Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI
12 Ekim 2012, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

AKP Hükümeti sonunda Türkiye ile Suriye’yi savaşın eşiğine getirdi. Hatta bu eşik geride bıraktığımız hafta aşıldı. Suriyeli isyancıların ateşlediği bizce kesin olan bir top ya da havan mermisinin Urfa’nın Akçakale İlçesi’ne düşmesi sonucu üçü çocuk, ikisi kadın tam beş yurttaşımız yaşamını yitirdi.


ABD, İsrail ve Batılı ortaklarının çıkarları için Suriye’de Beşar Esad’ın liderliğindeki BAAS rejimini devirmeye kalkan AKP Hükümeti, yüzde 95’inin yabancı olduğu belirtilen radikal İslamcı güçleri desteklemeyi sürdürüyor. Dahası, kiralık katillerden, paralı askerlerden ve küresel cihatçılardan oluşan bu haydutlar sürüsüne silah, para ve üs sağlamaya devam ediyor.


Öyle anlaşılıyor ki, AKP kendisini iktidara getiren ve orada tutan güçlere diyetini ödüyor. Türkiye’yi kendi dinci dar “ideolojik” hedefleri doğrultusunda dönüştürmek ve daha “İslami” bir rejim kurabilmek pahasına, Türkiye’yi durduk yerde kirli bir savaşın içine çekiyor. ABD ve Batılı ortaklarının uzun vadeli bir sömürgeleştirme projesinin parçası olan “Ilımlı İslam” siyasetini inanılmaz bir akılsızlıkla ve tüccar kurnazlığıyla ayağına gelmiş bir “fırsat” sanıyor. 


Ortadoğu’da ABD ve İsrail’e direnen, Filistin’in kurtuluşu için yürütülen 50 yıllık mücadeleyi kararlı şekilde desteklemeyi sürdüren son ve tek Arap ülkesi konumundaki Suriye’ye yönelik bu saldırı, küresel gericiliğin en önemli hamlelerinden biridir. Suriye Arap aydınlanmasının en önemli havzasıdır. Arap-İslam dünyasındaki tek laik ve halkçı rejime sahip devlettir.
Özgürlük ve demokratikleşme adına sunulan model ise ABD ve Batı yanlısı İslamcı bir rejimidir. 

***

ABD ve Batılı ortakları, Suriye’ye doğrudan bir müdahaleden korkuyorlar. Çünkü bu durumda Rusya ve İran’ın doğrudan, Çin’in ise dolaylı şekilde içinde yer alacağı bir bölge savaşı kaçınılmazdır. Çünkü Suriye’den sonra hedefin İran olacağı açıktır. Yükselen ve sistem dışı bir bölge gücü olan, İslam dünyasında ABD ve Batı emperyalizmine karşı direnen Şii ekseninin merkezi konumundaki İran’ı tasfiye etmek, asıl amaçtır.


Bir nükleer güç olmanın eşiğindeki İran bunu gördüğü için, Suriye’ye açık bir müdahale halinde savaşa gireceğini ilan etti. Dahası ilk hedef olarak da Türkiye’yi vuracağını da açıkladı. Bu hafta sonu Türkiye’ye gelen ve Başbakan Tayyip Erdoğan’la görüşen İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Sani, Ankara’yı şu çarpıcı ifadelerle uyarıyor:

“Türk devlet adamlarını uyarıyorum. Suriye milleti ve devleti aleyhine Erdoğan Hükümeti’nin yapacağı her türlü askeri eylem, Ankara için bir intihar olur. Ankara çok acı bir olayın içinde olduğunu bilmeli ve bu büyük hatayı yaparsa Türkiye’de de bir savaş çıkmasını beklemelidir.”
Evet, olay bu kadar ciddidir.

***

Rusya’nın ise, Suriye’nin kaybedilmesi halinde bütün bölgeyle, Geniş Ortadoğu’yla fiziki ilişkisi kesiliyor. Akdeniz’deki savaş filosunun –ki bu filoda uçak gemisi de bulunuyor- yanaşabileceği ve ikmal yapacağı tek bir liman bile kalmıyor. Suriye’nin Tartus liman kentinde askeri üssü bulunan Rusya’nın bu ülkede asker, uzman ve danışmanları dâhil yüz bine yakın yurttaşı yaşıyor.


Rusya için Suriye’nin kaybedilmesi, merkezi Avrasya’da süren gezegene hâkim olama mücadelesinde denklem dışına düşmek demektir. Ardından İran’ın da vurulması Rusya’nın bu bölgedeki bütün çıkarlarını yitirmesi, bütün iddialarını kaybetmesi olacaktır.


Eğer Suriye’ye ABD ve NATO açık bir müdahalede bulunursa, bu saldırının yatay ve dikey gelişecek bir bölgesel savaşa dönüşmesi kaçınılmazdır. Bu savaşın dikey boyutunu, bütün bölge ülkelerine yayılacak kanlı etnik çatışmalar ve mezhep boğazlaşmaları oluşturacaktır.


Bu bölgesel yangının Çin’in de kayıtsız kalamayacağı ve nükleer silahların da kullanılma olasılığının bulunduğu bir dünya savaşına dönüşmesi beklenmeyen bir sürpriz olmayacaktır. AKP’nin Batı’nın bir taşeronu olarak rol aldığı kirli oyunun bir dünya savaşına dönüşme olasılığı sanılandan da yüksektir.


