Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bin yıl süren andıç ruhu!
30 Ocak 2013, Umur TALU
, Umur TALU

Andıç gazeteciliği aynen devam ediyor.

Andıç gazeteciliği sadece 28 Şubat denen bir baskı, tahakküm, karalama, itibarsızlaştırma, işsizleştirme sürecine mahsus değil.

Andıç gazeteciliğinin olması için ille şimdi birbirine giren paşalar, Karadayı, Bir, Özkasnak olması şart değil.

Andıç gazeteciliğinin olması için ille Ertuğrul Özkök, Zafer Mutlu ve arkadaşları ile “kartel medyası” olması şart değil.

Andıç gazeteciliğinin olması için ille Genelkurmay’dan gelen düzmece faksları “fak of” demeden “tak şak” diye dizmek şart değil.

Andıç gazeteciliğinin olması için imtiyazcı, egemen zümreci, darbeci cumhuriyetçi olmak da şart değil.

Pekala sen de yapabiliyorsun kardeş!

Daha beterini bile becerebiliyorsun!

 

***

 

Muktedir birilerinin, iktidarın, paşaların yahut kudretli emniyetçilerin eline, diline, beline tutuşturduğunu, manşetten-ekrandan gazetecilik diye kusuyorsan…

Andıç sana da mündemiçtir!

Eline, diline, beline tutuşturulanlarla insanları karalıyorsan, itibarsızlaştırmak için bin dereden çamur taşıyorsan…

Andıç postasından ibaretsindir!

Hakikatlerle iştigal yerine, hakkaniyeti işgal, istiskal, ilga ediyor; bir elin değme sansürcülere taş çıkartan bir makas kıvraklığına sahipken, diğer elin o makası insanların haysiyetine, hukukuna batırıp duruyorsa…

Andıç tetikçisi çıkmışsındır!

Bir takım güçlerin yapıp ettiğini meşrulaştırmak adına, bir karalama defteri gibi, bir karbon kağıtı gibi kapkara olmaktan hiç sıkılmıyorsan…

Andıç üstadı, yüksek andıç mühendisi bile olmuşsundur!

 

***

 

28 Şubat bin yıl sürmese bile; böyle haksız, ahlaksız, insafsız, imansız, izansız, vicdansız bir gazetecilik türü; kan ve çamur dokulu bir bayrak gibi elden ele, dilden dile, omurgasız belden bele, o cepheden bu cepheye devrediliyor.

Geçmişte bunu sözde etik, sözde meslek ahlakına uymayı taahhüt etmiş gazetecilik, sözde cumhuriyetçilik adına yapıyorlardı…

Şimdi sözde sağlam ahlak yapısı, sözde hakkaniyetli, sözde vicdanlı muhafazakârlık adına sürdürüyorlar.

İki benzemez sanıyorsun…

Aynı tornadan çıkmış gibi yuvarlanıp bir ötekini buluyor.

Helal olsun!

Aferin size!

Birbirinizi karşı cephelerde sanıyorsunuz ama bu zaviyeden bakınca, seviyeli bir birlikteliğiniz var.

Bir ötekinin reenkarnasyonu.

Vicdandeşen Jack’ler!

Andıç ruhuna her gün, her doldurma kalem, her yer 28 Şubat!..

 

 

Gazınız mübarek olsun!

 

İntihar eden askeri, 40-45 yaşındaki uzman ve astsubayı bile “bunalımlı genç” diye tarif ederler…

Cafcaflı AVM’nin naylon çadırında kül olan işçileri kendi kusuruyla öldü ilan ederler…

Cinayet, katliam seviyesindeki iş kazalarında ölüme sürüklenenleri, köylüdür yüksekten düşer diye bir de lanetlerler…

Bombardımanda katledilenleri kaçakçı diye idam mahkumu sayarlar…

Doğalgaz, çırpınan bir yoksul aileyi Gaziosmanpaşa Şemsipaşa’da bulur; bir de onları hırsız, kaçakçı diye izah ederler.

Varlıklı semtleri “köy” diye anılan büyük şehirde; yoksulun tesellisi “Paşa” mahallelere tıkışmaktır.

En alttan üstlere sıçrama hayaliyle, nice “Tepe” kurmak, oraya yerleşmektir.

İşte öyle bir aile imiş “Özyapı”lar.

