Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Tertibi kimler yaptıysa Başbakan'ı da kandırdı'
29 Aralık 2012, Aslı AYDINTAŞBAŞ
, Aslı AYDINTAŞBAŞ

 ODA?TV DAVASI’NDA 682 GÜN TUTUKLU KALIP TAHLİYE OLAN YALÇIN:
‘Tertibi kimler yaptıysa Başbakan’ı da kandırdı’

Cezaevinden çıkıp Levent’teki evine dönen Soner Yalçın “Ben sol mahallenin çocuğuyum. Cezaevine atıldık diye kahrolacak değilim” diyor. Yalçın derin devlette bir tertip odağı olduğunu da söylüyor.

Neredeyse tam iki yıldır Oda Tv davasından tutuklu olan gazeteci Soner Yalçın’ı, Levent’teki evindeki iki katlı dev kütüphanenin ortasında buldum

Levent’teki ev, biraz Soner Yalçın’ın ta kendisi gibi. Kale gibi dış dünyaya tamamen kapalı ama tablolar ve tasarım mobilyalarla kendi içinde renkli bir mekân.
‘Yaşasın! Tahliye edildiğime çok mutluyum’ havasında değilsin...  
- Şu anda üzgünüm. Yalçın Küçük ve OdaTV’yle hiç alakası olmayan Hanefi Avcı’nın hala içeride olmasından üzüntü duyuyorum. Hatta utanıyorum. Ama bu kararlılığımı zedeleyecek değil. Gazeteci iradem çelikleşti.
Ne yapmak için?  
- Yazmak için. Şunu biliyorum; ben gerçekleri yazdım. Bu gerçekleri daha da büyük kitlelere ulaştıracak bir yayın organları kuracaktım, beni bir tertiple içeri attılar.
Halk Tv’yi satın alma olayını mı kast ediyorsun? (Yalçın’ın CHP’nin kanalı Halk TV’yi satın alma girişimi, iddianamenin temel unsurlarından, AA)  
- Evet. Çünkü gerçeğin düşmanı bunlar.  
Bunlar kim?
- Bunlar... devlet içinde bir tertip odağı var. Devlete sırtını dayamışlar, zehirli bir ahtapot gibi kolları her tarafa uzanmış. Üzerlerini çizdiklerini tertiple cezaevine atıyorlar. Ben Başbakan’a da sesleniyorum. Biz o böceği koyanları biliyoruz; bize bu tertibi yapanlar da onlar.
Kızgın değilsin yani hükümete?  
- Ben gazeteciyim. Kızgınlığım olmaz İşim haber yapmak. Kim gerçeğin peşindeyse onun yanında yer alırım. Kim bu tertibi çözmek isterse onun yanında yer alırım. Bu sadece ODA Tv değil; Deniz Baykal’ı hedefleyen, Ergenekon’daki 51 no’lu CD, Balyoz’daki 11 no’lu CD’yi hazırlayan insanlar. Bu gerçekle yüzleşelim. Bunlar bir güç sarhoşluğu içine girmişler, kendilerini devletin yerine koymuşlar. Kendilerine karşıt olanları yok ediyorlar.
Yani sen de hükümetin derin devlet tarafından kandırıldığı tezine inanıyorsun.  
- Evet, hükümeti de kandırdılar. Başbakan ‘Bu davanın altından neler çıkacak’ dedi. Sonuçta koca bir ‘hiç’ çıktı. Şimdi dönüp ‘Beni kim kandırdı?’ diye sorması lazım. Başbakan’ı Oda Tv konusunda kandıranlar, ofisine böcek koyanlardır. Başka bir yerde aramasın.
Dava sürecinde Batı, Türkiye’de ifade özgürlüğünü mesele yaptı. Sen ise Batı’ya kuşkuyla bakan ulusalcı çevrelerde sevilen bir isimsin. Yaşadıkların Batı algını değiştirdi mi?  
- 11 Şubat 2011 tarihine kadar ben Türkiye’de gazeteci kimliğiyle tanınan biriydim. O tarihten sonra büyük bir itibarsızlaştırma başladı. Oysa ben Mustafa Kemal’e inandığım gibi Simon Bolivar’a, Jose Martin’e de inanıyorum. Topyekzn bir Amerika nefretini reddediyorum. Amerika benim için sadece eleştirdiğim dış politikası değil, aynı zamanda Thomas Jefferson, Abraham Lincoln demek. Bunları reddedemeyiz. Avrupa Parlamentosu’nu topyekûn nasıl reddederim?  Orada dostlarımız var. Batı’nın tavrı, siyasal görüşüne bakmadan ‘Bu dava bir basın özgürlüğüdavasıdır’ oldu. Bizim de böyle bakmamız gerekiyor. Ama kimse kimse düşüncesinden dolayı cezaevine atılamaz.
Bu ‘Yeni Soner’ mi?  
- Hayrı eskiden de böyleydim. Bak biz ufacık cezaevi aracında mahkemelere gidiyoruz, Hanefi Avcı hâlâ sağcı bir tutuklu. Yalçın Küçük hala komünist.
Sen?  
- Ben gazeteci olarak düşünülmek istiyorum. Ama çok istiyorsan solcu diyebilirsin.

