Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz
2 Ocak 2013, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

YENİ yıl nedeniyle birçok köşe yazarı, önümüzdeki 365 güne damgasını vuracak konularla ilgili genel değerlendirme yazıları yazdı.
 

Şunu söyleyebilirim ki yandaşından muhalifine, liberalinden devletçisine kadar herkesin ortak noktası bu yılın Kürt sorununun çözümü, terör meselesinin halledilmesi için kritik bir yıl olduğu.
Genel bir iyimserlik havası da seziliyor. Abdullah Öcalan ile İmralı’da açlık grevlerinin sona erdirilmesi için başlatılan temaslar, Başbakan’ın da ifade ettiği gibi şimdi PKK’nın silah bırakmasının sağlanması yönünde sürdürülüyor. Köşe yazarlarının önemli bölümünde iyimser bir hava yaratan olay bu!
Ben ise bu konuda hiç de iyimser değilim.
İyimser olmamamın nedeni, daha önceki Kürt açılımının sonuçsuz kalmasının nedeni neyse odur. O zaman da aynı şeyi söylemiştim, şimdi de aynısını söylemek durumundayım: Bu hükümetin bu sorunu çözmek için kararlı bir siyasi duruşu yok.
Başbakan ne diyor: “Terörle mücadelede mesafe alma noktasında adayla görüşmede biz asla görüşme yapmayız. Ama görüşme yaptırırız.”
Oslo sürecinin ortaya çıkmasından önce Öcalan ile görüşüldüğü iddiaları üzerine söylediği “Ben görüşmem, devlet görüşür” sözlerinin yeni kelimelerle tekrarından ibaret bu açıklaması.
Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan da şöyle diyor: “Devlet için amaç silahların bırakılmasını sağlamaktır. Devlet ihtiyaç duyduğu her enstrümanı kullanarak kendi yol haritasını uygular.”
Görüldüğü gibi Başbakan ve arkadaşları, Öcalan ile oturup pazarlık etmenin siyasi sorumluluğunu asla üstlenmek istemiyorlar.
“Devlet görüşür” diye bir kavram icat etmişler, onun üzerinde sakız çiğniyorlar.
İyi de “devlet” kim? Kendi kendine hareket eden bir organizma mı var ortada? Hani artık vesayet vs. bitmişti, hani artık milli irade her duruma hâkimdi, hani hükümet elini taşın altına sokmuş, muhalefetin elini de oraya uzatmasını bekliyordu?
“Devleti temsil ediyorlar” dediğiniz kişiler kim? Onlara görevi kim verdi? Onlara hangi sınırlar içinde kalarak pazarlık edebileceklerini kim söyledi?
Bugün devlet dediğimiz organizmayla hükümeti birbirinden ayırt edebilmemiz mümkün mü?
Artık hepimiz biliyoruz ki Başbakan’ın hayati tek bir önceliği var: 2014’te yapılacak Cumhurbaşkanı seçimini en az yüzde 50 oy alarak kazanmak!
Geri kalan her şey onun için teferruattan ve gelip geçici siyasi manevralardan ibaret.
Yaptığı işin sorumluluğunu kamuoyu önünde üstlenmeye çekinenlerin, böylesine derin bir sorunu çözebileceklerine inanmak için gerçekten çok saf olmak gerekir.

Uzlaş-ma!

YORUMCULARA göre bu yılın en önemli konularından biri de yeni bir sivil anayasanın yapılıp yapılamayacağı sorusu.
Adı “Anayasa Uzlaşma Komisyonu” olan bir komisyon kuruldu ve bunlar partilerin getirdiği anayasa önerilerini değerlendirip bir ortak metin oluşturmaya çalışıyorlar.
Şu anda komisyon çalışmalarının kilitlenmesine neden olan şey de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir tür seçilmiş diktatör olmak özlemi! Adına “Türk usulü başkanlık sistemi” de diyorlar, öyle daha
şık durduğu için herhalde ama meselenin özü budur: Bütün gücü elinde toplayan tek adam olmak isteği!
Gazetelere yansıyan bir habere göre Başbakan, yardımcıları Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ve komisyonun AKP’li üyeleriyle bir araya gelip bir değerlendirme yapmış.
Değerlendirme sonucunda “Başkanlık sisteminden geri adım atmayacağız” kararı alınmış.
Bir konuyu tartışıp ortak bir noktaya ulaşmaya çalışmanın, AKP ve Erdoğan nezdindeki anlamı demek ki “geri adım atmak” imiş!
O zaman komisyonun adını neden “uzlaşma komisyonu” koydunuz?

O üç kişi kim acaba?

İSTANBUL 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne Genelkurmay Başkanlığı tarafından gönderilen ve “Ergenekon şeması” diye tanımlanan belge gerçekten çok ilginç.
Şema 15 Haziran 2006 tarihinde çizilmiş, yani Danıştay saldırısından bir ay sonra.
O tarihte Genelkurmay’ın, Muzaffer Tekin ve Alparslan Aslan arasındaki bağlantıyı bildiği anlaşılıyor.
Bununla da kalmıyor, Kemal Kerinçsiz, Veli Küçük, Doğu Perinçek, Muzaffer Tekin, Sevgi Erenerol gibi Ergenekon sanıkları arasındaki bağlantıları da gösteriyor.
Genelkurmay’ın bu bilgiyi, olayı soruşturan polis ve savcılarla o tarihte neden paylaşmadığı bir soru olarak aklımızın bir köşesinde durmalı.
Gazetede söz konusu belgenin bir fotokopisi de yayımlandı.
Dikkatimi çeken şey Danıştay saldırısıyla ilgili olarak oluşturulan bu şemadaki üç ismin üzerinin kapatılmış olması.
Bu isimleri Genelkurmay mahkemeye gönderirken mi kapattı, yoksa isimler mahkemenin gördüğü lüzum üzerine mi kapatıldılar, bilemiyorum.
Ama merak etmeden de duramıyorum!
Genelkurmay’ın Ergenekon davasında önemli bir delil teşkil edecek bu belgesindeki o üç isim neden karartıldı?
Onlar kim? Ergenekon örgütüyle nasıl bir ilişkileri var?

(Hürriyet)

[Bu yazı 1395 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™