Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Chavez'in Ardından - 1
11 Mart 2013, Ergin YILDIZOĞLU
, Ergin YILDIZOĞLU

Chavez öldü! Birileri sevinçten adeta dans ediyor. Birileri de derin yas içinde. “Şimdi ne olacak, nasıl bir miras bıraktı?” tartışmasının genişliği, yoğunluğu, zenginliği, sergilediği kutuplaşma, onun ne kadar büyük bir tarihsel karakter olduğunu kanıtlıyor.
Bu manzara her girdiği seçimi kazanan, bir askeri darbeden halkının sokaklara dökülmesiyle kurtulan Chavez’in 14 yıllık başkanlığının adeta bir tarihsel
“olay” niteliği sergilediğini gösteriyor.
“Chavez olayı” muhafazakâr kesimden yorumculara göre tam anlamıyla bir felaket oldu. Bunlara göre Chavez devraldığından çok daha berbat bir ekonomi bıraktı, bir diktatördü. Liberal sol yorumlara göreyse, yoksulluğu azaltma mücadelesi iyi niyetliydi, ama yönetimi tarihin yönüne uygun değildi. Kendisinin, ülkesinin kapasitelerini aşan büyük idealleri vardı. Amaçları iyi idi, ama yöntemleri kötüydü.
Sosyalist solda, Chavez’in halk tabakalarıyla, yoksullarla ilişkisinden, ABD emperyalizmine karşı tavır almasından hareketle
“21. yüzyıl sosyalizmi”ni temsil ettiğini düşünen bir kesim var. Bence “Chavez olayı” bu iki yoruma da uymayan özelliklere sahip; sol siyasi pratik açısından da önemli derslerle dolu.

Pratik ve bakış açısı

Her değerlendirme bir yaşamın, bakış açısının ürünüdür. Örneğin, sermaye birikim sürecinin desteklenmesine, yeniden üretilmesine, siyasetinin yönetilmesine yönelik pratiklerin içindeyseniz, sizin için ekonomik büyüme başarı anlamına geliyorsa, eşitsizlik yok edilmesi gereken bir hedef değil de gelişmeyi teşvik eden bir durumsa yoksulların durumuna sempatiyle baksanız bile “Chavez olayı” anlayışınıza bu pratiğin bakış açısı damgasını vuracaktır.
Bu pratiğin bakış açısı,
kendi önceliklerine uymayan bir halk iradesini, üst üste kazanılan genel seçimleri, ekonominin kaynaklarının seçmenin arzuları doğrultusunda kullanılmasını “demokratik” olarak niteleyemez.
Diğer taraftan, pratiği ve bakış açısı
emperyalizme, yoksulluğa, haksızlıklara karşı tepkinin ufkunu aşamayanlar, çok haklı olarak Chavez’in son derecede başarılı bir siyasetçi, demokratik bir lider olduğunu kolaylıkla söyleyebilir ama sınıflar ve kesimler arasında kurmaya çabaladığı uzlaşmaların, verdiği tavizlerin, kullandığı kaynakların sürdürülemez olduğunu aynı kolaylıkla göremezler.
Hem kendi ekonomilerini hem de dünya ekonomisini önce gazinoya, sonra yangın yerine çevirenler, bu gün Chavez’i Venezüella ekonomisini yıkıma uğratmakla suçluyorlar. Afganistan, Irak, Libya, son olarak da Suriye ve Mali’de kolektif emperyalizmle oynayan, aklına estiğinde istediğini insansız uçaklarla infaz eden, tarihin en baskıcı, gerici Vahabi, Selefi akımlarıyla işbirliği içinde olanlar, 2002’de Venezüella’da askeri darbe tezgâhlayanlar, halk ayaklanmasıyla kurtarılan Chavez’i baskıcı olmakla suçlamaya kalkıyorlar. Pratik, bakış açısı işte bu kadar belirleyici.

