 Ocak 2012] Avrupa'dan hâkim ve savcılara ağır eleştiriler ... [10 Ocak 2012] Başbuğ nerede yargılanmalı? ... [4 Ocak 2012] Uludere faciasında istihbarat soruları ... [22 Aralık 2011] Gırtlak kanseri bir mahkûmun ölümü ... [8 Aralık 2011] Şike yasası krizinin anatomisi ... [3 Aralık 2011] Avrupa'ya verilen sözler ne zaman tutulacak? ... [19 Kasım 2011] Ankara'da Suriye'ye dönük iki askeri senaryo ... [12 Kasım 2011] Genç değil, Meclis kürsüsü yara aldı ... [9 Kasım 2011] Ekonomide G20'deyiz insani gelişmede 92'nci ... [14 Ekim 2011] AB'ye göre basın özgürlüğü ihlalleri ciddi ... [14 Eylül 2011] HSYK Başkanvekili'nden mesaj var ... [10 Eylül 2011] HSYK şikâyetler karşısında adil mi? ... [9 Eylül 2011] Deniz Feneri'nde hatayı kim yaptı? ... [6 Eylül 2011] Hükümet tutukluluk süresinde kendisini bağladı ... [1 Eylül 2011] Adalet duygusu neden zedeleniyor? ... [24 Ağustos 2011] Libya dersleri ... [6 Ağustos 2011] ABD ve İngiltere'den Balyoz'a katılmak ... [3 Ağustos 2011] Balyoz'da ucu açık bir sürece doğru ... [29 Temmuz 2011] Yolsuzlukla mücadelede dünya liginde neredeyiz? ... [21 Temmuz 2011] Öcalan'ın oyun planı ... [17 Temmuz 2011] Türk yargısı hiç böyle eleştirilmemişti ... [12 Temmuz 2011] Rota yeniden AB'ye mi çevriliyor? ... [8 Temmuz 2011] Yemin kriziyle bölgesel güç olunabilir mi? ... [7 Temmuz 2011] Yeni kabinede dikkat çeken yönelişler ... [28 Haziran 2011] Adalet duygusu kaybolunca ... [7 Haziran 2011] Basın özgürlüğünde sıkıntılı bir döneme doğru ... [28 Mayıs 2011] Kasetler konusunda muhtelif teoriler ... [10 Mayıs 2011] AB'den tutuklu gazetecilere mesaj ... [4 Mayıs 2011] Yargıtay'da önemli bir içtihat değişikliği ... [3 Mayıs 2011] Özel yetkili mahkemelere barolardan önemli çıkış ... [27 Nisan 2011] Kopartılan yalnızca heykelin kafası mı? ... [14 Nisan 2011] Sosyalist olmanın ağır bedeli ... [9 Nisan 2011] Savcılar lehte delilleri tutabilir mi? ... [5 Nisan 2011] TBMM tarihi bir hata yapmak üzere ... [31 Mart 2011] Ergenekon'da envanter çıkartmak ... [30 Mart 2011] Bireysel başvuru hakkına veda mı? ... [9 Mart 2011] Şener ve Şık hangi delillerle tutuklandı? ... [16 Şubat 2011] Balyoz davasında tutuklama kriterleri ... [2 Şubat 2011] Amerikan modeli Erdoğan'ı mutsuz edebilir ... [22 Ocak 2011] Balyoz'da adli emanet bilmecesi ... [7 Ocak 2011] Yargıtay Başkanı: 'Bize haksızlık yaptınız' ... [13 Kasım 2010] Türkiye'nin yolsuzluk karnesi tekerrürden mi ibarettir ...
Sedat ERGİN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™