Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Türkiye'deki siyasi istikrar fetişizmi!
26 Aralık 2012, Düşünenlerin Düşüncesi
, Düşünenlerin Düşüncesi

Borçlarımız hızla artıyor, tasarruf oranlarımız hızla düşüyor, işsizlik rakamları 10 yıldır yerinde sayıyor. Cari açığın ateşi bacayı sarmış, birileri yangına bahçe hortumuyla koşuyor. Enflasyon hedefi yıllardır tutturulamıyor; ekonomi yönetimi, bugün özel sektörün artan borçluluğu karşısında üç maymunu oynuyor.

“Siyasi istikrar ekonomik istikrarı getirecek, mevcut iktidara oy vermeye devam edin” deniyordu. Ama şunu gördük, bugün artık o siyasi istikrar ortadan kayboldu. Ekonomik istikrar da kaybolmak üzere... Türkiye’yi kısa vadede bekleyen riskler; on yıllık ekonomi politikalarının eseri.
Borçlarımız hızla artıyor, tasarruf oranlarımız hızla düşüyor, işsizlik rakamları 10 yıldır yerinde sayıyor. Enflasyon hedefi yıllardır tutturulamıyor; ekonomi yönetimi, bugün özel sektörün artan borçluluğu karşısında üç maymunu oynuyor. Cari açığın ateşi bacayı sarmış, birileri yangına bahçe hortumuyla koşuyor.

Karanlıktaki sefalet
Vaziyetten tedirgin olmamak imkânsız. Türkiye’nin büyüme performansı ortada; 9 aylık dönemde yüzde 2.6 oranında büyüme gerçekleşmiş. Son 10 yılın ortalaması yüzde 5, bir istikrarsızlık söz konusu. O beğenilmeyen koalisyonlu yıllarda yüzde 3.5 ile 4 arasında bir büyüme söz konusu. 2002 yılında 57’nci Hükümet olarak büyümeyi yüzde 7.2 olarak devrettik. AKP sonrasında neyi devralacağımızsa meçhul.
On yıllık imtihan göstermektedir ki; AKP’nin ekonomi politikası, asla sürdürülebilirlik gayesini gütmemiş; konjonktürel genişlemelerle yetinilmiştir. Neticede küresel anlamda yerimize bakıldığında, Türkiye bu “serâbı” AKP’nin makyöz ve estetisyenlerinin mahirliğine borçludur. Kişi başı milli gelir yalanı; aslında kim daha çok pay alıyor... 2012 yılı 3. çeyrek itibarıyla kişi başı milli gelir rakamının 10 bin doların üzerinde olduğu söylenmektedir. Bugün çalışanlarımızın yüzde 47’si asgari ücret ile çalışmaktadır.
Diğer yandan 4.5 milyonun üzerinde işsiz vatandaşlarımız bulunmaktadır. Tarım kesiminde çalışan yevmiyeli vatandaşlarımızın geliri ise neredeyse karınlarını doyuracak kadardır. Peki kişi başına düşmesi gereken bu 10 bin dolar kimlerin cebine girmektedir?
TÜİK’in geçtiğimiz eylül ayında açıkladığı 2011 yılına ait gelir ve yaşam şartları araştırmasına göre; yüzde 20’lik gruplarda, en yüksek gelire sahip gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 46.7 iken, en düşük gelire sahip ilk gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 5.8’dir. Spot ışıklarının çevrildiği illüzyoniste değil, karanlıkta kalan sefalete dikkat etmeliyiz. 

Toplam döviz borcu
Üretimi yeterli olmayan bir ülkenin, merkez bankasındaki döviz rezervinin ekonomik büyümeye katkısı olabilir mi? Bu aralar Merkez Bankası’nın rezervlerinden bahsedilerek 120 milyar doları geçtiği söyleniyor. Oysa bu söylem eksik ve yanıltıcıdır.
Merkez Bankası en son Ekim 2012 itibariyle ‘Uluslararası Yatırım Pozisyonu’(UYP) tablosunu yayınladı. Bu tablo ne işe yarar derseniz, ülkenin döviz fazlası veya açığı olup olmadığını göstermektedir. Ülkenin döviz varlıkları vatandaşımızın yurtdışındaki yatırımları, parası ve yurtiçindeki döviz birikimleriyle Merkez Bankası ve bankaların rezervindeki döviz ve altın mevcududur. Ülkenin döviz yükümlülükleri ise yabancıların Türkiye’deki doğrudan ve portföy yatırımlarını, bankalardaki döviz mevduatlarıyla kamu ve özel sektörün kullandığı dış krediler nedeniyle oluşan toplam döviz borcudur.

