Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
DEVLET YALAN SÖYLER Mİ?
23 Ekim 2012, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

Hukukta temel bir kural vardır. İddia sahibi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.

Türkiye Cumhuriyeti Moskova-Şam seferini yaparken Esenboğa Havalimanı’na indirilen Suriye uçağında silah ve mühimmat olduğunu iddia etmiştir. Rusya ise zaten Suriye’ye resmi kanallarla silah verdiğini/sattığını ilan etmiş, gizli kapaklı iş yapmasına, dolayısı ile sivil bir uçağa silah yüklenmesine gerek olmadığını açıklamıştır.

Sonradan çeşitli kanallar uçakta radar ve uçaksavar parçaları bulunduğunu iddia etmişlerdir.

Açık söyleyelim, çeşitli kaynaklar ağız birliği etmişçesine, Hükümetin halkına ve hatta dünyaya doğru söylemediğini ima etmektedirler.

Bu durumda iddia makamı olarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin zaten elinde olan “silah ve mühimmatı” teker teker teşhir ederek doğruyu söylediğini ispat etmesi gerekir. 

Hükümet ne yapmıştır?

Bugüne dek elindekileri ısrarla teşhir etmeyerek kendi iddiasının doğru olmadığını zımnen de olsa kabullenmiştir!

Uzun süre silahların incelendiği söylenmiş, böylece zaman kazanılmış, Türk halkının balık hafızalı olduğu varsayımına dayanılmıştır. Tıpkı, Uludere katliamında yapıldığı gibi!

Ancak elin oğlu uyumamıştır. Yememiş içmemiş “gerçeği” çeşitli vesilelerle yüzümüze vurmuştur.

***

Türkiye uçak ile ilgili istihbaratın nereden geldiğini açıklamaktan da imtina etmiştir. Ancak, en baştan itibaren dünyada sadece ABD’nin Türkiye’nin uçakta silah ve mühimmat bulduğunu bağıra çağıra teyit etmesi “muhbir ülke”nin ABD olduğuna dair söylentileri kamçılamıştır.

Sonunda da bir ABD gazetesi, Washington Post, adını açıklamadığı ABD’li bir yetkiliye dayandırdığı haberinde Moskova-Şam seferini yaparken Türk F-16 savaş uçakları tarafından Ankara’ya indirilen Suriye Havayolları yolcu uçağında “askeri mühimmat” bulunduğuna dair bilginin Amerikan istihbarat teşkilatlarından geldiğini ilan etmiştir.

***

Ortada altı adet gerçek var:

1)Muhbir ABD istihbarat teşkilatı CIA’dır.

2)İhbarın doğruluğunu/yanlışlığını araştırmadan servise sunan MİT’tir.

3)İhbar yanlış çıkmıştır.

4)ABD, bilerek/bilmeyerek Türkiye’ye yanlış/yalan istihbarat vermiştir.

5)Sonunda rezil olan ülke Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.

6)İhbarı MİT’ten alır almaz üzerine atlayan ve Başbakan’ın da iznini alarak sonu hüsranla biten “uçak indirme eylemini” yaptıran kişi Ahmet Davutoğlu’dur.

***

Aynı Ahmet Davutoğlu, hem Baas (Esad) gitsin diyen, hem de Suriye’de Baascı Devlet Başkan Yardımcısı Faruk el Şara liderliğinde bir geçiş hükümeti kurulmasını öneren kişidir!

Yine aynı Davutoğlu, aynı günlerde Esad rejiminin (Baas) “ciddi bir muhatap olmadığını” yabancı basına vurgulamaktan da geri kalmamıştır.

Esad rejiminin (Baas) “ciddi bir muhatap olmadığını” söyleyen Davutoğlu ile Bakü’de Ahmedinecad ile yaptığı görüşmeden sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya attığı “Türkiye-İran-Rusya’nın ön alacağı müzakere çağrısı” ise tam anlamı ile birbirine zıt açıklamalardır.(İran ve Rusya’nın Esad’ın gitmesi için değil, kalması için mücadele verdiğini Fırat’taki kör ve sağır çoban bile biliyor.)

Yine aynı Ahmet Davutoğlu Malatya-Kürecik’teki füze-kalkanının İran/Hizbullah hakkında toplayacağı istihbarat bilgilerinin İsrail’e verilmeyeceğini söylemektedir ama diğer istihbarat bilgileri ile birlikte “Kürecik bilgilerinin” ABD’de tek elde toplandığını hepimiz biliyoruz.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1291 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™