On dört yılın bilançosu

Gelin biz Chavez dönemini, objektif olduğunu varsayabileceğimiz bazı veriler üzerinden (http://venezuelanalysis.com/analysis/7513) değerlendirmeyi deneyelim. Tabii kendi pratiğimizin bakış açısına sadık kalarak.
Ekonomi: Venezüella’da Chavez döneminde, 10 yılda yoksulluk oranı yüzde 71’den yüzde 21’e, aşırı yoksulluk oranı yüzde 23’ten yüzde 8’e düştü. 2003’te 2 bin 225 dolar olan hane halkı tüketimi, 2011’de 3 bin 707 dolara yükseldi. Aynı dönemde ülke nüfusu yüzde 23 arttı. Muhalefetin bir gıda krizinden söz etmesine karşın, başarısız darbe denemesinin hemen ardından 2003-2011 döneminde süt üretimi yüzde 230, sığır eti üretimi yüzde 19, tavuk eti üretimi yüzde 60, pirinç ve mısır üretimleri de sırasıyla yüzde 25 ve 116 artmış. Tahıl üretimine ayrılan toprakların alanı ikiye katlanarak 673 bin milyon hektardan 1 milyon 251 sin hektara çıkmış. Elektrik üretimi de 1999’da 80 milyar kilovattan 2009’da 118.9 milyar kilovata yükselmiş.
Kamu açığının ve borçlarının GSMH’ye oranıysa sırasıyla yüzde
7.4 ve 51.3 ile AB ülkeleri ortalamasından daha düşük. İddialara göre Venezüella komünist diktatörlük ama kamu sektörünün toplam ekonomi içindeki payı yalnızca yüzde 18.4. İhracatın yüzde 90’ı petrole bağımlı, imalat sanayi üretimi, GSMH’nin yüzde 14’ü düzeyinde seyrediyor. Tüm bunlar Venezüella’nın henüz modern bir sanayi ekonomisi olamadığını söylüyor ama kaynakların halk için kullanımı açısından dikkatle çalışılması gereken, önemli bir örnek olduğunu gösteriyor.
Demokrasi toplumsal adalet: Venezüella’da 1998’den bu yana yapılan seçimlerin ve referandumların sayısı 17. Chavez bunlardan biri hariç hepsini büyük seçmen desteğiyle kazandı. Bu seçimler, gözlemcilik yapan ABD’nin eski devlet başkanlarından Carter’e göre dünyanın en iyi seçim uygulaması örneklerini oluşturuyorlar. Chavez döneminde yoksullar arasında başlatılan seçmen kaydı kampanyası sayesinde seçmen sayısı ikiye katlandı. Bugün Venezüella’da, Chavez öncesine göre 6 bin adet daha fazla seçmen sandığı var.
Chavez’e diktatör deniyor, ama medya çoğunlukla muhalefetin elinde yayın yapmaya devam ediyor. 2007 referandumunu kaybeden Chavez hiçbir sorun çıkarmadan sonucu kabul ediyor. Muhalefetin tanımıyla bile ülkede, darbeyi fiilen tezgâhlayanlar da dahil,
yalnızca 12 siyasi tutuklu var.
Bugün Venezüella’da 6 milyon çocuğa her gün bedava yemek veriliyor. Bedava halk sağlığının kapsamı yüzde 100’e yaklaşmış, eğitim harcamalarının GSMH içindeki payı da 10 yılda yüzde 100 artmış. Chavez döneminde Venezüella’da yoksullara yönelik 350 bin yeni konut yapılmış.
Chavez’i eleştirenler, onun petrol gelirleriyle seçmeni satın aldığını ileri sürüyorlar. Ülkenin kaynaklarını halkın çoğunluğunun gereksinimlerini gözeterek sosyal adaleti geliştirmek için harcamak ne zamandan beri demokrasi değil de rüşvet sayılıyor? Chavez’in üç büyük siyasi rakibi
Radonski, Machado ve Mendoza; ülkenin en büyük üç holdinginin sahipleri. Muhalefetin tabanını oluşturan kentli burjuvazi ise ayak takımının mahallelerine taşınmaya başlamasından şikâyetçi. Yine pratik ve bakış açısı işte...
Sonuç olarak Chavez’in büyüklüğünün iki damarı var diye düşünüyorum. Birincisi, Chavez’in halkı için, onunla birlikte ve onun adına davranma çabası,
halkçı-demokratik özelliği. İkincisi bence daha önemli: Chavez, “tarihin yönü” denen şeyin aslında olmadığını, “pratiğin realitenin koyduğu sınırları yıkarak dünyayı yeniden yapabileceğini” kavramış, bu kavrayışa uygun yaşamış biri.
Çarşamba günü bu kez eleştirel bir bakışla, Chavez’in başarısızlıklarına ve zaaflarına değinerek devam edeceğim.

