Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İstanbul Barosu'na Açık Çağrı
3 Kasım 2012, Mustafa BALBAY
, Mustafa BALBAY

Ekim ayı ortasında başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere pek çok baronun genel kurulu vardı. Üç büyük ilimizin barosu, iktidar-yargı

koalisyonuyla karabasana dönüşen hukuksuzluklara karşı tavır koydu.

Bu nedenle mevcut başkanların yeniden seçilmesi, alacağı oy oranı önemli bir göstergeydi. İstanbulda Ümit Kocasakal, Ankarada Metin Feyzioğlu, İzmirde Sema Pektaş yeniden seçildiler.

İstanbul Barosu, Silivri yargılamalarıyla doğrudan ilgili olduğu için Silivri Cezaevindeki tutsaklar açısından ayrıca önemliydi. Zira Baro Başkanı Kocasakal ve yönetim kurulu üyeleri, Ergenekon, Balyoz başta olmak üzere hukuk dışı tüm yargılamalara karşı çıkmıştı.

Dönemlere göre kimi özellikler önem kazanır. Örneğin Ecevit için dürüst lider deniyordu. Çünkü o dönem siyasetin üzerine yolsuzluk gölgesi düşmüştü.

Bugün haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkana cesur deniyor. Çünkü dik duruş cesaret ister hale geldi. Cesaretin de azı çoğu olmaz; oldu mu tam olmalı. Cesaretin başındaki ceksik olursa geriye ne kalır?

Kocasakalın cesareti dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosuna bağlı avukatların yüzde 60ının desteğini almıştır.

***

İstanbul Barosunun 29 Ekim günü tam sayfa yayımlanan ilanını birlikte okuyalım:

Türk milletinin emperyalizme karşı destansı direnişinin eseri Cumhuriyetimizin 89. yılını coşkuyla kutluyoruz.

Kurtuluş Savaşının parolası özgür vatan, özgür ulustu. Üniter yapı, ulus devlet, çağdaş toplum, akıl ve bilimin esas alınması Cumhuriyetin kuruluş felsefesiydi.

Ekonomik ve siyasal bağımsızlık ise hem kurtuluşun hem de kuruluşun vazgeçilmez ilkesiydi.

Ne acıdır ki, bugün Cumhuriyet, büyük bir saldırı ve tehdit altındadır. Emperyalizmin sözcülüğüne ve destekçiliğine soyunanlarca ülkenin kurucu değerleri, sistematik biçimde toplumsal bellekten silinerek ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Artık Cumhuriyet ile topyekün bir hesaplaşma söz konusudur.

Kurtuluş ve kuruluş önderi Atatürkün ders kitaplarından, eğitim programlarından, bayram kutlamalarından çıkarılması, kurumlardan, okullardan, caddelerden adının silinmesi, gelinen noktayı apaçık göstermektedir. Sözde yeni anayasa çalışmalarıyla ulus devletin, üniter yapının, Cumhuriyetin kazanımlarının tasfiyesinin hukuki altyapısı oluşturulmak istenmektedir.

Cumhuriyetin anlam ve değerini içselleştiren ulusumuzun 89 yıl önce olduğu gibi, günümüzde de bu emperyalist oyunları bozacağına, Cumhuriyetine sahip çıkacağına inancımız tamdır. Hiçbir yasak ve engelleme, Cumhuriyet coşkusunu ve sevgisini ortadan kaldıramaz, gönüllerden ve belleklerden silemez. Kuşkusuz Cumhuriyet bu badireden daha da güçlenmiş olarak çıkacaktır.

Cumhuriyete ve onun değerlerine sahip çıkmak İstanbul Barosu için bir vatan borcudur. Sevgi, saygı ve minnetle andığımız Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve bu uğurda canını feda etmiş tüm aziz şehitlerimizin mirası olan Cumhuriyetimize, devrimlere, laik, demokratik, sosyal hukuk devletine, üniter-ulus devlete sarsılmaz bir azimle sahip çıkacağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.

Cumhuriyet: Numarasız, katkısız, sonsuza kadar...

***

Durum budur.

Devlet, adaletin üzerine oturursa devlettir. Adaletin üzerine çökerse, devlet de çöker. Mahkemelerde yazılı deyimle, adalet devletin temelidir.

Bugün Türkiyedeki siyasal davalarda iç hukuk yolları tükendi. Adalet Bakanlığı, reform kandırmacası adı altında dış hukuk yollarını da tüketmiştir.

Eskiden, yerel mahkemenin verdiği kararda adaleti bulamayan, yüksek yargıdan döner diyordu.

Bu beklenti de tersine dönmüş durumda.

