Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
YÖK ve Karşıdevrim-2
7 Aralık 2012, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

Karşıdevrimi palazlandıranlar devrimi rehine almış çıkarcılardı, sömürgenlerdi. Bu durum kesintisiz süregeldi. Devrim devrimcilerin işliğinde, elinde kalabilseydi, karşıdevrimi bir hakikat yolu olarak görebilecek köhne zihinler asla var olamayacaktı. Şu halde, yalanlar yalanların üzerine kurulabiliyordu. Yeni Yükseköğretim Yasası tasarı taslağının önceki Yükseköğretim Kanunu’nun üzerinde yükselmesi, bu yüzden, garipsenmemelidir. Bu kanun bilimi, üniversiteyi, bunların özgürlüğünü ne denli yadsıyor ve aşağılıyorsa, yenisi de işinde o denli mahir görünüyor.

Bilimcilerin ve halkın gözünde YÖK’e düşen şey bilimsel durmak, bilimsel düşünmek, bilimsel yürümektir. Ama YÖK ne yapıyor? Dostlar alışverişte görsün diyerek, hummalı bir işe girişiyor: 168 üniversiteden onar elemanı Ankara’ya çağırıyor. Kendi deyimiyle “Meydan toplantıları” yapıyor. Unvana göre oluşturduğu gruplarda bir YÖK üyesi kısa bir konuşma yaptıktan sonra çoğun çekip gidiyor, ya da oturup dinliyor. YÖK sitesinde tüm bunları izleyebilirsiniz.

Bu çalışmaların ne işe yaradığını ben doğrusu anlayamadım. Bunca insanın oradaki birkaç YÖK üyesini aydınlatmak için çağrılmış olacağını düşünemiyorum. Ama bunca kişiye yolluk, yevmiye ödeniyor. Milletin parasının bu denli bol olduğunu hiç sanmazdım. Üstüne üstlük, bu gidenleri rektörler bizzat seçiyor. Yani tam bir kapalı devre… Buna düşüncede ensest ya da akraba evliliği demeli… Bu ilişkilerden yalnızca sakat düşüncelerin doğacağı belli değil midir? Düşünemez bir kuşak yaratmanın bir yolu da bu olmalı, anlaşılan.

Bu da yetmiyor, kapıdan satış elemanı gibi, üniversitelere taslağı tanıtmak, düşüncelerimizi güya öğrenmek için YÖK üyelerinden konuşmacılar yolluyorlar. Bu VİP’ler yolluk ve yevmiyeleriyle bir hava alanından ötekisine koşuşturup duruyorlar. Oysa, bizim okuma yazmamız var. Ancak bizim düşüncelerimizi almak için geliyorlarsa, buna kendileri gerçekten yetkin ve yeterli midirler? Yüzlerce kişinin karşısında, en fazla iki saat içinde neyi duyup, anlayıp, kaydedip gidecekler de, Ankara’da doğru düzgün anımsayıp, sağlıklı bir rapor verebilecekler? Tüm bunların neresi bilimseldir, Tanrı aşkına!

Bunlardan önceki YÖK’e, “gelin, YÖK bünyesinde bir ‘Bilim Hukuku Araştırmaları Enstitüsü’ kuralım” diyen bir rapor sunmuştum. “Bu enstitüde çalışabilecek, katkı sunabilecek yüzlerce bilimcimiz var, bu bilimcilerle bilimin ve üniversitenin idesine, ideallerine uygun bir bilim hukuku politikası oluşturup geliştirmek için kuramsal ve görgül araştırmalar, incelemeler yapalım. Bu kurum sürekli böyle bir çalışma, geliştirme, izleme, düzeltme içerisinde bulunsun”, demiştim. Okumadılar bile. Böyle bir kuruluşun yapısı ve işlevleri üzerine pek çok yerde yazılar yazdım, bildiriler sundum. Belli ki, şimdikiler de önemsemiyorlar.

Yine de kısaca yazıvereyim: Bu enstitünün etkinliği üç aşamada gerçekleşiyor. İlkinde olgu çalışmalarının yapıldığı gerçeklik bilimleri alanıdır. Burada bilimciler araştırılmak istenen soruna ilişkin olgusal ve karşılaştırmalı veriler toplayacaklardır. İkinci aşamada felsefecilerle hukukçular düzenlenmek istenen soruna bir kural taslağı hazırlayacaklardır. Üçüncü aşamaysa, üniversite ve bilimle doğrudan ilişkisi ve ilgisi bulunan toplum ögelerinin temsilcilerinden oluşan bir kurultaydır. Bu da önüne gelen taslakları görüşerek, kabulü, reddi ya da üzerinde çalışılmak üzere geri gönderilmesi biçiminde karar verecektir. Kabul edilen kural taslakları her aşamadaki araştırma ve görüşme süreçlerine ilişkin belge ve bilgilerle kamuoyuna duyurulacaktır.

Saydamlık ve izlenebilirlik önemlidir. Bu enstitü tüm yönleriyle özerk olacaktır. Her aşamanın üyeleri atandıktan sonra, gerekçesiz azledilemeyecektir. Bu modeli, daha da büyülterek, ülke sorunları konusunda yasa taslakları hazırlama ve yasaları izleme kurumu olarak kullanmak da olanaklıdır. Böyle bir kurumu kurmaya ve çalıştırmaya bilimsel gücümüz, birikimimiz, altyapı olanaklarımız gereğinden fazla var. O zaman hatıra şu soru gelmektedir: Peki, niçin istemiyorlar? Aslında, bunun yanıtı bellidir.

Çıktı: Gökçe Çataloluk, Hukuk Sistemi ve Autopoiesis, İstanbul 2012

(Cumhuriyet Bilim ve Teknik)

[Bu yazı 1234 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [4 Mayıs 2013] Hangi Barış? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [13 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [7 Ekim 2011] Tek ve Son Çare! ... [23 Eylül 2011] Üniversite Nedir? ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [29 Temmuz 2011] "Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*) ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [6 Haziran 2011] Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [22 Şubat 2010] Elsa Türkiye ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [26 Ocak 2010] KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™