Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Sakık'ı kim, niye konuşturdu?
13 Kasım 2012, Fatih YAŞLI
, Fatih YAŞLI

“Davalar dönemi“ olarak adlandırdığımız dönemin en büyük özelliklerinden biri kendi figürlerini de yaratıyor olması. Eski rejimin tasfiyesi, yeni rejimin inşası ve muhalif odakların sindirilmesi için yürürlüğe konulan KCK, Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargâh gibi davaların hemen hepsi gizli tanıkların vermiş oldukları ifadeler üzerine kurulmuş olduğundan, “gizli tanık”ı davalar döneminin en önemli figürlerinden biri olarak görmemizde bir sakınca bulunmuyor.

Bu “gizli tanık”lardan birinin kimliği geçtiğimiz günlerde yapılan Ergenekon duruşmalarından birinde ifşa edildi; daha doğrusu sanık kendi kimliğini kendisi açıkladı ve böylelikle gizli tanıklıktan tanık statüsüne geçmiş oldu. Üstelik kamuoyunun gayet yakından tanıdığı bir isimdi bu; geçmişte PKK’nın önemli adamlarından biri olmuş, daha sonra ise teslim olmayı seçmiş Şemdin Sakık’tı.

Şemdin Sakık’ın kimliğini açıklaması, kendi kişisel tercihi miydi, yoksa Sakık geçmişte olduğu gibi bugün de devlet içerisindeki güç odakları tarafından kullanılmakta mıydı? Bu soruya kesin bir yanıt verebilecek durumda değiliz elbette, her ikisi de mümkün. Fakat Sakık’ın kimliğinin ifşasının politik açıdan nasıl bir anlam taşıdığına baktığımızda, ortada tesadüf olarak değerlendirilebilecek bir durumun bulunmadığını, bulunsa bile bunun “güzel bir tesadüf” olduğunu söyleyebiliyoruz. Açıklamaya çalışalım.

Bu köşede, bir süredir Türkiye’de AKP iktidarının damgasını vurduğu bir on yılın geride kaldığını ve Türkiye’nin yeni bir on yıla girdiğini iddia ediyoruz. Bu yeni açılmakta olan dönemin iki muhalif unsurunu ise –şimdilik- cumhuriyetçi/kemalist kitleler ile Kürt hareketi olarak tespit ediyoruz. Yüz binlerce kişinin katıldığı 29 Ekim Ulus eylemi ve 10 Kasım’daki Anıtkabir anması cumhuriyetçi muhalefeti sembolize eden olaylar olarak karşımıza çıkıyorlar. Cezaevlerindeki açlık grevi eylemleri ve onlara dışarıda verilen destek ise Kürt dinamiğini sembolize ediyor. Bu iki muhalif unsurun Türkiye’nin yeni on yılına damgasını vuracağını görebiliyoruz.

İşte bize “Sakık’ın kimliğinin ifşası bir tesadüf değil, öyleyse bile ‘güzel’ bir tesadüf” dedirten şey, yeni on yıl tespitimizle ilgili. Şemdin Sakık’ın kimliğinin ifşasıyla, daha önce defalarca dile getirilmiş, hatta üzerine cemaatin Samanyolu televizyonunda dizi bile çekilmiş bir iddia, yani PKK’nın Ergenekon tarafından yönetildiği ve yönlendirildiği iddiası bir kez daha tedavüle sokulmuş oldu. Üstelik bu kez kim olduğu belirsiz bir gizli tanık aracılığıyla değil, geçmişte PKK içerisinde önemli görevlerde bulunmuş bir ismin tanıklığıyla. Yani çok daha güçlendirilmiş bir şekilde ve çok daha inandırıcı olacağı düşünülerek.

Ergenekon’la PKK arasındaki ilişkinin, Doğu Perinçek’in ve Yalçın Küçük’ün 90’lı yıllardaki Bekaa Vadisi ziyaretlerinin ve Öcalan’la görüşmelerinin hatırlatılarak bugün bir kez daha gündeme getirilmesinin sırrı iki muhalif unsura, Kemalistlere ve Kürtlere karşı sürdürülen psikolojik savaşta saklı.