11 Mart 2013 - Cumhuriyet

[Bu yazı 1037 kez okundu]
Ergin YILDIZOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[13 Nisan 2016] Ensar Vakfı. ... [10 Aralık 2014] Sıra 'Ötekinin' Dilini Kesmeye Geldi ... [1 Ekim 2014] Cumhuriyetçi Muhalefet ve Kobani ... [18 Ağustos 2014] Zengin, Yoksul, Polis ... [6 Ağustos 2014] Kazanın İçindeki Kurbağa ... [16 Temmuz 2014] Biraz da İnsanlığın Geleceği... ... [16 Haziran 2014] Bazı Saçmalıkların Sonu ... [21 Nisan 2014] 'Kapitalizm İyi, Kapitalistler Kötü' ... [12 Şubat 2014] Türkiye Sosyalist Solu Üzerine... ... [2 Ekim 2013] 'Gezi'den Füzelere... ... [18 Eylül 2013] Eski Dünya Düzeni. ... [31 Temmuz 2013] 'Büyük Durgunluk' Küreselleşiyor ... [7 Ocak 2013] 2013 Bir Dönüm Noktası Olmaya Aday... ... [31 Aralık 2012] 'Yeni' Mısır'dan Siyaset Manzaraları ... [26 Aralık 2012] Mısır'da Şimdi Ne Oldu? ... [5 Aralık 2012] 'Mesele, Tayyip Erdoğan'ın Tavrı' mıdır? ... [3 Aralık 2012] Mısır'da Müslüman Kardeşler'in Yeni Hamlesi ... [7 Kasım 2012] Üç Basınç Arasında AKP ... [24 Ekim 2012] Neo-Liberalizm ve Şiddet -II ... [27 Haziran 2012] B.O.P. ... [25 Haziran 2012] Yeniden Tahrir Meydanı Ama... ... [18 Haziran 2012] Demokrasi mi Dediniz? Amerika'da mı? ... [6 Haziran 2012] Sıkıcı Yazılar ... [30 Mayıs 2012] 'Stratejik Cahillik' ... [29 Şubat 2012] 'Dönülmez Akşamın Ufkunda' Suriye (ve Belki de Türkiye) ... [22 Şubat 2012] Ortadoğu'da 'Büyük Oyun' ... [21 Aralık 2011] Yılın İnsanı -Yılın 'Olayı' ... [30 Kasım 2011] Liberalizmin Dayanılmaz İkiyüzlülüğü ... [21 Kasım 2011] Tarih Kendini Tekrarlıyor mu? ... [16 Kasım 2011] 'Avrupa Birliği' Bir Düş Kırıklığı ... [9 Kasım 2011] 'Tek Parti Egemenliği' - 'Yapışkan Statüko' ... [7 Kasım 2011] Yunanistan'da 'Darbe' ... [26 Ekim 2011] Libya: Ertesi Gün ... [5 Ekim 2011] İsyan Mevsimi - New York ... [28 Eylül 2011] Kayan Kumlarda, 'Zaloğlu Rüstem' ... [7 Eylül 2011] 'Ulus Devlet' Krizi ... [22 Ağustos 2011] Piyasalar Yine 'Kalp Krizi' Geçirdi ... [17 Ağustos 2011] Sokaklar ve 'Barikatın' Öbür Tarafı ... [20 Temmuz 2011] İngiltere'de Medya Skandalı ... [27 Haziran 2011] Ya Bu Kriz. ... [15 Haziran 2011] Seçim Sonuçları Üzerine Düşünürken. ... [23 Mayıs 2011] Parliament - Tahrir - Puerto del Sol ... [11 Mayıs 2011] Şimdi Şaşırmanın Dayanılmaz Hafifliği ... [2 Mayıs 2011] 3011'den Bir Tarihçi ... [28 Nisan 2011] Çok 'Kritik' Bir Genel Seçimler ... [21 Şubat 2011] Yeni Ortadoğu'da 'Liberal' Fantezileri ... [16 Şubat 2011] Mısır'da Tek Yol Sürekli Devrim ... [2 Şubat 2011] Mısır Devriminde Dönüm Noktası ... [19 Ocak 2011] Tunus: Geçici Bir Değerlendirme ... [27 Aralık 2010] 'Weimar İstanbul' ...
Ergin YILDIZOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™