Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Balyoz kime indi?
29 Eylül 2012, Rıfat OKÇABOL

Balyoz Davası sonuçlandı. Balyoz, kimilerine göre 356 kişinin, kimilerine göre de silahlı kuvvetlerin tepesine indi. Esasında balyozu yiyen sanıkların dışında, karar verenler de balyoz altında kaldı; bu kararları alkışlayanlar da, hükümet de, bu süreçte sanık olmayan paşalar da, şu anda silahlı kuvvetlerin yönetiminde olan paşalar da, hukukçular ve hukuk fakülteleri de. 7’den 70’e herkes!

Balyoz, bir yandan epeydir ortaya çıkmakta olan belirtileri görmeyen ya da görmezden gelen gözleri bile görür hale getirdi. Son zamanlarda üst üste gelen bazı olaylar, balyoz sayesinde bir başka anlam kazandı. Dünden geriye doğru giderek bazı olayları anımsayalım.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 35 kişinin yakıldığı Sivas katliamını, “insanlığa karşı suç kapsamında” değerlendirmeyip zamanaşımı nedeniyle davanın sona erdiğine hükmediyor!

Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçiren subay, Amerika'da CIA başkanlığına getirilmişti. Bodrum’da Amerikan askerlerinin başına çuval geçirdikleri iddiasıyla dava açılan gençler ise, Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 16 yıl hapis cezası istemiyle yargılanıyor!

3. yargı paketiyle, muhalif öğrenciler, rektörler, yazarlar, sendikacılar ve siyasal bir mücadele içinde olan KCK davası sanıkları değil de, katiller ve babalar serbest bırakılıyor!

Isparta’da iki çocuklu bir kadın, silah zoruyla kendisine tecavüz edip hamile bırakan akrabasını öldürüyor, ibret olsun diye başını kesip köy meydanına atıyor. Hapse girerken “Tecavüzcünün çocuğunu doğurmak istemediğini, ne yapıp edip doğurmayacağını” haykırıyor. Yargı, “Doğuracaksın” diyor! Bu kararla bir yandan, tutuklu kadının kürtaj ve çocuk doğurmama özgürlüğü elinden alınıyor. Öte yandan da, anasına tecavüz eden bir baba ile babasının katili ve babasının kesik başını köy meydanına atan mahkum bir ananın, ana-baba nefretiyle hapishanede büyüyecek ve çok büyük bir olasılıkla yaşamı boyunca ruh sağlığı sorunlarından kendini kurtaramayacak, bir çocuğu doğurması isteniyor!

Bir Alevi aile, çocuğunun Sünni İslam’ın öğretildiği din kültürü ve ahlak bilgisi dersini almasını istemiyor, Danıştay, Hıristiyanların ve Yahudilerin bu gerekçeyle muaf tutulduğu bu dersi, Alevi’ye zorunlu kılıyor!

Parasız eğitim isteyen öğrenciler terör suçuyla yargılanıp yılarca hapse mahkum ediliyor!

Deniz Feneri sanıkları, Almanya’da mahkum oluyor. Bizde, yıllarca dokunulmuyor. Dokunmaya kalkan savcılar, yargılanıyor!

Onlarca kişi 14 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz ediyor. Yargı, “Kendi rızası var” yorumunu yapabilerek tecavüzcülere ceza indirimine gidiyor!

Silivri’de inen balyoz, yukarıda örneklenip özetlenen olayların anımsanıp ülkemizde adalet ve vicdanın kaybolduğunu, bir kez daha, gözler önüne sermiş bulunuyor.

Yetkililer, çocukların oynadığı “Armut dersem çık, elma dersem çıkma” oyununu yetişkin oyununa dönüştürmüşler gibi. Oyun yetişkin oyunu olunca, “elma”nın yerini yetişkinlere uygun şu ve benzeri sözcükler almış: Hükümet karşıtı; Amerika karşıtı; kadın; kız; çocuk; parasız eğitim istiyor; laiklikten ve bilimsellikten yana; hak arıyor; Alevi; ülkesine-doğaya-emeğe-insanlığa sahip çıkmaya kalkışıyor... Yetkililerin bu sözcüklerden birini kullanması, adaletin ve vicdanın ortaya çıkmamasına yetiyor!

Bu oyunun genel şifresinin ne olduğu bilinmiyor. “Yargıya zaten gerekenleri söyledik, yargı da gereğini yapıyor” ya da “Dininin ve kininin davacısı olunmalı” sözlerinin şifre olabileceği yorumları yapılıyor. Bu şifrenin, Ergenekon davasının sonunda biraz daha deşifre olacağı sanılıyor.

Bu şifrenin deşifre olup olmaması, esasında “balyoz”dan sonra önemini yitirmiş bulunuyor. Çünkü Balyoz Davası ve yukarıda özetlenen olaylar, adaletsizliğin ve vicdansızlığın sınıra dayandığını gösteriyor. Bu sınır, aynı zamanda içinde bulunduğumuz toplumun dönüşüm eşiği oluyor.

Ya eşikten atlayacağız, adil, vicdanlı ve kindar olmayan dünyanın saygın toplumlarından biri olma yoluna döneceğiz; ya da bu eşikte tökezleyeceğiz.

Kindar olmamak; dinin ve kininin davacısı olmak yerine özgürlük, barış, çevre koruma, yurtseverlik ve insan hakları gibi konuların davacısı olup adil ve vicdanlı bir toplum yaratmak, bu eşikte tökezlememek, hemen her gün kafasına balyoz yiyenlerin elinde!

(SolHaber)

[Bu yazı 1202 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™