 

Yayınlanan bu tablonun özeti şöyledir:
AKP iktidara geldiğinde ‘-85.1’ milyar dolar olan net pozisyon, Ekim 2012 itibariyle ‘-390.2’ milyar dolara çıkmıştır. Bu bağlamda Merkez Bankası’nın altın dahil rezervleri, ülkemizin uluslararası yükümlülüğünü karşılayamamaktadır.
Bir başka balon ise ihracatın büyümesi. İthal doğalgaz karşılığının altın olarak ödenmesinin ekonomik rakamları şişirdiğini artık kimse inkar edemiyor. İhracatın büyümesi, altın ihmal edilirse yüzde 13’lerde değil yüzde 3.5’larda seyrediyor.

Çürük dişe altın dolgu
Ekonomik büyümenin gerçekliği de altın balonu patladığında kayboluyor. Kimi hesaplamalara göre altın etkisinden arındırılmış büyüme yüzde 1’lerin de altında. Kısacası AKP’nin ekonomi estetisyenleri çürük dişe altın dolgu yapıyor.
Bugün halen, ihracatın yüzde 86’sı ara malı ithalatını karşılamaya gidiyor. Bu da çok yüksek bir oran, her 100 dolarlık ihracata karşılık 115 dolarlık ara malı ithal ediyoruz. Ülkemize 10 yıldır yeni bir üretim modeli sunamayanların, bulundukları makamlarının inandırıcılığını yitirmiş olduğunu düşünüyorum. Bir ülke üretirse büyür.
Sanayileşmemizi tamamlamak ve küreselleşmeye yön vermek için, öncelikli olarak ülkemizin ve sanayimizin ihtiyacı olan yeni politikaları oluşturmalıyız. Yeni politika oluşturmanın da ön şartı, mevcut durumu tam ve doğru olarak tespit edip, geleceğe dönük ayakları yere basan projeler oluşturmaktır. Bu bağlamda;
-  Yüksek teknoloji üreten, yenilikçilik kapasitesi yüksek,
-  İstihdam dostu sürdürülebilir büyüme sağlayan,
-  Üretimi ve ihracatın, ithalata bağımlılığının en aza indirildiği, böylece cari açığın azaldığı,
-  Öncelikli sektörleri belli,
-  Teşvik sistemi gerçekçi olan,
-  Girişimcilik kültürünü diri tutan
uygulamaları bir an önce ülkemize kazandırmalıyız. Yoksa mevcut değerlerimizi bir bir özelleştirerek, önümüzdeki yılları da ipotek altına almış bulunuyoruz.
Gölgeler tiyatrosunun son perdesi de açılmıştır. Beklenen uyuyanın uyanması ve şu tufana bir de yakından bakmasıdır.

Ahmet Kenan Tanrıkulu
Ahmet Kenan Tanrıkulu, 17 Mayıs 1958’de İstanbul’da doğdu. Ekonomist; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Yüksek lisansını ABD Western Illinois University’de Matematiksel İktisat alanında tamamladı. DPT Planlama Uzmanı olarak görev yaptı. Silahlı Kuvvetler Dil ve İstihbarat Okulu ile Harp Akademileri’nde ders verdi. Devlet Bakanlığı Bakan Danışmanı oldu ve Gemlik Gübre Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürüttü. Çevre Bakanlığı ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğü, Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Yurtiçi ve dışı dergilerde çok sayıda yayını yer aldı. İngilizce bilen Tanrıkulu, 21. Dönem İzmir Milletvekilliği, 57. Hükümet’te Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yaptı. 23. Dönem’de AGİTPA Türk Grubu Üyesi. Halen MHP Ekonomik ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve 24.Dönem İzmir Milletvekili

(Milliyet)

[Bu yazı 1170 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™