Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Ne dediğini bilmeyen başkan adayı!
16 Kasım 2012, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

Artık çok açıktır ki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi daha iyi yönetmek uğruna projelendirdiği herhangi bir politikası yoktur. Erdoğan’ın aklında sadece bir saplantı vardır: 2014’de Türkiye’nin seçimle işbaşına gelen ilk Başkan’ı olmak. Hem de ilk turda!

Psikolojide ruh hastalığı sayılan saplantı insanın salim düşünmesine engel olduğu gibi, kafasına taktığı konu dışında, hayati önemde de olsa, insanı başka konuları düşün(e)mez hale getirir, çevresi ile istişarede bulunmasına imkân tanımaz.

Saplantılı kişi herkesin kendi saplantısı uğruna mücadele vermesini, o minvalde düşünmesini ister. Aksini yapanı düşmanı olarak görür. Erdoğan’ın saplantısının hastalık seviyesinde olup olmadığını ölçmek haşa benim haddim değil ama yukarıda saydığım belirtilerin hepsi kendisinde ayan beyan gözüküyor.


***
Saplantısı uğruna ortaya attığı konulardan birisi “idam cezasının yeniden yürürlük kazanması”! Neden bunu yaptı? Öyle aklında gündem değiştirmek gibi bir manevra yok. Önüne bir rapor koydular ve “Türk milletinin büyük bir çoğunluğunun (%70) idam cezasının yeniden uygulanmasını istediğini tespit ettik”, dediler.

Halbuki bu sonuç azan terör ve sürekli yitirdiğimiz evlatlarımız karşısında oluşan büyük bir tepkinin dışavurumu. Terörün daha pasif bir konuma geçtiği bir ortamda bu oran düşer. Erdoğan hemen bu raporun üstüne atladı ve “idam cezası tartışmasını” ortaya attı. Böylelikle, milliyetçilerin kalbini kazanma hesabı ile açlık grevlerine katılanlara veya destek verenlere kafa tutacağını, bir yandan yeniden doğrudan görüşme yollarını aradığı Apo’yu tehdit edeceğini sandı. Milletin yüreğine su serpecek, Başkanlık oylarını kapacak!

Ancak, Başbakan ve akıldaşları aleyhte hükmün makable şamil olamayacağını, geçmişe uygulanamayacağını ya bilmiyorlar ya da biliyorlar da milletin ağzına bir parmak bal sürmek uğruna milletten gizliyorlar. Artık Türkiye’de kimse Apo’yu asamaz!


***
Başbakan “idam” üzerinden popülizm yaparken bu ülkenin temel yörüngesi ile oynamayı da umursamıyor. İdam cezasını yeniden ihdas etmek; altında imzamız bulunan AİHS’nin 6. ve 13. Protokollerine “saymeyoz!” çekmek, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu’nu bozmak, AB ile müzakereleri tamamen kesmek anlamına gelir!

Daha açıkçası tüm dünyaya “ben Batı’dan tamamen koptum” diye ilan vermektir! Nitekim, bir forumda İtalya Senatosu Başkan Yardımcısı Emma Bonino, Başbakan Erdoğan’ın idam cezası ile ilgili sözlerinden endişe duyduğunu belirtmiş, “bunu gördükten sonra Türkiye, AB’ye girmek istiyor mu diye düşünüyoruz” diye konuşmuş.

Foruma katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da şöyle yanıt vermiş: “Biz AB sürecindeki taahhütlerimize sadığız! Başbakan o açıklamayı Norveç’te onlarca kişiyi katleden Breivik için söyledi!” Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı günü kurtarmak için Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ın sözlerini sulandırmak zorunda kalıyor. Ne hazin!


***
Başbakan idamı sadece terör suçları için düşündüğünü söyleyerek şehit yakınlarına mavi boncuk dağıtıyor. Halbuki, Türkiye’de idam cezası ilk önce 2002’de savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları dışındaki suçlar, 2006’da ise tüm suçlar için 5218 sayılı kanunla tamamen kaldırılmıştır. Açıkçası, terör suçlarından idam cezasını 2006’da kaldıran bizzat Başbakan’dır! Ayıptır, acılı insanların duyguları ile oy uğruna böyle oynanmaz!


***
Kaldı ki, Ekim 1984’ten itibaren mahkemeler tarafından verilen idam cezaları Meclis’te onaylanmadığı için infaz edilmemiş, 1991 yılında çıkarılan bir afla 500 civarında idam cezası dosyası, 10 yıl ağır hapse dönüştürülmüş ve 2002’deki yasayla da fiilen uygulanmamış olan tüm idam kararları, ömür boyu hapse dönüştürülmüştür. Bu ülkede 1984’den beri kimseye idam cezası
uygulanmadı.


***
Başbakan yine şehit yakınlarını kandırmak için zarar görene (şehit) zarar verenin (terörist) ancak zarar görenin yakınları (şehit aileleri) tarafından af edilebileceğini söylüyor.

Açıkçası, bir şeriat hükmü olan Kısasa Kısastan dem vuruyor. (Bakara /178: “Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size Kısas farz kılındı”. Bakara/179: “Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır.”) Kısasa kısas hukuk tarihinde çoktan tozlu raflara kalkmış bir uygulamadır.

Batı’ya ayar vermek üzere yola çıktığı söylenen (Norveç’te onlarca kişiyi katleden Breivik) Başbakan insanlığa bir ortaçağ uygulamasını öneriyor! Bu ne perhiz, bu lahana turşusu!

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1348 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™