Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa
14 Şubat 2013, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

AB masası

AB adaylık  ve müzakere  döneminin Türkiye toplumu için en sıkıntılı yönü,  “ucu açık” bir süreç olması: Üyelikle sonuçlanıp sonuçlanmayacağının belli olmayışı. Buna göre, Türkiye,  AB koşullarını  yerine getirse de, üye olamayabilir. Almanya gibi bazı üyelerin  “ayrıcalıklı ortaklık” söylemi, üyeliğe seçenek  arayışı…

Burada başlıca sorun, sürecin ancak iki tarafın iradesi ile yürümesi ve Türkiye’nin tek yanlı iradesinin sonuç için yeterli olmadığı. Bu belirsizliğe rağmen Türkiye,  masadan kalkmadı. Gerçi, kendi yükümlülüklerini de yerine getirmedi. Bunda, en uzun direnci AKP Hükümetleri gösterdi, son haftaya damgasını vuran “Şangay çıkışı”na kadar.

Anayasa masası

Anayasa için TBMM’de temsil edilen partiler, “sivil ve demokratik irade” sloganıyla 2011’de masaya oturdu. Anayasa Uzlaşma Komisyonu, 15 maddelik ucu açık  bir “yol haritası” ile yola çıktı. Bu iradeyi dengeleyen veya gölgeleyen iç (askerî vesayet!) veya dış (Avrupa) etken yoktu. Komisyon’un usule ilişkin bir yıllık performansı, içeriğe yansımadı.  Çok az sayıda madde ile sınırlı kalan zayıf  oydaşma, bunun göstergesi. İkinci yılında ise, hem usul, hem de içerik bakımından Komisyon dışı müdahaleler, “masadan kalkma”  tehdidiyle, “ucu açık” da olsa, süreci bir başka mecraya sokmaya zorluyor: “partinin anayasası”nı hazırlamak.

 

Birbirinin karşıtı mı?

Aslında, Kopenhag kriterleri açısından bakıldığında, Avrupa masası ve Anayasa masası, amaçlarda büyük ölçüde örtüşmekte: İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti…  Bu bakımdan,  her iki süreç de önemli. Belli ki anayasa daha değerli; çünkü,  Türkiye’nin kendini aynı zamanda dışa karşı, sahip olduğu birikim ve düzeyini kanıtlama vesilesi, üstelik bu kendi elinde; yani, tek yanlı iradesi yeterli bunun için.

 

Avrupa değişiyor, ama …

Fransa’dan Avusturya’ya, İtalya’dan İsveç’e; AB üyesi 15-20 devleti öğrenciler temsil ediyor ve temsil ettiği devletin Türkiye’nin üyeliğine bakışı üzerine sunuş yapıyor. Örneğin Fransa, neden Türkiye’ye karşı çıkıyor; İtalya ise neden destekliyor? Yöntem dersi,  Grenoble siyasal bilim öğrencilerine  konuya nötr ve çok yönlü bakma yetisi kazandırmaya da yönelik.  Avrupa’nın genç kuşakları, “siyasal kalıp yargıları” dışında…

Ne var ki, 6 saatlik sunuş ve tartışmaların yansıttığı acı gerçek, Türkiye  üyeliğini başından beri savunan İsveç gibi devletlerin  iradesini, Ankara’nın  gölgeliyor olması:  Düşünce özgürlüğünden kitlesel tutuklamalara  uzanan çok yönlü ve yoğunlaşan  ihlaller  zinciri, -AKP’nin olası gizli ajandası üzerine sorular bir yana-, ülkemizi giderek Avrupa’ya yabancılaştırıyor. İhlâl nedenlerini genç kuşaklar anlamakta zorlanıyor; oysa onlar,  -özellikle sağ kuşak- siyasal aktörlere göre ülkemize daha sıcak bakıyor…

 

Tehditte paralellik mi?

“Şangay grubu” ne demek, diye soruyor öğrenciler  Prof.  Jean Marcou’ya… Başbakan’ın  AB’ye rest çekmesi  ve  Anayasa Uzlaşma Komisyonu üzerinde  sallandırdığı “damoklesin kılıcı”na ivme kazandırması arasında görünür bir paralellik var: İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti gibi  değerlerden uzaklaşmak.

Avrupa yerine Türkiye Asya’ya yönelirse, bu Kıta’ya katacakları az;  ama, çağdaş değerler sisteminden uzaklaşacağında kuşku yok.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu yerine, yeniden  “Parti Anayasası”na yönelme olursa, “sivil ve demokratik irade” yerine, “kişi iradesi”nin biçimlendireceği bir anayasaya yönelecek…

 

Ya Avrupa Konseyi ?

Avrupa Mahkemesi (İHAM) kararlarına göre, Ankara’nın insan hakları karnesi, fazla kötü. Hatta,  Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınması yönünde girişim hazırlıkları da var. Böyle bir ortamda Ankara’nın, “asgari ölçü”de de olsa, insan hakları standartlarını yerine getirme yerine AB’ye meydan okuması -haklı olduğu sorunlarda elini zayıflatması bir yana-,  “çoğulcu siyasal rejim” bakımından kaygı verici  soru işaretlerini beraberinde  getirmekte…

 

(Birgün)

[Bu yazı 1770 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™