Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Karanlık Bir Tünelden Çıkış
9 Şubat 2013, Nuray MERT
, Nuray MERT

Başlangıçta büyük coşku ile karşılanan ‘Arap Baharı’ veya ‘Arap Devrim’inden söz etmekten artık kimse pek hoşlanmıyor. Bir süre öncesine kadar hiç olmazsa, ‘demokrasi’nin yerleşmesinin zaman alacağı’ filan iddia ediliyordu, şimdi tüm ümitler buharlaşmış gibi. Sadece bizim ülkemizde işi, ‘Mısır devriminin özgün pratiği’ gibi iddialı laflara kadar vardıran sığ deniz kaptanlarından söz etmiyorum, Batı dünyasındaki orta akım medyadan başlayıp, Zizek başta olmak üzere havalı sol kuramcılara kadar uzanan heyecan dalgasından söz ediyorum. Mesele, her şeyden önce ‘apolitik’ devrim olamayacağı idi, tıpkı ‘apolitik demokrasi mücadelesi’ olmayacağı gibi. Kimseye anlatamadık.

‘Apolitik’ devrim veya demokrasi mücadelesinden neyi mi kastediyorum? Toplumu ve siyaseti derinlikli bir biçimde kavrama çabasından ve benzer bir gelecek ufkundan yoksun veya özellikle uzak duran tüm akıl yürütme ve eylem biçimlerinden söz ediyorum. Yirmi birinci yüzyılın başında yüz yüze geldiğimiz en büyük açmaz ‘apolitikleşme’ meselesidir. Türkiye’de 12 Eylül sonrası demokratikleşme sürecinin dönüp dolaşıp otoriter siyasetlerin yükselişine savrulmasının bu açıdan anlaşılmayacak yanı yoktur. Demokratikleşme adına önce Özal’ın şortla ortalarda dolaşmak gibi ‘sivil’ siyasetlerine, sonra Godot’u bekler gibi AB üyeliğini beklemeye, sonra da, muhafazakar iktidarın ‘kendine rağmen demokratik dinamiğine bel bağlayıp yan gelip yatarsanız olacağı buydu.

Bu gerçek tüm dünya için böyle; önce Sovyetlerin çöküşünün onun nüfuzu altındaki geniş coğrafyada kendiliğinden özgür ve demokratik bir çağ başlatacağı varsayıldı. Bu beklentinin ne sonuç doğurduğu ortada, ama bu coşku ile ayağa kalkanlardan son durumun yorumuna ilişkin tek söz duymak mümkün değil. Sonraki çoşku ve umut kaynağı olan ve Doğu Avrupa’nın demokrasi motoru olarak kabul edilen o meşhur ‘sivil toplum’ ne oldu diye soran da yok. Daha sonra, benzer bir çoşku ile karşılanan ‘renkli devrimler’in vahim sonuçları da unutuldu. En son, Arap Baharı’nın ne noktaya geldiği de ortada.

Ancak başından beri bu gelişmeleri ‘emperyalizmin oyunları’ olarak tanımlayıp yorumlayanların haklı çıktığını da kesinlikle düşünmüyorum. Bu türden yaklaşımlar da, toplumsal-tarihsel dinamikleri hiçe saydığı için diğer türden ‘apolitik’ yaklaşımların tam karşısında olmasına rağmen, bence temel meseleyi kavramaktan çok uzak.

Sonuçta, geldiğimiz noktada hem Türkiye, hem tüm dünya, her geçen gün, demokrasiden, hak ve özgürlüklerden, adalet ve eşitlikten yani insanlık için gelecek ufku oluşturacak tüm değerlerden giderek daha fazla uzaklaşıyor. Bu ülkede ve tüm dünyada olan biteni köklü bir kavrayış ve sorgulama çabası göstermeden gidilecek fazla bir yol kalmadı. İnsanlığın ‘büyük idealler’ peşinde koşarken ne tür bataklıklara saplandığını biliyoruz. Ancak bundan çıkarılacak sonuç, insanlık adına yüksek çıtalar koymaktan kaçınmak olmamalıydı. Öyle oldu, insanlık hedef küçültükçe küçüldü. Ama insan sonuna kadar küçülmeye rıza gösterecek bir varlık değil, umut da burada. O nedenle, içinde debelendiğimiz karanlık tünelin mutlaka bir çıkışı olacak, mesele çıkış yolunu kısaltmak.

Onun yolu da, hayatın her alanında, gücümüz yettiği oranda küçültülmeye karşı direnmek. Refahla küçültülmekten, korkuyla küçültülmeye kadar, her türden sindirmeye karşı direnmek. İnanın başka çıkış yolu yok. Bakmayın siz ülkenizdeki günlük olay vakanüvistlerine, Başbakan’ın ne dediği, ne kastettiği şifrecilerine, tüm dünyada bir gün turuncu devrime, diğer gün Arap baharına sevinip, ertesi gün bunların yaşandığı yerlerde insanların ne noktaya geldiğini merak bile etmeyenlere. Dünyaya, ‘politik’ yani köklü bir sorgulama ile bakmadan, bu temelde insana yakışır bir gelecek hayali kurmadan çıkış yok.

(Birgün)

[Bu yazı 1239 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™