Bir zamanlar, Ergenekon sürecinin meşruiyetini sağlamak ve derin devletle hesaplaşıldığı iddiasını temellendirmek için kullanılan “PKK’yı Ergenekon yönetiyor” argümanı, bu sefer ise tam da yeni bir politik “atılım” içerisine girmiş olan Kemalizm’i/ulusalcılığı itibarsızlaştırmak için kullanılıyor. Daha da somutlaştıralım, 29 Ekim günü Ulus’ta toplanan kitleye, “sizi bu meydana toplayan TGB’nin lider olarak kabul ettiği isim, bir zamanlar Öcalan’la ittifak yapmıştı ve tam da bu nedenle cezaevinde” mesajı veriliyor. Birinci boyut bu.

Sakık’ın kimliğinin ifşasının diğer bir boyutunda ise Kürt hareketi bulunuyor. PKK’nın Ergenekon, yani derin devlet tarafından kullanılıyor oluşu teziyle milliyetçi-muhafazakar taban, açlık grevleri sürecinde, bir kez daha konsolide ediliyor ve açlık grevlerinin de bir şov, derin güçlerin bir komplosu, AKP’ye, demokrasiye ve devlete karşı kurulmuş bir tezgah olarak algılanması amaçlanıyor.

Bu ikisinin dışında bir de üçüncü boyutun olduğunu düşünebiliriz: Farklı yataklarda akmakta olan iki muhalif akımın herhangi bir şekilde bir diyaloga, bir dirsek temasına, bir müttefiklik ilişkisine girmesinin önünü daha baştan kesmek ve böylelikle her ikisini de daha kolayca etkisizleştirme şansına kavuşmak. Ulusalcı cenahın, Sakık’ın tanıklığından “Silivri yargılamaları AKP’yle Kürt hareketinin ortak bir komplosudur” sonucunu çıkarması ve bu şekilde sunması bu iki akım arasındaki mevcut temassızlık halinin bilinçli bir tercih olduğunu zaten gösteriyor ama yine de “ne olur ne olmaz” denip bir taşla üç kuşu birden vurmak amaçlanmış olmalı.

Peki Sakık’ı kim konuşturuyor? “Devlet” olduğuna şüphe yok ama devletin hangi kanadı? Bu sorunun yanıtını Sakık’ın bir süre önce yaptığı başka açıklamalara bakarak vermek mümkün görünüyor. Sakık bir süre önce Cengiz Çandar, Ali Bayramoğlu, Ahmet İnsel gibi isimlerin PKK’yla ilişkili olduklarına dair açıklamalarda bulundu ve Akit gazetesi bu isimlere karşı yoğun bir kampanya başlattı. “İkinci andıç vakası” da denilen (ilki 28 Şubat sürecinde yaşanmıştı) bu açıklamaların hedefindeki isimler Kürt sorunu bağlamında “müzakereciler” olarak adlandırılan kanada, yani Erdoğan-Atalay-MİT kanadına yakın duruyorlardı.

Müzakerecilerin karşısında ise “güvenlikçiler” vardı; yani KCK operasyonlarının gerisindeki güç, yani Emniyet içerisindeki cemaat örgütlenmesi. Bir ara Cengiz Çandar’ı bile KCK operasyonlarına dâhil etmeyi düşünen bu güç 7 Şubat’ta Hakan Fidan’a yönelik bir operasyona girişmiş, sonuç ise AKP’nin İstanbul yargısı ve emniyetinde ciddi bir tasfiye planını yürürlüğe koyması olmuştu. Sakık’ın ifadeleri üzerinden Çandar ve Bayramoğlu’nun hedef tahtasına yerleştirilmesi, 7 Şubat’la kristalize olan ve MİT’le Emniyet şahsında somutlaşan AKP-cemaat mücadelesinin bir parçası ve devamıydı.

Sakık’ı “ikinci andıç vakası”nda konuşturan gücün, ona kimliğini açıklattığını da düşünebiliriz. Cemaatin 2000’lerin başından beri esas tehdit algısını ulusalcılığın oluşturduğu, KCK operasyonlarını düzenleyen esas gücün kim olduğu ve Perinçek-Küçük-Öcalan fotoğraflarının kimler tarafından servis edildiği akla getirildiğinde, hem ulusalcıları hem de Kürt hareketini hedefe koyan, onları bir kez daha ortak düşman kategorisine yerleştiren böylesi bir hamlenin gerisinde cemaatin bulunduğunu söylemek hiç de anlamsız olmayacaktır.