İşte bu nedenle, ABD, İsrail ve Batılı ortakları Suriye’ye açık bir müdahaleden çekiniyorlar. Bunun yerine bir provokasyonla Türkiye’yi Suriye’ye saldırtmayı ve böylece Esad rejimini devirmeyi planlıyorlar. Çünkü krizi böylece iki ülke arasındaki bir sorun ya da savaş olarak sunma olanakları bulunuyor. O zaman Rusya, Çin ve İran’a dönüp, “Bu, iki ülkenin sorunu, kimse karışmasın” deme şansları bulunuyor.


Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti işte bu utanç verici taşeronluğu kabul etmiş görünüyor.


AKÇAKALE, AKP’NİN VERDİĞİ SİLAHLA VURULDU


AKP Hükümeti sonunda kendi silahıyla vuruldu. Desteklediği kiralık katiller, eline silah verdiği radikal İslamcılar, Türkiye’de üslendirdiği küresel cihatçılar geçen hafta Akçakale’yi vurdu. Hükümet, hızla karşılık verdi ve Suriye topraklarını top ateşine tuttu. Erdoğan yönetimi fiilen de Türkiye ile Suriye’yi savaşın eşiğine getirdi.


Suriye krizi ve Akçakale olayları sırasında Türk basınında etkili, öncü, doğru ve farklı habercilik yapan tek gazete Yurt oldu. Yurt, geçen hafta boyunca kamuoyunu ve halkı olup bitenler konusunda aydınlattı. AKP Hükümeti’nin adeta “suçüstü” yakalanmasını sağlayan bu haberler Türkiye’yi sarstı.


Akçakale’de üçü çocuk beş yurttaşımızın yaşamını yitirmesine yol açan havan mermisi AKP Hükümeti tarafından İslamcı teröristlere ve Özgür Suriye Ordusu adlı çapulcu sürüsüne verilen silahtan ateşlendi.


Akçakale’nin tam karşısında, Suriye tarafında bulunan İdlib’e bağlı Tel Abyad kasabasının Ayn El İsa Köyü’nde üslenen ÖSO, haftalardır Suriye Ordusu ile çatışıyor. Eyn El İsa Köyü Türkiye’ye 3 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Akçakale’nin vurulduğu günlerde bölge tamamen Suriyeli isyancıların ve İslamcı teröristlerin denetiminde...
Bölgede Suriye Ordusu’nun tek bir askeri bile bulunmuyor. Dolayısıyla etkili menzili en çok 3 kilometre olan havanın atıldığı topraklarda sadece isyancılar var. Bu durumda Akçakale’ye düşen havan mermisi de ancak Suriyeli isyancılar tarafından ateşlenmiş olabilir. Ortada tam anlamıyla bir provokasyon var.

***

Ulaştığımız ve doğruluğunu hem Suriye hem de Türkiye’deki kaynaklardan teyit ettiğimiz bilgilere göre; Akçakale’ye düşen merminin atıldığı havan ya da hafif top mermisi, Suriye Ordusu tarafından kullanılmıyor. Bu mermilerin atıldığı havan ya da hafif toplar, NATO ülkelerinde kullanılıyor. Daha da önemlisi, bu havan ve hafif toplar Suriyeli isyancılara AKP Hükümeti tarafından verilen silahlar arasında bulunuyor.


Akçakale’nin havanla değil de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun iddia ettiği gibi 122 mm’lik D30 tipi bir topla vurulması da durumu değiştirmiyor. Bu tip top, NATO ülkelerinin yanı sıra tam 60 ülkede bulunuyor. Dahası, bu toplardan Özgür Suriye Ordusu’nun elinde de bulunduğu, bugüne kadar çekilen görüntülerde ve fotoğraflarda açıkça görülüyor. 


AKP Hükümeti’nin hızla yurtdışına asker gönderme ve Suriye sınırını aşmaya imkân sağlayacak tezkereyi Meclis’ten çıkarması, 320 elin kirli bir savaş için kalkması Tayyip Erdoğan yönetiminin bu provokasyona ortak olduğunu ve Suriye’ye müdahale için fırsat beklediğini ortaya koyuyor.
Hürriyet Gazetesi’nin Washington Temsilcisi Tolga Tanış’ın 24 Ağustos 2012 tarihli haberinde ABD politikalarına yön veren önemli düşünce kuruluşlarından birinin hazırladığı çarpıcı bir “Savaş Senaryosu”ndan söz ediliyordu.


ABD’li liberallerin kalesi olarak bilinen Brookings Enstitüsü’nde hazırlanan senaryo şöyle:  


"Suriye’deki olaylarda ölenlerin sayısı giderek arttı. Türkiye yine müdahaleden uzak durdu. Bu kez Suriye’den kaçan mültecilerin sayısı arttı. Bu da Türkiye’nin müdahalesine yetmedi. Senaryonun ilerleyen kısımlarında ne zaman ki Türkiye’de bombalama olayları başladı. Tüm dengeler değişti. Ve sonunda Türkiye, Suriye’ye tek başına girmek zorunda kaldı. Böylece ABD ve Suudi Arabistan ekiplerinin istediği oldu"
Biz bu oyunu hem Gaziantep’te hem Akçakale’de gördük, değil mi?

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1159 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [23 Eylül 2012] Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™