Soner Yalçın odanın ortasında durmuş, 682 gün önceki polis aramasında didik didik edilen kitaplara bakarak ”Hepsinin yeri değişmiş. Ben şimdi nasıl düzenleyeceğim bunları?” diyordu.  
 

‘Kürtlerle birlikte güzel bir Türkiye’
Senin Silivri’de yattığın dönemde birçok Kürt siyasetçi de oradaydı. Kürt meselesinde bakışında farklı bir empati gelişti mi?  
- Niye yokmuş da şimdi gelişti diyorsun? Bana nasıl Kürt düşmanı diyebilir biri. Ben Musa AnterÖdülü’nü almış biriyim. Ersever kitabıyla. Ben Behçet Cantürk daha Susurluk olmadan Susurluk çetesi tarafından öldürüldüğünü yazan adamım. Hürriyet gazetesinde ‘Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkına inanıyorum’ diye yazdım. Daha ötesi var mı? Ben Kürtlerle birlikte güzel bir Türkiye istiyorum. Kurarız, kurmayız, o ayrı. Ama hakkımda korkunç bir itibarsızlaştırma oldu ve kafalar allak bullak. Kimin sesi gür çıkarsa o bağırıyor. Kadın satıcısı bile dediler ya.. ! Daha ne diyeyim. Bu nasıl söylenebilir. O televizyona çıkanlara bir şey demiyorum. Onu çıkaranlara diyorum. 170 yıllık bir basın geleneğimiz var. İnsanlar gerçeği yazmak için ölüme gittiler. Bu kadar basit olmaması lazım.
Silivri’de gerçekten umutsuz olduğun anlar oldu mu?  
- Ben sol mahallenin çocuğuyum. Biz cezaevi kültürüyle yetiştik. Cezaevinde okuduk. Bizim kahramanlarımız, cezaevlerinde yaşamış yazarlardır, sanatçılardır. Bizim için cezaevi üniversitedir. Oturup cezaevine atıldık diye kahrolacak değilim.  

Yalçın en çok oğlu Aren’i özlemiş. Aren’den sonra özledikleri arasında ise odasında çalışmak, bira içmek, sahanda yumurta, iyi bir pirzolayı, internet ve klasik müzik var.

‘Karanlık adam demeleri iftira’
Davanın en ilginç yanı, birlikte yargılananların bir bölümünün birbirini tanımaması...
- Hayatımda bir kere Müyesser Yıldız’ı babası vefat ettiğinde telefonla aradım. Nedim Şener’le bir ya da iki telefon görüşmem var. Ahmet Şık’ı tanımıyorum. Coşkun Musluk ve Sait Çakır’la ne telefon ne de yan yana geldim. Sadece telefonla sık konuştuğum Barış PehlivanBarış Terkoğlu. Yalçın Küçük’le de 4 yılda 7 telefon görüşmesi ve 3 kez yan yana gelmişiz. Hanefi Avcı’yla 10 yıl önce ayaküstü bir yemekte konuşmuştuk. Hala tutuklu olmasına utanıyorum. Herkes biliyor: Bu adam kitap yazdığı için hayatı didik didik edildi. Bunu hangi gazeteci bilmez?
Ama OdaTv de çok insanın kalbini kırmış.  
- Bunu diyenlerin örnek göstermesi lazım. Ben OdaTv’nin sahibiyim. Biz eleştiririz. Biz eleştiriyi medyada hakim kılmak istiyoruz. Eleştiri düşmanlık değil.
‘Karanlık adam’ deniyor sana... Münzevi bir hayat yaşadığını, az insanla görüştüğünü biliyoruz...

(Milliyet)

[Bu yazı 1286 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™