Peki iktidarın ortak düşman kategorisine yerleştirdiği Kemalistlerin ve Kürt hareketinin gerçekten de günün birinde söylemsel ya da politik ortaklıklarda buluşma imkanı var mıdır? Bu sorunun yanıtını başka bir yazıda tartışacağız.

(SolHaber)

[Bu yazı 1441 kez okundu]
Fatih YAŞLI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [95]
[2 Ağustos 2016] "Üslere el konacak, NATO'dan çıkılacak" ... [16 Mart 2016] Ankara: Anlatılan hepimizin hikâyesi ... [10 Şubat 2016] "Yeni-Osmanlı düştü düşecek" ... [3 Ocak 2016] "Noel Baba'yı yargılamak"tan ODTÜ'ye: Akitleşme ... [9 Aralık 2015] Bir gece ansızın 82 Musul, 83 Kerkük, 84. ... [25 Kasım 2015] Moskova Camii'nde başkanlık için şükür namazı ... [18 Kasım 2015] Bir manipülasyon ideolojisi ... [11 Kasım 2015] 1 Kasım'dan sonra Yeni Türkiye ... [1 Kasım 2015] Türkiye: 1 Kasım'dan önce, 1 Kasım'dan sonra ... [30 Ağustos 2015] Haziran'ın barışı ... [19 Ağustos 2015] Milli irade öldü, ruhuna El Fatiha ... [30 Temmuz 2015] Niye hedef Demirtaş? ... [27 Temmuz 2015] Yurtta savaş bölgede savaş: Ara rejimden faşizme ... [20 Temmuz 2015] AKP-CHP koalisyonunu kimler istiyor? ... [13 Temmuz 2015] Borç toplumu: Anlatılan senin hikâyendir ... [6 Temmuz 2015] AKP gerilemedi diye halkı mı dövelim? ... [2 Temmuz 2015] Tel Abyad AKP'nin cankurtaranı olur mu? ... [9 Haziran 2015] Bu daha başlangıç! ... [28 Mayıs 2015] Yok başka bir cehennem! ... [21 Mayıs 2015] Doğan-Erdoğan kavgası: Anlatılan senin hikâyendir! ... [19 Mayıs 2015] "Kaset siyaseti": Mucitler muhalif olurken ... [29 Nisan 2015] Hukukun ölümü: Katille birlikte maktule ağlamak ... [13 Nisan 2015] "400'ü verin, huzur içinde çözülsün" ... [19 Ocak 2015] "Cumhuriyet reklam arası", peki yeni-Osmanlı? ... [15 Ocak 2015] Tehlikenin farkında mısınız: İslamofobi değil İslamofaşizm ... [22 Aralık 2014] Türkiye bir guguk devleti midir? ... [15 Aralık 2014] Alatlı'nın Rönesans'ı, bizim yeni Ortaçağımız ... [8 Aralık 2014] Dini Eğitim Şurası: Dindar ve kindar nesiller ... [27 Kasım 2014] Ak Kemalizm'in fıtratı ... [20 Ekim 2014] Rejimin teminatı: Polis ... [9 Ekim 2014] Kobane: "Yesinler Birbirlerini" mi? ... [24 Eylül 2014] Yeni-Osmanlı'nın son hamlesi: Tampon Bölge ... [15 Eylül 2014] 12 Eylül darbesinden Çarşı darbesine ... [4 Eylül 2014] HDP ve aşırı Türkiyelileşme ... [25 Ağustos 2014] Padişah, Sadrazam, Yeni-Osmanlı ... [21 Ağustos 2014] Hayrunnisa Hanım o eli niye sıkmadı? ... [18 Ağustos 2014] "O yozdili koparırlar işte" ... [31 Temmuz 2014] Cemaat sofrasından Maldivler'e ... [24 Temmuz 2014] Monşerler, ekmeğin fiyatı, muhafazakârlık ... [17 Temmuz 2014] Muhafazakâr ahlakın Suriye'yle imtihanı ... [14 Temmuz 2014] Filistin kanıyor, one minute! ... [10 Temmuz 2014] Abdestli kapitalizmin ramazanı ... [4 Temmuz 2014] Dualarla başkanlık koltuğuna ... [26 Haziran 2014] 12 Eylül yargılandı, hayırlı olsun ... [23 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı: AKP