Mahkemelerde iddia makamıyla hüküm makamı iç içe geçti. Savcı ile yargıç birbirini tamamlıyor.

Geriye bir tek savunma kaldı.

Bugün Türkiyede iç hukuk yolu olarak ayakta kalan başlıca kurum, savunmadır.

Kendisini tutsak hisseden bir yurttaş olarak barolardan dileğim şudur:

Hukukun bu son kalesini çok iyi korumaları, güçlendirmeleri, yargının öteki ayaklarını hukuk zeminine çekmeleri, dik duruşlarını sürdürmeleri, sembol haline gelmiş davaları yerinde izlemeleri, gözlem ve değerlendirmeleri ışığında sorumluluklarını yerine getirmeleri...

Silivri Cezaevi içindeki yargılamalarda bizim doğrudan bağlı olduğumuz savunma kurumu İstanbul Barosu.

Kocasakal, açık konuşmayı seven, sözü eğip bükmekten hoşlanmayan bir insan. Ben de çağrımı bütün açıklığıyla kamuoyu önünde yapmak istiyorum.

Ergenekon davası, tek ortak özellikleri büyük bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalmak olan insanların aynı çuvala konduğu bir iddianameler bataklığı haline gelmiştir. Yargı kurumu olarak umutla başvurabileceğimiz tek yer İstanbul Barosudur.

Sizin şemsiyeniz altında oluşacak bir heyet, bıkmadan usanmadan temiz hukuk suyu akıtarak bu bataklığı özgür kuşların yaşadığı bir cennete çevirebilir.

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1413 kez okundu]
Mustafa BALBAY

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[13 Nisan 2015] Eyyy Erdoğan... ... [10 Aralık 2014] Osmanlı'yı AKP'den Kurtarmak Gerek! ... [7 Nisan 2014] Hukukçulara Çağrı... ... [13 Ocak 2014] Receptay! ... [6 Ocak 2014] Hukuku Kurtarmak İçin ... [19 Ekim 2013] Hukuk Güvensizliği! ... [7 Ekim 2013] Özakman'ın Kronolojisi ... [9 Eylül 2013] İlk Mektup ... [1 Eylül 2013] Tuncay Güney, Osman Yıldırım, AKP Davası! ... [8 Haziran 2013] Taksim'in Anafikri: Özgürlük ... [13 Mayıs 2013] Son Savunmalar... ... [19 Mart 2013] Bir hikaye ... [25 Şubat 2013] 'Mahkeme Dinlemiyor!' ... [16 Şubat 2013] 18 Şubat Dilekçesi... ... [28 Ocak 2013] Avukatlar Değil, Avukatlık Tutuklanıyor! ... [12 Ocak 2013] Hukuk Bütçesi... ... [29 Aralık 2012] Sanatçıların Meydana Gelişi! ... [25 Aralık 2012] Delil Hukuku ... [24 Aralık 2012] Türkiye'de Avukatlar Var! ... [8 Aralık 2012] Ergenekon Davası Kaçırılıyor! ... [1 Aralık 2012] Silivri Yargıtay'ı! ... [24 Kasım 2012] 6 Aylık Suçlamaya, 15 Dakikalık Yanıt! ... [10 Kasım 2012] Atatürk'ü Unutturamazsınız... ... [6 Ekim 2012] Mevzubahis İktidarsa Vatan Teferruattır! ... [23 Eylül 2012] Düşişleri Bakanı'nın Ulus Savaşı! ... [10 Eylül 2012] Komşularla Sıfırı da Tüketiyoruz! ... [26 Ağustos 2012] Başbakan'a Mektup-12 ... [14 Temmuz 2012] Meşru Özgürlük Beklentisi ... [7 Temmuz 2012] ÖYM'ler, Davalarına Mahkûm Edildi! ... [23 Haziran 2012] Cezaevinde Her İnsan Bir Eşyadır... ... [17 Haziran 2012] Baba Ufku... Çocuk Sonsuzluğu... ... [13 Mayıs 2012] Anne 'Baba Sevgisi' de Doğurur... ... [6 Mayıs 2012] Deniz'lerin İdamına Giden Yol ... [30 Nisan 2012] Avukatsız Savunma ya da Doktorsuz Ameliyat! ... [14 Nisan 2012] Deniz Feneri ve Silivri... ... [25 Mart 2012] Tek Kefeli Terazi! ... [18 Mart 2012] 'Sürpriz Tahliye!' ... [22 Ocak 2012] Denktaş'ın Doğumu... ... [26 Kasım 2011] Silahlı Kanat, Silahını Kuşandı! ... [17 Ekim 2011] İletişim Çağı ve Hukuk ... [4 Eylül 2011] Yalnızlık Ormanında ...
Mustafa BALBAY
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™