Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hukukun Üstünlüğüne Çıkış Yolu
9 Haziran 2009

Ülke gündeminin son iki yılına damgasını vuran “Ergenekon” soruşturması nedeniyle belki de ilk kez hukuk cam fanusundan çıktı, hayata karıştı. Hemen herkes, bu soruşturma çerçevesinde hak, adalet, adil yargılanma kavramlarını tartışmaya başladı. Hukukun sadece hukukçuları ilgilendirmediği, topluma birlikte yaşayıp geliştiği, anlayışlar değişmeden yasal değişiklikler yaparak hukuk devleti olunmadığı görüldü, anlaşıldı.

Soruşturmanın hukuksal boyutuyla ilgili çok şeyler söyleniyor. Daha çok şey de yazılıp söylenecek. Bizler de yazıp, söyleyeceğiz. Ancak bu soruşturma, hukuksal boyutunun çok ötesinde bir anlam taşıyor. Bunu görmeliyiz. Biz avukatların önceliği hukuk olsa da yürütülen soruşturmayı salt hukuksal boyutuyla değerlendirmekle yetinmemeliyiz.

Yürütülen soruşturmanın, bazılarının iddia ettiği gibi “Susurluk” kalıntılarının, “kontrgerillanın” yargılanması anlamına gelmediğinin farkında olmalıyız. Siyasal alanı daraltan bu soruşturma ne bir özgürleşme mücadelesidir, ne de demokrasinin genişletilmesi çabasıdır. Ayrıca, bu ülkenin ilericilerine, yurtseverlerine, aydınlarına karşı işlenmiş suçların faillerinin ortaya çıkarılması, bu soruşturma çerçevesinde sağlanamaz.

Elbette ki darbelerin karşısında durmalı, darbelerden yarar ummalıyız. Ancak, aydınlanma devrimiyle, Cumhuriyetle ilgil soruları olanların, bu soruşturma çerçevesinde, yargıyı hesaplaşma arenasına çevirmek istediklerinin farkına varmalıyız.

Cumhuriyeti ele geçirmeye çalılşan anlayış, bu soruşturma ile laik, demokratik cumhuriyete sahip çıkan kesimleri ve kurumları teslim olmaya zorlamaktadır.

Soruşturma, önceki dönemlerde sola, toplumcu bakışa getirilen yasakçı anlayışın sivil bir görünümle günümüzde sürdürülmesi, gerici ve yeni emperyalist yaklaşımın kendi hukukunu yaratma çabası olarak yansımaktadır.

Soruşturma, korku toplumu yaratılarak ve sindirilmiş toplum psikolojisinden yararlanılarak; yolsuzluğun, gericiliğin, toplumu muhafazakarlaştırmanın, kamu malları talanının üstünün örtülmesine, özgürlüğün bastırılmasına, emperyalizmin politikalarına hizmet eden bir anlayışın hayata geçirilmesine, hiç sonuçlanmayaak davalar açarak hukukun gözden düşürülmesine hizmet etmemelidir.

Bu nedenle, siyasal mücadelenin yargı üzerinden yürütüldüğü günümüzde hukuk hala en önemli mücadele aracı olma özelliğini korumaktadır…

Ergenekon soruşturması; toplumda bir kişiye karşı yapılan bir haksızlığın toplumun tümüne yöneltilmiş bir tehdit olduğu gerçeğini topluma yaşattı. Oysa hukuk, korku salmanın aracı olamaz. Hukuk ancak özgürlük ve barışın, adaletin aracı olabilir.

Öyle ise hukuku, etik değeri yeterince oluşmamış hukukçuların elinden kurtarmak gerekiyor. Bu, tüm hukukçuların görevi olduğu kadar, aynı zamanda toplumsal bir görevdir. Ergenekon, en umutsuz durumdan bile bir çıkış olduğunu anlatan destanın adıdır. Aynı adla yürütülen soruşturmayı, hukuk tanımazlıkların yenilgiye uğratıldığı ve hukukun üstünlüğüne giden yolun bulunduğu bir hukuk destanına çevirmek gerekiyor…

[Bu yazı 1403 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™