Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Cinnet vatan!
9 Kasım 2012, Umur TALU
, Umur TALU

Başbakanlık önünde kendini yakanın ülkesinde, bir başkası, 7 çocuğu ve karısını, kardeşini katletti; en son kendine sıkarak.

Yatak odaları şeffaf ya, erken teşhis “Kıskançlık krizi” oldu.

Olabilir.

Ama işyerleri şeffaf olmadığı için, katliamı yapan “baba”nın, bir gün önce işten atılmış, ne mesaisi, ne tazminatı ödenmiş bir işçi olduğu neden sonra duyuldu.

Böyle oluyor:

Piyasa serbest, insanlar deli!

 

 

 

Bali inledi, Ali dinledi!

 

Başbakan Bali’de Endonezya’yı övdü:

Endonezya’nın yüzlerce farklı dilin konuşulduğu, çok sayıda etnik grubun bir arada yaşadığı bir ülke olduğuna dikkat çekip… son 10 yılda demokratik kurumların inşasında büyük başarı sergilediğini söyledi.

Etnik ayrımcılık, fanatizm, terörizm gibi günümüzün önemli meydan okumalarına en iyi cevabın daha fazla demokrasi, daha çoğulcu toplum idealiyle verilebileceğinin en güzel örneği olduğunu da söyledi.

Vallahi, geniş çoğulcu toplum modelleri için yönetlerle yönetilenler arasında yeni toplumsal anlaşmalara ihtiyaç bulunduğunu da söyledi.

Demokrasinin azınlığın çoğunluğa, çoğunluğun azınlığa tahakkümü hakkını vermediğini de söyledi.

Demokratik süreçlerin kapsayıcı, şeffaf, hesap verebilir, hukukun üstünlüğünü esas alan, azınlık haklarını gözeten şekilde oluşturulmalarının kaçınılmaz olduğunu da söyledi.

Demokratik yapıları daha eşitlikçi, daha çoğulcu yapılara kavuşturmalıyız da dedi.

Öyle işte!

Endonezya’da.

 

 

 

Elden ele, dilden dile…

 

 

Muhtemelen Tarih, Şemdin Sakık’ı herkesin içindeki gizli tanıkları, gizli sanıkları silkelemekle görevlendirdi.

Terkipte Şemdin Sakık olacak; bazen cuntacılar bazen çantacılar, bazen kuryeler bazen postalar, bazen postallar bazen mokasenler, bazen iftira bazen itiraf, bazen kan bazen yalan, bazen onun doğrusu bazen senin doğrun bulunacak.

İster andıç yaz…

İster iddianame.

 

***

 

Sakık’ın demedikleri üstünden insanları hedef haline getiren askeriye ve medya seçkinleri, şimdi onun ama attığı, ama sattığı, ama üstüne yattığı sözleriyle de yargılanmayı yahut yargı bina edilmesini şey ediyor.

Belki haklılar!

Yahut bir zamanlar Sakık’ı yalancı şahit sayanlar, şimdi muteber sanıyor.

Belki haklılar!

 

***

 

Lakin hukuk böyle bir şey değil.

Herkes tanık olabilir ama hakikat aranır.

Kaynağın kim olduğuna değil, delilin ne olduğuna olmadığına bakılır.

Bir suçlu söylüyor diye, adını andığı herkes suçlu sayılmayacağı gibi, bir suçlu adını andı diye her kulağı çınlayanın suçsuz olduğu da söylenmez.

İnsanlar iki kalemde hedef tahtasına, itibar infazı sehpasına konmaz.

Yargı; hesapta hakikat ve adalet için…

Bir bakıma, Meclis de, gazetecilik de öyle.

Ama fitne, fesat, kin, nefret, tuzak, kumpas insanın kumaşında mevcut.

O vakit, meseleniz insan karalamaksa…

Bu memleketin asker-sivil, hukukçu medyacı nice zevatı bu işlerde zaten ehil.

Ne hakikat gerekir, ne delil.

Veli’ye her gün bayram!

 

***

 

İlginç olan şu:

Bir adam, yanındakilerin hayatlarını ölüme taşıyarak, başka hayatları alarak…

Ama bu arada, gizli tanık olana kadar bin tür gizli ilişkide bazen kullandığını sanan, bazen kullanılan kalarak bugüne kadar gelmiş.

