Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Güçlü lider değil güçlü kurumlar
10 Kasım 2012, Gündüz VASSAF
, Gündüz VASSAF

ABD’nin ünlü solcularından Dubois şöyle demiş bu ülkede sendikaların güçlü olduğu 20. yüzyıl başlarında: “Ben sizi sosyalizm kapısından geçirebilirim. Başka birisi de aynı kolaylıkla sizi o kapıdan gerisin geriye çıkartır.” Sakın kimse, “Doğu toplumları farklıdır. Onlar otoriteye, lidere tapar,” diyerek bir oryantalizm içine düşmesin.

İsviçre istikrarlı, huzurlu bir toplum. Farklı dillerin devlet düzeyinde resmiyet kazandığı, farklı dinlerin kol kola yaşadığı, yaşatıldığı bir ülke.
Başka ülkeler gibi bunu petrole, silah sanayine, göçmenleri köle gibi sömürmesine değil, kendi kültür ve insanlarına borçlu.
Başkanlarının adını kim bilir?
Kahraman askerlerinin?
Gözü pek devrimcilerin?
İsviçre’nin bildiğimiz tek özgürlük timsali 600 yıl önce 14. yüzyılda. O da, oğlunun başındaki elmayı vuran, adının bile ülkesinde dört ayrı dilde anıldığı Giyom Tell.
İngiliz sömürgesi olmaktan kurtulan ABD modern anlamda demokrasiyi benimseyen ilk cumhuriyet. Bağımsızlık savaşının Başkomutanı General Washington, ülkesi özgürlüğe kavuştuktan sonra iki kez başkan seçildi. Üçüncü dönem başkan olmayı kendisi reddetti. Çiftliğine çekildi.

‘Yetti gayri’ dediler
ABD tarihinde onun gibi yedi başkan daha var, yasal engel olmadığı halde üçüncü dönem seçilmeyi reddeden. Yetti gayri deyip, başkanlıktan çekilen. Sakin sakin özel yaşamına devam eden. Ancak 1929 dünya ekonomik buhranı ve İkinci Dünya Savaşı koşullarında üçüncü kez başkan seçilen Roosevelt’ten sonra iki dönem sınırı konuyor. Bu ülkenin siyasi kültüründe kazanma hırsı sınırsız, lider olma hırsı yok gibi.

‘Liderler tehlikesi’
Cumhuriyeti, demokrasiyi monarşiden ayırt eden başlıca unsurlardan biri, tapınası hale gelip megalomanlaşan, dalkavuk kültürüne yol açan krallardan kurtulması. Taa ilk demokrasilerde, lider tehlikesini gören Atina’da yönetici 500’ler, bir yıl için seçiliyor. Tarihin en uzun ömürlü, istikrarlı toplumlarından Roma Cumhuriyeti’nde, gene bir yıllığına, istemeye istemeye seçiliyor yöneticiler.
Demokrasilerin oluşması ve yaşatılması önünde en büyük tehlikelerden biri lider sultası.
İngiltere’nin toz kondurmadıkları liderleri Churchill. Savaşkar, Nobel ödüllü yazar. Ressam. İngilizler, ABD’nin, Sovyetlerle birlikte Avrupa’yı kurtarmasını kaale almaz, İkinci Dünya Savaşı’nı “kazanmalarını” Churchill’den bilirler. Ama baktılar gücü başına vurdu, savaştan sonra ilk seçimlerde iktidardan atıp emekli ettiler. Başbakan Thatcher. Üst üste üç seçim kazandı. Ülkemin onuru dedi. Arjantin’e savaş açtı, Onu da kazandı. Demir Leydi lakabıyla ün saldı. İktidarının 11 yılında, başbakanlığı sürerken, partisi onu da başından atıp, kapıyı gösterdi. Ağlayarak evinin yolunu tuttu.
Tehlikelidir liderler.

Japonya’nın lideri kim?
ABD’nin ünlü solcularından Dubois şöyle demiş bu ülkede sendikaların güçlü olduğu 20. yüzyıl başlarında: “Ben sizi sosyalizm kapısından geçirebilirim. Başka birisi de aynı kolaylıkla sizi o kapıdan gerisin geriye çıkartır.”
Sakın kimse, “Doğu toplumları farklıdır. Onlar otoriteye, lidere tapar,” diyerek bir oryantalizm içine düşmesin, “Evet öyleyizdir” diye başımızı sallatmasın.
Sakın kimse Rusya’da, “Al takke ver külah” şarlatanlığında Putin-Medvedev ikilisini örnek göstermesin.
Rusya’nın da doğusunda, Mao’dan lider patolojisi dersini almış olan Çin’de, artık istikrarlı yönetimler egemen. 21. yüzyılın süper gücü olmaya aday olduğu söylenen bu ülkenin başkanı kim? Ya dışişleri bakanı?
Çin’in de doğusu Japonya’da en son hangi liderin adını duydunuz?
Sakın kimse de, Türkiye’nin Atatürk’ten sonra en güçlü lideri olduğu söylenen Başbakan’a karşı, “Bize yeni Atatürk” lazım diye tarihin küllerinde kıvılcım aramasın.
Bu ülkenin en büyük sorunu demokrasi. Önündeki başlıca engel, oportünizm ve dalkavukluk.
Türkiye’nin güçlü lider değil, güçlü kurumlara ihtiyacı var.

 

Gündüz Vassaf
Gündüz Vassaf 1946 yılında ABD’de dünyaya geldi. Liseyi İstanbul Robert Kolej’i tamamla-dıktan sonra, 1968’de George Washington Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi gördü. 1977 yılında Hacettepe Üniversitesi’nden doktorasını alan Vassaf, uzun süre Ankara Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezi’nde öğrencilere psikolojik danışmanlık yaptı. Uluslararası Psikologlar Konseyi Yönetim Kurulu Üyeliği’nde bulunan Vassaf, 12 Eylül askeri darbesinden sonra öğretim üyeliği yaptığı Boğaziçi Üniversitesi’nden istifa etti. O tarihten sonra Kassel, Bremen ve Marburg üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptı. Kanada’da McGill Üniversitesi Center for Developing Area Studies’te konuk akademisyen, Amsterdam’da Averoes Stichting’de klinik psikolog, Viyana’da Institut für Höhere Studien’de konuk araştırmacı olarak bulundu. Psikoloji alanında pek çok eseri bulunan ve tarihe farklı bir bakış açısıyla yaklaştığı çalışmalarıyla da tanınan Vassaf, Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor.

(Milliyet)

[Bu yazı 1173 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™