Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kim kazanır?
15 Kasım 2012, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Birkaç ay önce burada AKP Antakya'yı kaybetti diye yazmıştım. Antakya'yı belli ölçülerde bilerek ama İstanbul'dan yazılan satırlardı bunlar.

Şimdi -birkaç gündür- Antakya'nın içinden burayı kimin kazanacağını tartışmamız lazım. Zira AKP'nin bu kafayla Antakya'yı kazanamayacağı açıkça belli olsa da, sonrasının ne olacağını söylemek o kadar kolay değil.

AKP kaybetti. Savaşın kent ekonomisine vurduğu darbeyle kaybetti. Bu kaybı paralı tarikatçı askerlerin harcamalarıyla kapatmak imkansızdır. İle yayılan gerici çeteleri paralı turistlerle karşılaştırmanın alemi yok.

AKP kentin çok övündüğü huzurun yerine kabus gibi bir gerilimi geçirdiğinde kaybetti. Sözü edilen huzurun, öyle tamamen kültürlerin iç içe girmesinden, hoşgörü geleneğinden ve başka pozitif öğelerden oluştuğu olsa olsa bir masaldır. Türkiye dincileştirilirken, hayat emekçiler için zorlaşırken, yoksulluk derinleşirken, yoksullara sadaka dayatılırken... ülkenin herhangi bir köşesinde “biz mutluyduk, huzurluyduk” demek çok eksik bir doğru olacaktır. Ama Antakya'da böyle bir övüncün kısmi de olsa haklı temelleri vardı ve bu hükümetin savaş politikalarıyla ağır bir sarsıntıya uğradı.

AKP Alevi düşmanlığında kaybetti. Zira bu kentte kurulmuş dengenin içinden Arap Aleviliğinin veya Nusayriliğin çıkartılması maddi olarak imkansızdır. Oysa AKP'nin hem ülke genelindeki düzenine hem de Hatay ilinin üstüne çöken savaş politikalarına eşlik eden perspektif, Aleviliğin asimile edilmesi, olmadı mezhepleştirilmesi, o da olmazsa baskılanmasıdır.

AKP Suriye düşmanlığında da kaybetti. Etnik bağları, sınır dinlemeyen ortak kültürü, sınırın iki tarafını da besleyen ticari ilişkileri neredeyse yok eden Suriye düşmanlığının Hatay'da kitleler tarafından anlamlandırılması mümkün değildir.

AKP yüzeysel bir bakışla saçmalık olarak algılanacak bütün bu “hataları” yapmıştır. AKP bunları ne Davutoğlu'nun teorileri, ne Erdoğan'ın saplantıları yüzünden yaptı. Hükümetin bir coğrafyayı kaybetmesine varan çizgisinin kaynağı, İkinci Cumhuriyetin mantığında gizliydi.

Bu düzen ABD emperyalizmine en iyi hizmet madalyasını hak etmeden yaşayamazdı. Yine bu düzen, Türkiye'nin mayın eşeği olarak Ortadoğu'ya salındığı gerçeğini örtemeden yaşayamaz. Erdoğan ve arkadaşları elde avuçta ne varsa, akıllarına ne gelirse savaşı meşrulaştırmaya yatırdılar. Ortaya bu tablo çıktı.

Şimdi aynı “akıl” bu tablonun telafisi için daha büyük provokasyonlar deneyebilir. Bana sorarsanız, yakın geçmişin sicili düşünüldüğünde savaşı topluma kabul ettirmek için olmadık ve çok büyük provokasyonlara ihtiyaç duyulacaktır. Ama o kadar büyük ki, kundakçının da eli yanar.

Bu durumu telafi etmek için Suriye'den taşınan veya kaçan insanlara vatandaşlık verilmesi ve değişen demografik yapı sayesinde seçim kazanma hayali kurulabilir. Benzer bir akıl yürütme, besbelli ilçelerle, ilçelerin sınırlarıyla oynayarak da hayata geçirilmek istenmektedir.

Ancak bu yöntemler yetmez. Daha seçime “yıl” var. Oysa sorun “hemen” çözülmeyi bekliyor. Üstelik bu yolların da, bu kez komşu ülkeye değil içeriye dönük hayli ağır provokasyonlar anlamına geldiğini söyleyebiliriz.

Çok uzatmayacağım. AKP'nin kaybettiğini geri kazanması veya kayıplarını makul bir bedel olarak görebilmesi, kendisine bağlı değildir. Kendi haline bıraktığınızda bunların yetenekleri pek sınırlıdır. Daha doğrusu, İkinci Cumhuriyet boyun eğmeyenler karşısında çaresizdir.

Sorun, iktidarın kaybettiği bu coğrafyada kimin kazanacağı sorusunun yanıtının olmamasıdır! Mevcut belli başlı siyasi partiler, ülke genelinde nasıl birer iktidar alternatifi olmanın uzağındalarsa, Hatay ili de bunun istisnası olamaz. Burada da bir iktidar alternatifi bulunmuyor.

Sorun, özellikle sonbahara doğru yükselen tepkiler karşısında alınan önlemlerin toplumsal muhalefetin bir bölümünü tatmin etmesindedir.

Çetelerin sokaklarda daha az gezmesi, hukuksuzlukların aleni olmak yerine birer ince tülle örtülmesi karşısında “buna da şükür” diyenlerdir sorun.

Sorun, insanları birbirine düşman etmek anlamına gelen politikalar güdenlerden “hepimiz kardeşiz” sözünü duymaya ve buna inanmaya hazır olanlardır.

Sorun, her tarafa ölüm kusan mekanizmaların “bana dokunmama” ihtimali olan “yılan”la karıştırılmasındadır.

Uzatabileceğimiz bu listenin özünde AKP'ye boyun eğmeyen insanlarımızın örgütsüz ve rotasız olmaları gerçeği var. Hal böyle sürerse, kaybedilen coğrafya iktidar tarafından geri kazanılamasa da, pekala “zararsızlaştırılabilir.”

AKP Hatay'ı kaybetti derken kast ettiğimiz asla bu değildi. İkinci Cumhuriyetin istila edemediği alanlar kendi cumhuriyetlerine, yani sosyalizme örgütlenmeye başlamadığı takdirde, AKP kaybetti diye sevinecek bir şey de olmayacaktır.

(SolHaber)

[Bu yazı 1232 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [18 Ekim 2012] Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade... ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™