Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Delil Hukuku
25 Aralık 2012, Mustafa BALBAY
, Mustafa BALBAY

Türkiyede iktidar hukukunun gölgesinde kalan önemli bir kavram var:

Delil hukuku.

Hukuk biliminin gelişmesiyle birlikte

ortaya çıkan ana unsurlardan biri olan delil hukukunun anayasası diyebileceğimiz cümle şudur:

Bir kişiyi neyle suçluyorsanız, onun delilini orta koymak zorundasınız; delil usule uygun elde edilmiş olmalı, hiçbir şüpheye yer vermeyecek kadar kesin ve net olmalıdır.

Bu anayasaya dayalı olarak delille ilgili herhangi bir şüphe varsa bundan sanığın yararlanması ilke olarak benimsenmiştir.

Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller, bir kişinin suçlu olduğunu kanıtlasa bile mahkemelerce çöp sepetine atılmıştır.

Geçen aylarda izlediğim bir cinayet filminin sonunda hâkim, sanıkla ilgili kimi delillerin saklandığını, kimilerinin değiştirildiğini görünce şu cümleyi kullanmıştı:Bu durum cinayetten daha vahimdir.

***

Anayasa Mahkemesinin 19 Aralık Çarşamba günü aldığı karar yukarıdaki satırları bir kez daha anımsamamıza neden oldu.

Mahkeme, Suç sabit bile olsa, bunu kanıtlayan deliller hukuk dışı yöntemlerle elde edilmişse, mahkûmiyet verilemezdedi.

Bu davada yargılananların temsil ettikleri kurumlardaki yerlerine bakınca şunu söylemeden edemiyorsunuz:

Bu kişiler hakkında hukuksuz delille dava açılıyorsa, güç sahipleri kime ne yapmaz.

Silivri zulmünün kökü bundan ibaret.

Hukuksuz deliller... Çürük gizli tanıklar... Gerçekleşmemiş olaylar... Üst üste yığılmış birbirine benzemez dosyalar...

Delillerin sakatlanmış olduğu ya da hukuksuz elde edildiği ortaya konduğunda mahkeme heyetinin yanıtı şu oluyor:

Bu konudaki kararın hüküm aşamasında verilmesine...

Şöyle bir örnekle durumu daha net açıklayabiliriz:

Yemek yapmak için gerekli bütün malzemeleri topluyorsunuz. Malzemelerin bozulmuş, küflenmiş, kullanım tarihi geçmiş olmasına bakmaksızın yemeği yapıyorsunuz. Bu konudaki uyarılar için de, Yemek piştikten sonra tadına bakarken onu da kontrol ederiz diyorsunuz.

O noktada hangi malzemeyi ötekinden ayırabilirsiniz?

Diyelim ki bütün malzemeler tazeymiş ama kullanılan yağ zeytinyağı yerine motor yağıymış, o yemek yenebilir mi?

Delillerin hukuki olup olmadığına bakmaksızın davayı sürdürmek, buna ilişkin kararı hüküm aşamasına bırakmak böyle bir şey.

Mahkemenin yıllar sürdüğünü düşünürseniz, verdiğimiz örnek hafif kalıyor. Zira dava birleştirmeleri çorba pişerken üzerine hoşaf ilave edilmesine, sonra kazanın büyütülerek hoşaf çorbasının üzerine hiç temizlenmeden balık konmasına, biraz da dondurmayla marul ekleyip, kaynadıktan sonra fırına verilmesine benziyor.

Davalar böyle bir mantıkla yürürken,Bırakın hukuk işlesindemek ne anlama gelir?

Artık benzetmenin devamını okura bırakıyorum!

***

Delil hukukuna girmişken benimle ilgili durumu da okurun bilgisine sunmak istiyorum.

Hakkımdaki başlıca delil”, bana ait bilgisayarlardan çıktığı iddia edilen notlar, dokümanlar.

Bilgisayar verilerinin, yani dijital verilerin delil değeri taşıyabilmesi için bilgisayara el konduğu anda imajının çıkarılıp sahibine ya da avukatına verilmesi gerekiyor. Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 134. maddesi bunu zorunlu kılıyor.

Bana ya da avukatıma bilgisayarların imajı verilmedi. Ben 1 Temmuz 2008de gözaltına alındıktan sonra 5 Temmuzda savcılıkça sorgulandım. Savcı, bilgisayarınızdan çıkanlardiye başlayıp sorular sordu.

