Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bir demet kavram: Çözüm, reform, irade...
18 Ekim 2012, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

AKP'nin Kürt sorununu çözme iradesi vardı, yoktu derken Taraf gazetesi yazarları bölünüverdi. Taraf AKP'nin “yıkıcı” döneminin en önemli yaratıcılık kaynaklarından biri oldu. 1923 konseptini tırmalarken bizim islamcıların seksen yıllık, hatta daha eski ilkel kalıpların ötesine geçmeleri kolay olmazdı yoksa. Yardım elini sağ ve sol liberaller ile Amerikalılar uzattı en fazla. Taraf bu üç kanalın kesişme noktasıdır. Yaratıcılığına şaşmamak lazım!

Ama bir kez Cumhuriyet çözüldükten sonra AKP'nin “yapıcı”, “kurucu” evreye geçmesi gerekiyordu. Böyle bir evrenin baştan aşağı yeni bir yapılanma gerektirdiği açıktır. Bu noktada yollar çatallandı, AKP patinaj yapmaya başladı, giderek süreç tıkandı.

Hâlâ iradenin varlığı üstüne kıyasıya tartışılmasının arkasında bir dizi çıkar, beklenti, mesaj var kuşkusuz. Dinci AKP ve liberal aklıevvellerin dışındaki üçüncü odağın bunlara ne fısıldadığı belirleyici önemde olmalıdır.

İşin bu kısmına girmeyeceğim. Ben daha kavramsal bir alanda kalacağım.

AKP'nin Kürt başlığında bir türlü yapıcı faza geçememesi, Kürt reformu için muhatap ararken yaşadığı tıkanma var. Yani reform istiyorlar, ama yolu öremiyorlar.

Bunu söylediğimde AKP'nin iradesinin “özü itibariyle” çözüm aramakla ilgilendiğini de söylemiş olmuyorum. Belki de Tarafçılar çözüm ile reform arasında fark gözetmedikleri, çıkarları ve akılları buna ermediği için işin içinden topluca çıkamamışlardır.

AKP'nin reformu Kürt sorununun çözümünü kapsamaz, kapsayamaz. AKP, İkinci Cumhuriyet gericiliğine ve Ortadoğu'da yeni Amerikan hegemonyasına uyumlu bir Kürt varlığını arzulamaktadır. Buna çözüm diyenler varsa, bırakalım, bundan çıkar sağlayanlardan çıksın. Emperyalistlerden, egemen güçlerden, yerel Kürt egemenlerinden... mesela.

Bu kavramsal katkının karmaşık ve karanlık çıkar hesaplarıyla hareket edenlerin işine yarayacağını zannetmem. Ama devam edeyim.

Reform yolundaki kazaların da açıklaması basit, bana sorarsanız. İkinci Cumhuriyete ve ABD hegemonyasına yarayacak bir süreç kurgulamak kolay değil. Hoş AKP'nin, hani Erdoğan “biz sorunu vatandaşla, Kürt halkıyla çözeceğiz, muhatabımız halktır” falan demişti ya. İş öyle basit değil. AKP Kürtlerden çok oy alıyor olabilir. Diyarbakır tarikatların miting alanlarını tıkabasa doldurdukları bir merkez olabilir. Hizbullah sadece bir katiller örgütü değil, aynı zamanda dincileşme sürecinin bir temsilcisi olabilir... Bütün bunlar Kürtlerin temsiliyetinin bu kanal tarafından üstlenilmesini sağlamamaktadır. Kürt temsiliyeti, hepimizin bildiği adresin elinden sökülüp alınamamıştır.

Hal böyle olunca Oslo ve Diyarbakır kentleriyle veya sırasıyla PKK ve DTP-DTK-BDP ile özetlenen muhatap seçeneklerine yönelmek zorunlu olmuştur. Ancak her ikisinin girdikleri diyalog tünellerinden, AKP'ye göre çok daha fazla güç biriktirerek çıktıkları açıktır. İkinci Cumhuriyetin kurucu partisi zayıf düşecekse, bu, reformun yukarda açıklanan temel mantığına aykırı olur. Başkaları AKP'nin sürece ihanet ettiğini, militarizme geri döndüğünü falan zannedebilir. Oysa görüşmelere çatışmaların eşlik etmesi, şiddetin tepe yaptığı her noktada reformun kapısının zorlanması çelişik bir durum değildir.

Bu muhatap seçeneklerine Barzani'nin eklenme girişimleri de oldu ama tutmadı. Geçmişte liberallerin kendilerini bir adres olarak dayattıkları ve hatta bunların Erdoğan'ın ilgisine mazhar oldukları, masada ağırlandıkları da hatırlanacaktır. Buradan da bir şey çıkmamıştı. Kürt temsiliyeti liberallere de aktarılamıyor çünkü.

Geriye tek bir alternatif kalıyor. Pazar günkü BDP Kongresine savcılıkça soruşturma açılmasına vesile olan da budur: Abdullah Öcalan.

Öcalan'ın 1999'dan bu yana çizdiği profilin hakkının verilmediği açıktır. Demokratik özerklik / demokratik konfederalizm tez ve formülleri yabana atılmayacak katkılardır ve altlarında Öcalan'ın imzası vardır.

