Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Başbakan özür dilemelidir
23 Ekim 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın Yezidi ve Zerdüştler ile ilgili (doğrusunu isterseniz ikisi arasındaki farkı da tam olarak bilemiyorum) aşağılama içeren ve bence tipik bir nefret suçu oluşturan sözlerini dünkü yazımda eleştirmiştim.
 

Başbakan’ın ve onun ideolojisindeki kişilerin bu konuda son derece fütursuz olduklarını daha önceki tutumlarından da biliyoruz.
Öte yandan bu konudaki sorunumuz fikir ve ifade özgürlüğünü kullanırken, nefret suçunu işlemeye nerede başlandığı ile ilgilidir.
Her türlü fikir özgürce ifade edilebiliyor olmalıdır. Bunun olmadığı bir yerde demokrasiden söz edemeyiz.
Herhangi bir dini inanç ile ilgili olarak herkesin fikrini söyleme hakkı saklıdır.
Bir inancı yanlış buluyor olabilirsiniz. Size saçma geliyor da olabilir. Hatta bütün inançları da reddedebilirsiniz, ateist olarak da bu konuda söyleyeceğiniz sözler olabilir.
Sorun, bu fikirlerin nasıl ifade ediliyor olması ile ilgilidir.
Söylediğiniz sözler bir inanç grubunu aşağılıyor mu, onları ötekileştiriyor mu, insanları başka inançlardaki kişilere karşı kışkırtıyor mu, başka inançlara sahip insanların yaşam haklarını tehlikeye atıyor mu?
Sınır buradadır.
Avrupa Konseyi, bu konuda açık bir tanım yapıyor:
“Hoşgörüsüzlük temeline dayalı, yabancı düşmanlığını, ırkçı nefreti, antisemitizmi ve diğer nefret biçimlerini yayan, kışkırtan, öven ya da haklı gösteren her tür ifade biçimi!”
Elbette bir inanca sahipseniz, onun diğer inanç biçimlerinden üstün olduğunu düşünebilirsiniz. Öyle düşünmüyor olsanız, zaten o inancı da izlemezsiniz.
İnancınızı yaymak hakkına da sahipsinizdir. Müslümanların “tebliğ” sorumluluğunu da unutmayalım.
Sorun kendi inancını, diğer inançlardan üstün olarak görmekten daha çok bunu ifade etmekle ilgilidir.
Bu nedenle ben “başka inançlara hoşgörü” kavramının yerine “inançlara saygı” kavramının kullanılmasından yanayım.
İki temel prensibim var:
1– Varlığını kabul ediyorum, istediğin gibi yaşayabilme hakkına sahip olduğunu biliyorum, buna saygı duyuyorum!
2– İnancın yüzünden aşağılanmana, ayrımcılığa tabi tutulmana, kendini gizlemek zorunda bırakılmana karşı mücadele etmeye de kararlıyım!
Bu açıklamayı yapmamın nedeni, dünkü yazım üzerine aldığım bazı e– postalar oldu.
Başbakan Erdoğan’ın ve onun ideolojisindekilerin bunu kavramakta zorlanacaklarını da biliyorum.
Suya yazıyor olsam da yazacağım: Başbakan bir nefret suçu işledi, bizde bunun cezası ne yazık ki yok ama hiç olmazsa özür dilemesi gerekir. Kendisine gösterilmesini istediği saygıyı başkalarına göstermemek kabul edilemez.

Keşke hepimizde fazladan bir kromozom olsaydı

KENDİMİZİ “normal” olarak tanımlıyoruz. Çünkü bizlerde 46 kromozom var. Bazı insanlarda bizden bir fazla olabiliyor ve onları “anormal” diye tanımlamak gibi bir yanlışın da içindeyiz.
Eskiden bu bir tek kromozom farkına “mongol” denilirdi, şimdi “Down sendromlu” olarak tanımlıyoruz.
Geçenlerde Down sendromu için farkındalık yaratmayı hedefleyen bir yürüyüşe katıldım.
Dışarıdan bakınca hepsi birbirine benziyor, sanki ikiz kardeş gibiler.
Yüzlerinde mutlu bir ifade var, etraflarında olup bitenlere karşı sanki bir ilgileri yok gibi görünse de ilgililer, algıları açık.
Yaman Türkmen, AB ülkeleri içinde bu konuda farkındalık yaratmayı hedefleyen bir programda “+ 1” isimli bir proje sundu.
Bununla ilgili İstanbul Akaretler’deki On Sanat Galerisi’nde bir de sergi açıldı, izlemenizi öneririm.
Yaman’dan öğrendiğim şu: “Çok mutlu görünüyorlar çünkü kötülük diye bir durumu bilmiyorlar. Planlayarak kötülük yapamıyorlar.”
Sanırım bu onların bizlerden fazla bir kromozoma daha sahip olmaları ile ilgili.
Biz eksik kromozom sahibi insanlar her türlü kötülüğü bilerek, isteyerek yapabiliyoruz. Ama onlar yapamıyorlar.
Bunu öğrendiğimden beri düşünmeden edemiyorum: Acaba hepimiz fazladan birer kromozom sahibi olabilseydik, daha mutlu ve daha iyi bir dünyada yaşama şansımız da olabilir miydi?
Down sendromlular, eğer çok iyi bakılmazlar ise uzun yaşayamıyorlar. Sanıyorum ki bu da içinde yaşamak zorunda kaldıkları dünyaya daha fazla tahammül edemediklerinden olsa gerek.
Ben bunu çok geç öğrendim, ama artık biliyorum. Sizler de öğrenmeye gayret ediniz.

(Hürriyet)

[Bu yazı 1304 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™