Dava açıldıktan sonra delil klasörlerindeki polis kaydından gördük ki, benim bilgisayarların imajı 7 Temmuz 2008de çıkarılmış. Bilgisayarım bir bakıma mühürlenerek içinde bulunan her şeyin hiç dokunulmadan kayıt altına alınması anlamına gelen hash değeride o gün çıkarılmış.

Bu, delilin sakatlandığını, hukuki yolla elde edilmediğini gösteriyor. Hukuk diliyle bunun delil değeri yok.

Bunların ötesinde bana ait olduğu iddia edilen, 8 yıllık zaman dilimini kapsayan notların tümü 26 Şubat 2007 gecesi toplam 3-3.5 dakikada oluşturulmuş görünüyor. Kimileri bunun kanıtı nerede, yoksa mahkemenin kabul etmediği üniversite bilirkişi raporu mu diyor. Hayır, o değil. Bunun kanıtı ikinci iddianamenin 204 Nolu delil klasöründe, Emniyet terörle mücadele şubesi (TEM) polislerinin yaptığı, 1 Nolu delile ait özelliklerbaşlıklı çalışmanın içinde.

Mahkemenin istemiyle TÜBİTAK tarafından yapılan incelemede de bu notların kopya olduğu vurgulanıyor.

Bütün bu kuşkular, sakatlıklar yelpazesi içinde mahkeme, delillerin hukuki değeri olup olmadığına ilişkin kararını hüküm aşamasındaverecek.

25 Aralık 2012 - Cumhuriyet

[Bu yazı 1405 kez okundu]
Mustafa BALBAY

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[13 Nisan 2015] Eyyy Erdoğan... ... [10 Aralık 2014] Osmanlı'yı AKP'den Kurtarmak Gerek! ... [7 Nisan 2014] Hukukçulara Çağrı... ... [13 Ocak 2014] Receptay! ... [6 Ocak 2014] Hukuku Kurtarmak İçin ... [19 Ekim 2013] Hukuk Güvensizliği! ... [7 Ekim 2013] Özakman'ın Kronolojisi ... [9 Eylül 2013] İlk Mektup ... [1 Eylül 2013] Tuncay Güney, Osman Yıldırım, AKP Davası! ... [8 Haziran 2013] Taksim'in Anafikri: Özgürlük ... [13 Mayıs 2013] Son Savunmalar... ... [19 Mart 2013] Bir hikaye ... [25 Şubat 2013] 'Mahkeme Dinlemiyor!' ... [16 Şubat 2013] 18 Şubat Dilekçesi... ... [28 Ocak 2013] Avukatlar Değil, Avukatlık Tutuklanıyor! ... [12 Ocak 2013] Hukuk Bütçesi... ... [29 Aralık 2012] Sanatçıların Meydana Gelişi! ... [24 Aralık 2012] Türkiye'de Avukatlar Var! ... [8 Aralık 2012] Ergenekon Davası Kaçırılıyor! ... [1 Aralık 2012] Silivri Yargıtay'ı! ... [24 Kasım 2012] 6 Aylık Suçlamaya, 15 Dakikalık Yanıt! ... [10 Kasım 2012] Atatürk'ü Unutturamazsınız... ... [3 Kasım 2012] İstanbul Barosu'na Açık Çağrı ... [6 Ekim 2012] Mevzubahis İktidarsa Vatan Teferruattır! ... [23 Eylül 2012] Düşişleri Bakanı'nın Ulus Savaşı! ... [10 Eylül 2012] Komşularla Sıfırı da Tüketiyoruz! ... [26 Ağustos 2012] Başbakan'a Mektup-12 ... [14 Temmuz 2012] Meşru Özgürlük Beklentisi ... [7 Temmuz 2012] ÖYM'ler, Davalarına Mahkûm Edildi! ... [23 Haziran 2012] Cezaevinde Her İnsan Bir Eşyadır... ... [17 Haziran 2012] Baba Ufku... Çocuk Sonsuzluğu... ... [13 Mayıs 2012] Anne 'Baba Sevgisi' de Doğurur... ... [6 Mayıs 2012] Deniz'lerin İdamına Giden Yol ... [30 Nisan 2012] Avukatsız Savunma ya da Doktorsuz Ameliyat! ... [14 Nisan 2012] Deniz Feneri ve Silivri... ... [25 Mart 2012] Tek Kefeli Terazi! ... [18 Mart 2012] 'Sürpriz Tahliye!' ... [22 Ocak 2012] Denktaş'ın Doğumu... ... [26 Kasım 2011] Silahlı Kanat, Silahını Kuşandı! ... [17 Ekim 2011] İletişim Çağı ve Hukuk ... [4 Eylül 2011] Yalnızlık Ormanında ...
Mustafa BALBAY
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™