Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz
15 Şubat 2013, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

BEN farkında değildim, dün Nazlı Ilıcak’ın Sabah’taki yazısından öğrendim.
 

TRT İstanbul Radyosu’nda Adnan Öksüz’ün hazırlayıp sunduğu “Dörtdörtlük portre” isimli program yayından kaldırılmış.

Yayından kaldırılma nedeni programa konuk olarak katılan Taraf yazarı Mehmet Baransu’nun şu sözleriymiş:

28 Şubat 13 yıl sonra yargılanıyorsa, bugünün hırsızları da yargılanacaktır. Hırsız bürokratlar, hırsız işadamları. Türkiye’de bu derin yapılar yargılanacak. Türkiye şu anda arka odalarda ihale dağıtılarak soyuluyor.”

Nazlı Hanım, bu durum ile ifade özgürlüğünü genişletecek paket arasındaki çelişkiye de dikkat çekiyor.

Doğrusunu isterseniz ben hiç şaşırmadım. İfade özgürlüğü serbest, yeni paket ile daha da serbest olacak ama bir tek şartı var: Başbakan’ı kızdırmayacaksınız! Onun dışında canınız ne isterse söyleyebilirsiniz.

Hatırlarsınız, Baransu aylar önce Taraf’taki köşesinde, seçimlerden önce bir bakanın özel bir uçakla İsviçre’ye gittiğini, oradan bir bavul dolusu dövizle döndüğünü yazmıştı.

Böyle iddialar ortaya çıktığında hem Başbakan çok sinirleniyor, hem de AKP yöneticileri. Gerçi birincisinin sinirlenmiş olması yeterli, ikinciler sadece koroyu tamamlıyor ama olsun.

Fakat ilginçtir bu konuda Başbakan’dan da, AKP yöneticilerinden de çıkan tek ses şu: “Tıssssss!” Sanki suyu kesilmiş bir musluk gibi!

Ben 13 yıla kalmadan bunların da ortaya çıkacağına inanırım.

Çünkü arkadaşlar, en zor gizlenecek şey paradır. Bankada durduğu gibi durmaz, insanın kılık–kıyafeti, oturduğu semt, ev, kullandığı araba ile kendini gösterir.
Mevcut ipuçlarını “görsel” olarak şu anda alıyoruz, almaya devam ediyoruz.

Bunların “yazılı” kanıtları da bir gün mutlaka ortaya dökülür.

Türkiye Cumhuriyeti doksan yıllık ama unutmayın ki altı yüz yıllık bir devlet geleneğinin üzerinde oturuyor. Burada “kâğıt” asla kaybolmaz.

Bir bakmışsınız, bir çekmeceden, bir sumenin altından, bir evrak çantasından kafasını dışarı uzatıvermiş!

Kanatlı takiyeci kimseyi kandıramazsın

THY, bazı uçuşlarda içki servisinin kaldırılmasıyla ilgili olarak bir açıklama yapmış.

Şöyle diyorlar: “Yurtiçi uçuşlarda sadece business yolculara içki servisi yapılıyor. Yurtiçindeki 36 hattın 20’sinde business kabin uygulaması bulunmuyor. İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara, Bodrum ve Dalaman dışındaki hatlarda ise business yolcu ve içki talebi azlığı ile lojistik zorluklar nedeniyle içki servis edilmemektedir.”

Nasıl bir lojistik zorluk, anlayamadım? Bu uçuşlara “özel ikram” yüklenmiyor mu? Özel ikram yüklendiğine göre uçakta ağırlık yaratmayacak şekilde minik şişelerde içki koymak çok mu zor? Bunu planlayamayan bir havayolu şirketi, karmaşık uçuş planlarının içinden nasıl çıkıyor? Bir çocuğun yazacağı bir bilgisayar programı bile bu işi halledebilir oysa.

Yurtdışında bazı hatlarda içki yasağı ile ilgili olarak da şunu söylüyorlar:

“Dış hatlarda ise 8 ülkeden gelen istek üzerine, içki servisi yapılmamaktadır. Bu ülkelerin bayrak taşıyıcı havayolu şirketleri de uçuşlarında içki servisi yapmıyor.”

Bir palavra daha! Birçok hava yolu o ülkelere olan uçuşlarında içki servisi yapıyor, Suudi Arabistan’a uçanlar bile! Öte yandan THY, o ülkelerin “bayrak taşıyıcısı” mı ki “istek üzerine” içki servisinden vazgeçiyor? “Global havayolu” iddianız ne olacak?

Takiyeyi bırakın. Kimsenin özel hayatına, tercihlerine karışmayın, uçaklar okul değil, ibadethane değil.

Not:
Uçaklarda bazı gazetelerin neden servis edilmediğini soran bir okuyucuma THY şöyle bir yanıt vermiş: “Uçaklarımıza yüklenen gazetelerin, stantlarımızdan elde edilen istatistikler doğrultusunda yolcu sayısına göre belirlenmekte olduğunu, diğer yandan talebinizin değerlendirilmek üzere ilgili ünitemiz ile paylaşıldığını da bilmenizi isteriz.”

Nasıl bir istatistik anlayamadım. Akşamüzeri gidiyorum stantlarda hep aynı gazeteler kalmış, zaten satılmayan bazı dinci gazeteler! Onların 30 misli satan bazı gazeteler ise hiç alınmıyor.

Sizin işiniz uçak yolcularına hizmet etmek mi, “besleme basın” yaratmak mı?

Park yaparak rant elde edilmiyor tabii

İSTANBUL Etiler’de bir polis okulu var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile emniyet aralarında bir protokol yapmışlar, polis okulunun arazisi belediyeye devredilecek, belediye de Çatalca’da emniyete hizmet binası ve lojman yapacakmış. Demek ki yeni bir okula ihtiyaç yokmuş diye düşündüm.

Bu protokolün ardından İBB, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile de anlaşmış. Polis okulunun arazisine 2.5 emsal inşaat izni almış ki buraya 100 bin metrekarelik bir alışveriş ve turizm merkezi yapsın.

Zincirlikuyu’ya bir pergelin iğnesini batırsak ve yarıçapı 2 kilometre olan bir daire çizsek elde edeceğimiz alandaki alışveriş merkezlerinin sayısı kabaca 10. Yapılmakta olanlar hariç!

Bu bölgede ulaşımı rahatlatacak alternatif yollar yapıldığını gösterir bir belirti de yok. Trafik şu anda zor akıyor, mesela Zorlu’nun alışveriş merkezi biterse ne olacak, sonucu tahmin etmek de zor değil.

Akılları sadece alışveriş merkezi yapmaya çalışıyor. Taksim Meydanı’na koruma kurulu kararına rağmen Başbakan talimatıyla bir tane daha yapılacak mesela.

Tamam, anladık, “Rızkın onda dokuzu ticarette” ve siz bunu “Rızkın onda dokuzu alışveriş merkezi inşaatında” diye algılıyorsunuz ama biraz da bu binalar topluluğunu bir kent yapmaya çalışsanız diyorum.

Hiçbirinizin aklına “Şuraya da bir park yapalım, ağaçları dikelim de insanlar biraz nefes alacak alan bulabilsinler” demek gelmiyor mu?

(Hürriyet)

[Bu yazı 1168 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™