Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı
1 Mart 2013, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Profesör Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in 12. Vehbi Koç Ödülünü alırken genç bir insanının fillerin saçı var mı diye merak etmesinin 375 milyon dolar katma değer yarattığını anlattığı saatlerde ben İslamcı Recep Tayyip Erdoğan ile Stalinist Apo’nun Türkiye’ye nasıl bir Anayasa uygun gördüklerini merak etmekteydim.

Merak bu ya; saça da konar İmralı’ya da konar!

***

(Önden söyleyeyim. Erdoğan kusura bakmasın, muhatabının adını kısaltınca, müzakerelerde eşitlik kaygısı ile aşağıda onun da adını kısaltmak iktiza etti.)

RTE ile Apo’nun artık üzerinde üç-aşağı beş-yukarı anlaştıkları mesele tarafların müdebbir birer siyasetçi olarak benimsedikleri “merkezde başkanlık/yerelde özerklik” ilkesidir. (Müdebbir= İşin arkasını ve sonunu düşünüp çare arayan, önlem alan)

Bu ilkeye basitçe “al gülüm/ver gülüm ilkesi” de denir.

2011 seçimleri öncesinden itibaren tutturduğum gibi bu iki birbirine hiç benzemez liderin aş erdikleri “güç erki” tarihin garip cilvesi olarak önlerine bu paylaşımı koyuyor.

***

Ancak, gazeteler kaç gündür Apo “demokratik özerklik”ten vaz geçti deyip duruyorlar. Apo Türkiye için 20 sayfalık yol haritası yazmış, bunun içinde “demokratik özerklik” talebi yokmuş. 14 yıldır tecritte yaşayan, televizyona daha dün kavuşan, dünyayı 14 yıldır ufacık bir radyo ve kendisine bilmem kaç gün sonra ulaştırılan gazetelerle takip eden Apo, dünyadaki tüm dinamikleri Stalinist umdelere uygun istiarelerle takip etmiş, bizlere yol göstermiş ve yeni tarikimizi çizmiş!

“Ben önce ayrılıktan, sonra federasyondan fedakârlık ettim. Şimdi de demokratik özerkliği terk ediyorum, zaman ‘feda’ zamanıdır”,diyesiymiş!

Önce barış, sonra birlik ve beraberlik böyle temin edilecekmiş!

***

Apo bu fedakârlığı gösterirken RTE yönetimindeki TC de “feda”da bulunuyor ve ilk kez 13 Şubat’taki yazımda vurguladığım gibi yeni Anayasa’da “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”ndan dem vurmaya hazırlanıyor.

Acı ilacı, yutturabilmek için, tatlı şeker ile kaplıyor!

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bile iktidara gelirlerse Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın çekince konulan maddelerinin tümünü kabul edeceklerini bir seçim konuşmasında açıklamıştı. Bu açıklama BDP’nin Kürt sorununun çözümü için “demokratik özerklik” adı altında bir projenin kabulünün ardına rast gelmişti.

AKP, Anayasa’ya 1988’de imzaladığımız bir metnin, hem de yakın zaman içinde CHP tarafından teşvik gören bir anlaşmanın şartlarını Anayasa’ya koyacak!

O kadar modern, o kadar Avrupai, o kadar AB’ci bir Anayasamız olacak!

***

Ben bugün bu Şartı irdelemek istiyorum. Bunun için işin uzmanından alıntılar yapacağım (Emine Akçadağ: “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Türkiye”- BİLGESAM-24.06.2011)

Akçadağ diyor ki: “Avrupa Konseyi bünyesinde 15 Ekim 1985 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye tarafından da 21 Kasım 1988’de imzalanan Şart, giderek artan görev ve sorumlulukların karşılanması için yerel yönetimlere esneklik tanınması, yerel yönetimlere görevlerini en iyi şekilde gerçekleştirecek yönetim yapısının sağlanması ve yerel yönetimlerin merkez müdahalesinden korunmasını amaçlamaktadır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı imzalayan ülkeler, yapılacak düzenlemelerde, i) yerel yönetimlerin geniş bir özerkliğe sahip olmasına, ii) yerel yönetimlerin görev ve yetkilerinin anayasa ile belirlenmesine, iii) bu yetkilerin merkezi idare tarafından zayıflatılmamasına, iv) yerel yönetimlerin kendi iç örgütlenmesini oluşturmasına; v) gerekli mali kaynaklara sahip olunmasına, vi) atanan değil seçilen organlardan oluşmasına ve vii) adem-i merkeziyetçilik anlayışının sağlanmasına dikkat etmekle yükümlüdür.

Yerel yönetim ise belli bir coğrafyada yaşayan yerel halkın

i)ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan karar organları,

ii)bölgedeki halk tarafından seçilen ve kanunlarla belirlenmiş görev ve yetkilere sahip kamu tüzel kişileri olarak tanımlanabilir.

Yerel yönetim özerkliği ise “kurumların kendi öz sorumlulukları altında kendi hizmetlerini düzenleme hakkıdır.” şeklinde açıklanabilir.

Bir başka tanımla özerklik, “yerel yönetimlerin, kendi beldelerindeki ihtiyaçları gidermek için kendi organları ile karar alabilmesi ve uygulama hakkına sahip olmasını gerektirir’.”

Emine Akçadağ, (Von Brünneck’e atıfta bulunarak) “yerinden yönetimin bir süreç olarak dört basamaktan oluştuğunu ifade etmektedir: “İlk basamakta yerinden yönetim, yalnızca ‘yerel yönetimlerin güçlendirilmesi’ anlamına gelmektedir. Yerinden yönetimin ikinci basamağı ‘bölgeselleştirme’ ve ‘bölgecilik’, üçüncü basamağı ‘federalizm’ ve dördüncü basamağı da ‘ayrılıkçılık’tır.”

***


Bu özerklik şartnamesi katiyen “bölünme” amaçlı yazılmamıştır. Zaten, artık kimse “bölünme” istemiyor! Ama bu şartname yeni Anayasa’da yer aldıktan sonra çıkacak ilgili kanunlar tabii ki ülkemizin “Kürt meselesi”ni esas almak zorundadır!

Buyrun buradan yakın!

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1746 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™