34 yaşında anne, 16, 13, 11, 9 yaşlarında dört çocuk, ikisi kız. Bir de, bu “yapı”ların, kırık kapıların, böyle faciaların, direksiz hanelerin temel direği, işsiz baba.

Son kuruşuyla anca ıslak odun alan ama yakamayan, titreyen yavrularını ısıtamayınca, beş altı yaşındaki “ağabey”in eline saç kurutma makinesi tutuşturup bebek kardeşini ısıtsın diye vasiyet edip büyüyen ekonomimizin merhametsiz tavanlarından birine kendini asan anneyi çoktan unutmuşsunuzdur.

TOKİ bodrum katında, kapıcılık etsin diye tıkıştırıldıkları odada boğulan Samsunlu çocukları da.

Bu insanların üzerine basa basa paşalar, beyler, ağalar, hanımefendiler masallar anlatıyor.

Bunalımdaydı, intihar etti; köylüydü, yüksekten düştü; cahildi, doğalgazda yanlış parça kullandı.

Öyle ya… Her sıvasız hane evladı böyle ölmekle kalmaz, büyük ağızlar böyle deyip bir de mezarına tükürür!

Gaz sizin, imtiyaz sizin!

Deyin efendiler, deyin.

(Habertürk)

[Bu yazı 1315 kez okundu]
Umur TALU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[8 Haziran 2013] Demokrasi diye bir baş belası! ... [2 Haziran 2013] Topçu Kışlası Vesayeti ... [3 Mayıs 2013] Kelimelerin azabı! ... [27 Nisan 2013] Barış, hukuksuz olmaz! ... [9 Nisan 2013] Tarih, sınıf, gaz! ... [4 Mart 2013] Künyemizde 50 bin ölümüz. Bünyemiz Barış sayıklar! ... [8 Şubat 2013] Hattını, haddini bilmek... İncirlik, Kürecik, Patriotçuk! ... [3 Şubat 2013] Canlı bomba, patlama, can! ... [27 Ocak 2013] Haddini, kıymetini, kıyametini bileceksin! ... [23 Kasım 2012] Devlet sırrı dediğin, kanlı tarihin kara kutusu! ... [9 Kasım 2012] Cinnet vatan! ... [30 Ekim 2012] Ne bu şiddet be Celâl! ... [23 Ekim 2012] Raporlu demokrasi! ... [29 Eylül 2012] Anlamadığım şudur: ... [6 Eylül 2012] Bi gidin yahu! ... [17 Ağustos 2012] Dağın altında 30 yıl! ... [1 Ağustos 2012] Sen utanmıyorsan. Ben utanıyorum! ... [29 Temmuz 2012] Artık size kalmış! ... [14 Temmuz 2012] Limana gelmesin de cana gelsin! ... [30 Haziran 2012] Uf olmuş ama zaten puf olmuş! ... [26 Haziran 2012] Dün gemi olur, bugün uçak! ... [16 Haziran 2012] Bu vatanın ekmeğini yemek... Bu vatanın emeğini yemek! ... [1 Haziran 2012] Hem dert çok, hem mert (pek) yok! ... [6 Mayıs 2012] Astlar, kastlar. Dostlar, postlar! ... [29 Nisan 2012] Yol aynı, yolculuk aynıdır! ... [13 Mart 2012] Bir yumruk çok mu! ... [3 Mart 2012] Gölgen peşini bırakmaz! ... [12 Şubat 2012] 10'uncu Yıl Marşı! ... [15 Ocak 2012] Bin yıllık çoğunluk! ... [30 Aralık 2011] Cinnet cehennemin ölü canları ... [25 Aralık 2011] Kimine kıyak kimine dayak! ... [9 Aralık 2011] Hayat bilgisi! ... [27 Kasım 2011] Bir adım demokrasi, bir adım geri! ... [14 Eylül 2011] Arap baharı, Türk yazı! ... [1 Eylül 2011] Demokrasinin sonu! ... [20 Ağustos 2011] 30'uncu yıl ağıtı! ... [11 Ağustos 2011] Şiddetleri ortak, kaderiniz ortaktır! ... [5 Ağustos 2011] Ölü çocuktan al haberi! ... [21 Temmuz 2011] İşte budur! ... [17 Temmuz 2011] Çokça, bir derviş gibi ... [19 Haziran 2011] İç hizmet, dış hezimet! ...
Umur TALU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™