Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Fire' değil özgür irade!
16 Ekim 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

ANAYASA değişikliği için yapılan oylamada AKP ve MHP’li milletvekillerinin “fire vermesi” günün gözde konularından birisi.
 

Önce bu “fire” kavramına takıldım. Büyük Türkçe Sözlük “fire” kelimesine şu karşılıkları veriyor: “1. Ağırlık yitimi. 2. Bir iş yapılırken çıkan artık parça. 3. sf. Eksik, noksan.”

TBMM’deki durum için demek ki kelimenin 3. anlamı geçerli olmalı. O da oy sayısı itibariyle bir “eksik, noksan”a işaret ediyor, değişikliğe olumlu oy vermeyenlerin zihinsel eksikliklerine değil!

Demek ki bazı milletvekilleri düşünmüşler ve kendi özgür iradeleriyle karar vermişler ki oylarını kendi bildikleri gibi kullanmışlar. Milletvekillerinin özgür iradelerinin öneminden söz edenlerin “fire” kavramını olumsuz anlamda kullanmaları pek anlaşılabilir bir durum değil yani.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın dün bir demecinde söylediği sözlere dikkatinizi çekmek istiyorum:

“Bir partinin prestiji var. MHP’de de olsa AK Parti’de de olsa gücü var. Bir genel başkan ‘Bu teklif benimdir’ dedikten sonra milletvekili başka düşünce sergilemez. Gösterirse yanlış olur. O kadar büyük bir yanlış olur ki, sonunda siyasi hayata veda etmek zorunda bile kalabilir.”

Arınç,
günümüzde Türk parlamenter sistemindeki bir hastalığa işaret ediyor ama bunu sisteme yönelik bir eleştiri olarak değil, olması gereken duruma yönelik bir eleştiri olarak yapıyor.

Milletvekillerinin iradelerini yok sayan, genel başkanın iki dudağına bakan insanlar haline getiren bir anlayış bu.

Evet, Türk siyasetinde artık böyle, milletvekillerini halk değil, parti liderleri seçiyor ve onlar da yeniden seçilebilmek için iradelerini lidere ciro ediyorlar. O da istediği gibi kullanıyor!

Ama bu parlamenter sistemin düzgün işlemesinin önündeki en büyük engeli de yaratıyor.

Tabii şunu da sormak gerekiyor: Bu oylamanın gizli yapılmasındaki amaç ne? Neden parti grupları toplanıp bu konuda bir grup kararı alamıyorlar?

Acaba bunun nedeni hiç olmazsa anayasa değişikliği gibi çok önemli konularda milletvekillerini özgür bırakmak olmasın?

Gannuşi de dişini, yumruğunu sıkıp bekliyormuş!

TUNUS diktatörü Zeynelabidin Bin Ali’nin devrilmesinden sonra yapılan seçimlerde iktidara gelen İslamcı Ennahda Partisi lideri Raşid Gannuşi’nin bir video kaydı ortaya çıktı.

Gannuşi, içki yasağı isteyen, sanat galerilerini talan eden radikal İslamcı Selefilerin liderlerini ‘takiye yapmaya’ çağırıyor.

Geçtiğimiz şubat ayında çekildiği tahmin edilen videoda Gannuşi, laiklere karşı güç kazanana kadar Selefilere ‘sabırla ve bilgece’ beklemelerini öğütlüyor.

Gannuşi, “Azınlıkta olsalar da laikler medyayı ve ekonomiyi kontrol ediyorlar. Genç Selefi dostlarıma diyorum ki, sabredin. Ordu ve polisten henüz emin değiliz. Neden acele ediyorsunuz ki? Bugün artık sadece bir camimiz yok. Din İşleri Bakanlığımız var. Sadece bir dükkânımız yok. Bir devletimiz var. Fakat ekonomi hâlâ onların elinde” ifadelerini kullanıyor.

Gannuşi’nin geçmişte AKP’yi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı örnek aldığını söylediğini de hatırlıyorum.

Başbakan’ın şu sözlerini de: “Yumruğumuzu, dişimizi sıktık, bekledik!”

Gannuşi’nin sözlerine ne kadar da benziyor.

Yumruklarını, dişlerini sıkıp beklerlerse yakında “Halk merkezde içkili lokanta istemiyor” diye içki satışını da yasaklayabilirler, “ucube” diye sanat eserlerini de yıkıp, yok edebilirler.

Biraz sabır sadece!

100 yıllık sorun mu?

TÜRKİYE Futbol Federasyonu’nun milli takımlardan sorumlu yöneticisi Selim Koray, Sabah’a bir demeç vermiş:

Sorunlarımız derin. 100 yılda gelişen sorunları 8 ayda halletmemiz mümkün değil” diyor.

Böylece, Milli Takım’ın daha üçüncü maçta Dünya Kupası elemelerinde havlu atmış olmasının nedenini öğrenmiş oluyoruz!

Sorumlular belli: Ali Sami Yen, Nurizade Ziya Bey ve Fuat Balkan!

100 yıl önce Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın kuruluşu sırasında onlar hata yapmamış olsalardı, şimdi Brezilya yolunu yarılamış, geçmiştik!

Ama bence o kadar gerilere gitmemize gerek yok. Çünkü bu yüz yıl içinde bir UEFA ve Süper Kupa şampiyonu çıkardık, şampiyonlar liginde çeyrek final, Avrupa Kupası’nda yarı final oynadık, Dünya üçüncüsü olduk.

Sorun teknik direktörün bu yükü taşıyamamasında.

Daha önce de söylemiştim, tekrarlayayım: Eğer Milli Takım’a bir Türk teknik direktör gerekiyorsa bunu yapabilecek ve otoritesi tartışılamayacak sadece üç kişi var: Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş.

Bunlar dışındaki her arayış böyle biter!

(Hürriyet)

[Bu yazı 1396 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™