rejimine hayat öpücüğü ... [16 Haziran 2014] Berkin terörist, IŞİD değil! ... [12 Haziran 2014] Bayrak planı, Köşk tuzağı ... [9 Haziran 2014] Lice ne yana düşer usta? ... [5 Haziran 2014] Boğaz'da yalı, elde viski kadehi ... [2 Haziran 2014] Haziran nedir? ... [29 Mayıs 2014] Soma'da aslında ne oldu? ... [23 Mayıs 2014] Rejime tutulan ayna ... [19 Mayıs 2014] Ölüler üzerinden siyaset ... [15 Mayıs 2014] Ölümün coğrafyasında ... [5 Mayıs 2014] "Rıza Sarraf Yeni Türkiye'dir" ... [28 Nisan 2014] Diktatoryaya iki adım kala ... [21 Nisan 2014] Sandıklı diktatörlüğe doğru ... [17 Nisan 2014] Aile-Devletinden manzaralar ... [16 Nisan 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Ergenekon'dan Ötüken'e, bir efsaneden diğerine ... [7 Nisan 2014] Biri seçim mi dedi? ... [20 Mart 2014] Bugün tapelerden ne öğrendik? ... [19 Mart 2014] Fatih Yaşlı yazdı: Aile, devlet, özel mülkiyet: 'Tape'lerin aynasında yeni rejim ... [13 Mart 2014] O ekmek bir gün gelecek Berkin ... [3 Mart 2014] 28 Şubat 2014'te neredeydiniz? ... [30 Ocak 2014] Hani faiz lobisi bizdik? ... [13 Ocak 2014] "AKP'nin olmasın ama Cemaat'te de kalmasın" ... [27 Aralık 2013] Fatih Yaşlı yazdı: Paralel devlet devleti paralize ederken ... [24 Haziran 2013] Biri dış mihraklar mı dedi? ... [13 Mayıs 2013] Reyhanlı'nın faili Yeni-Osmanlı ... [18 Nisan 2013] Karanlığın Saltanatı ... [18 Mart 2013] Cumhuriyet'i Cemaatle Kurtarmak? ... [11 Mart 2013] Davutoğlu'nun kapatmak istediği parantez: Cumhuriyet ... [4 Mart 2013] Öcalan ne diyor? ... [21 Ocak 2013] Savunmayı savunmak gerekiyor ... [7 Ocak 2013] "12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?" ... [24 Aralık 2012] Tersinden III. Meşrutiyet ... [3 Aralık 2012] "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" ... [7 Kasım 2012] Kemalizm ve sol müdahale ... [30 Ekim 2012] Yeni bir on yılın eşiğinde ... [4 Eylül 2012] Hala nasıl bir arada yaşayabiliyoruz ya da çoğunluğun apolitizmi ... [14 Ağustos 2012] Taşeron savaşı, Aleviler ve Kürtler ... [10 Temmuz 2012] Kürt Sorununda Çözüm Mümkün mü? ... [19 Haziran 2012] AKP-C Koalisyonunda Son Durum ... [17 Nisan 2012] Korku, Solkırım ve Hesaplaşma ... [27 Mart 2012] Wikileaks'ten Sızan Türkiye: ABD Belgelerinde Ergenekon ... [14 Şubat 2012] Neyin Kavgası? ... [10 Ocak 2012] Başbuğ'un Tutuklanması: Düne Değil Yarına Dair Bir Hesaplaşma ... [15 Kasım 2011] Türk Sağının Emperyal Hevesleri: Yeni Osmanlıcılığın Kısa Tarihi ... [25 Ekim 2011] Şiddetin Fay Hattı: KCK, Çukurca Saldırısı ve Van Depremi ... [20 Eylül 2011] "Hrant'ın Arkadaşları" Odatv İddianamesini Okudu mu? ... [16 Ağustos 2011] 12 Eylül 1980: Yeni Rejimin Miladı ... [9 Ağustos 2011] Aristokrat Solcular İlerici Muhafazakârlar ve Demokrasi ... [12 Temmuz 2011] Yemin Krizinden Siyaset Dersleri ... [25 Mayıs 2011] Milli Sır ... [16 Şubat 2011] Türkiye Mısır Olur Mu? ...
Fatih YAŞLI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™