Bir adamın şahsında sapına kadar, kanlı ve bir o kadar da kirli bir tarih bu.

Orada 50 bin evladı yatıyor bu tarihin.

Birileri, bu savaşın bitmemesi için bunların ne kadarını ateşe atmış; bir insanlık suçu bu.

Bunu bir Sakık’ın diliyle; doğrusuyla da eğrisiyle de kavrayamayız.

Ama ille hep doğruları kavramamız şart değil; kadim yalanları da belki anlarız.

 

***

 

Hakikati ararken, haksız suçlama, delilsiz iddianame, adaletsiz ceza, uzun tutukluluk ile üstüne basılmış olanların hakkını da teslim edersiniz.

Dün bunları sopa, silah gibi kullananlar bugün mağdur ise…

Bugün kullanan da, yarın kendisinin mağdur olmasını beklesin.

Acelemiz yok… O arada savaş sürebilir, dağ taş sonsuz kanayabilir.

Sıvasız hanelerin çocukları sayısız nasıl olsa!

(Habertürk)

[Bu yazı 1213 kez okundu]
Umur TALU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[8 Haziran 2013] Demokrasi diye bir baş belası! ... [2 Haziran 2013] Topçu Kışlası Vesayeti ... [3 Mayıs 2013] Kelimelerin azabı! ... [27 Nisan 2013] Barış, hukuksuz olmaz! ... [9 Nisan 2013] Tarih, sınıf, gaz! ... [4 Mart 2013] Künyemizde 50 bin ölümüz. Bünyemiz Barış sayıklar! ... [8 Şubat 2013] Hattını, haddini bilmek... İncirlik, Kürecik, Patriotçuk! ... [3 Şubat 2013] Canlı bomba, patlama, can! ... [30 Ocak 2013] Bin yıl süren andıç ruhu! ... [27 Ocak 2013] Haddini, kıymetini, kıyametini bileceksin! ... [23 Kasım 2012] Devlet sırrı dediğin, kanlı tarihin kara kutusu! ... [30 Ekim 2012] Ne bu şiddet be Celâl! ... [23 Ekim 2012] Raporlu demokrasi! ... [29 Eylül 2012] Anlamadığım şudur: ... [6 Eylül 2012] Bi gidin yahu! ... [17 Ağustos 2012] Dağın altında 30 yıl! ... [1 Ağustos 2012] Sen utanmıyorsan. Ben utanıyorum! ... [29 Temmuz 2012] Artık size kalmış! ... [14 Temmuz 2012] Limana gelmesin de cana gelsin! ... [30 Haziran 2012] Uf olmuş ama zaten puf olmuş! ... [26 Haziran 2012] Dün gemi olur, bugün uçak! ... [16 Haziran 2012] Bu vatanın ekmeğini yemek... Bu vatanın emeğini yemek! ... [1 Haziran 2012] Hem dert çok, hem mert (pek) yok! ... [6 Mayıs 2012] Astlar, kastlar. Dostlar, postlar! ... [29 Nisan 2012] Yol aynı, yolculuk aynıdır! ... [13 Mart 2012] Bir yumruk çok mu! ... [3 Mart 2012] Gölgen peşini bırakmaz! ... [12 Şubat 2012] 10'uncu Yıl Marşı! ... [15 Ocak 2012] Bin yıllık çoğunluk! ... [30 Aralık 2011] Cinnet cehennemin ölü canları ... [25 Aralık 2011] Kimine kıyak kimine dayak! ... [9 Aralık 2011] Hayat bilgisi! ... [27 Kasım 2011] Bir adım demokrasi, bir adım geri! ... [14 Eylül 2011] Arap baharı, Türk yazı! ... [1 Eylül 2011] Demokrasinin sonu! ... [20 Ağustos 2011] 30'uncu yıl ağıtı! ... [11 Ağustos 2011] Şiddetleri ortak, kaderiniz ortaktır! ... [5 Ağustos 2011] Ölü çocuktan al haberi! ... [21 Temmuz 2011] İşte budur! ... [17 Temmuz 2011] Çokça, bir derviş gibi ... [19 Haziran 2011] İç hizmet, dış hezimet! ...
Umur TALU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™