Çok özet haliyle ifade edersem, şu İkinci Cumhuriyet ve Amerikan uyumunun damga vurduğu reformun öğeleri şunlar: Neo-liberal bir söyleme dayanarak devlet sınırları önemsizleşecek, uluslararası sermayenin ve bir numaralı emperyalistin hareket yeteneği artacak, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi boşluğu dolduracak, ulusal hukuk uygulamalarını ikame edecektir. Kürdistan'ın parçaları Ankara'nın şemsiyesi altında birbirlerine yakınlaşırken sürecin üst garantörü veya üst-belirleyicisi olarak ABD vardır. Kürt halkına ulusal kazanım namına anayasal vatandaşlık, kürt dilinin kullanım olanaklarında genişleme vermek yeterlidir, bu modele göre. Bir de Kürt halkının lider kültü vardır ki, onun da onore edilmesi, Öcalan'ın hapislik koşullarının radikal biçimde revizyonuyla sağlanabilir.

Ancak neo-liberal/emperyal perspektifin Kürt ulusalcı bir mercekten geçirilmesi gerekmektedir. İşte demokratik özerklik ve demokratik konfederalizm, birincisi Türkiye'nin içine, ikincisi Ortadoğu'nun geneline yönelik olarak, emperyal/neo-liberal çerçeveyi Kürt ulusal merceğinden geçiren iki temel kavramdır.

Açık konuşalım, gericiliğin ve emperyalizmin görülmemiş bir kuvvetle bölgeyi elden geçirdikleri bir uğrakta özerklik ve konfederalizmin içinin emekçi ve sosyalist bir noktadan hareketle doldurulması olanağı yoktur. Kürt siyasetinin ideolojik, sınıfsal tercihlerinden ayrı olarak kavramların sınırı bu kadardır.

BDP Kongresi Öcalan vurgusuyla, anaakım medyanın yansıttığının tam tersine reform yönüne işaret etti. Adeta Kürt siyaseti, karşı tarafa “Öcalan mı dediniz? Kabul. Öcalan'ın oturduğu masa en fazla bizi güçlendirir” demektedir.

(SolHaber)

[Bu yazı 1220 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [50]
[21 Eylül 2014] Komünist Parti MK üyesi Aydemir Güler: Sosyalizm vurgusu daraltmaz güç katar ... [17 Haziran 2014] Çankaya için boş işler ... [11 Haziran 2014] Cambaza bak ... [9 Haziran 2014] Çankaya yolu Lice'den geçer mi? ... [29 Mayıs 2014] Muhalefet dediğin ... [24 Mayıs 2014] Gaza basmak: Tercih mi, zorunluluk mu? ... [21 Mayıs 2014] İğrenme ... [20 Mayıs 2014] Bir kere daha cumhurbaşkanlığı ... [17 Mayıs 2014] Aklınızdan bile geçirmeyin ... [16 Mayıs 2014] Reyhanlı, Soma, meşruiyet ... [26 Nisan 2014] Ayar ... [16 Nisan 2014] Ne yapmalı, ne yapmamalı ... [15 Nisan 2014] Gelecek istasyon: Cumhurbaşkanı seçimi ... [12 Nisan 2014] İkinci Ergenekon vakası ... [10 Nisan 2014] Sığar mı, sığmaz mı? ... [9 Nisan 2014] Bölünen Türkiye'de yumruk ... [3 Mart 2014] Üç yıl önce üç sosyalizm ... [28 Şubat 2014] Kimin nasıl ?götüreceği önemlidir ... [24 Şubat 2014] Tayyip: Nereye ?kadar deliyi oynar? ... [7 Şubat 2014] Seçim yalnız seçim değildir ... [31 Ocak 2014] İstanbul bu giysiye sığmaz ... [24 Ocak 2014] 34 yılın sonunda para ve din ... [27 Aralık 2013] E.A. dendiğinde ... [23 Ağustos 2013] Neden dışarıda oynuyorlar? ... [21 Haziran 2013] Önce borcunu öde ... [27 Mart 2013] Demokrasi ve barış ... [20 Mart 2013] Akıl var mantık var ... [21 Şubat 2013] Halk nedir? ... [14 Şubat 2013] Arap "Bahar"ı bitiyor mu? ... [30 Ocak 2013] Ulus, milliyet, vs. Ne bitti? ... [2 Ocak 2013] AKP ha düştü ha düşecek mi? ... [26 Aralık 2012] Tayyip paketi ... [5 Aralık 2012] Komünistin milliyeti, dini... ... [15 Kasım 2012] Kim kazanır? ... [24 Ekim 2012] Rus faktörü ... [11 Eylül 2012] Hangi kriz? ... [27 Ağustos 2012] Sıcaktan mı? ... [7 Ağustos 2012] Düğüm ... [9 Temmuz 2012] Uzlaşmacılık ne yana düşer? ... [2 Temmuz 2012] Zana çözümü mü? ... [25 Haziran 2012] Suriye duvarı ... [4 Haziran 2012] Bu kadarı da... ... [15 Mayıs 2012] Hiç mi tartışmasak? ... [9 Nisan 2012] "Hakiki müslüman" ... [28 Şubat 2012] 28 Şubat'ı nereye koymalı? ... [23 Ocak 2012] Mağduriyete dönüş mümkün mü? ... [21 Kasım 2011] CHP muhalefeti ... [7 Kasım 2011] Ezmek için mi, çözmek için mi? ... [20 Temmuz 2011] Kan ne yöne akıyor? ... [30 Mart 2011] Solu soysuzlaştırmak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™