Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Anlamadığım şudur:
29 Eylül 2012, Umur TALU
, Umur TALU

1. Görüşürüm, görüşmem!

 

Başbakan, belki kendi tabanını da zorlayacak, partisindeki, ülkedeki tüm milliyetçileri ve partisine karşı tüm ulusalcıları şey edecek biçimde, artık cesaretle mi, şöyle dedi:

Oslo da sürebilir, İmralı’yla da görüşülebilir!

Tamam, buna siyasi olarak, milliyetçi duygularla, ulusalcı tepkilerle, muhafazakâr alışkanlıklarla, cumhuriyetçi reflekslerle yahut “şehit acıları” ile karşı çıkanlar olur.

Ama sonuçta, daha önce olmuş, sorumluluğu üstlenmiş, tekrar siyasi bir yol olarak telaffuz ediyor.

Fakat aynı konuşmada bir şey daha söyledi:

Teröristle kucaklaşanlarla görüşmem, görüşmeyiz!

Burada kasıt, “ülke toprakları içinde” PKK’lılarla kucaklaşan BDP’lilerle, ama sadece o gün kucaklaşanlarla değil, BDP’nin tüzel kişiliğiyle, randevu talep etse de genel başkanıyla görüşmeyeceğinin kesin dille açıklanması.

Meclis’teki bir partiyle teması reddetmesi. En azından bir bölgedeki siyasi rakibini meşru saymaması.

Muhtemelen bunu da, bu kez, önceki “söz açılım”ına tepki duyanların duymak istediği bir şey diye söyledi.

Anlamadığım şudur:

Kendisiyle görüşmeyi göze aldığın birilerinin kucaklaştığı birileriyle görüşmemek nasıl bir şeydir?

Yahut siz tam tersinden sorabilirsiniz?

Ben her şeye rağmen “görüşme”den yana olduğum için, ilk biçimde sordum önce.

Anlamaya çalıştığımda şöyle bir şey çıkıyor:

Oslo’dakiler yahut İmralı, PKK’yı yönetseler dahi, Türkiye içinde dağlarda dolaşan mensuplarıyla pek kucaklaşmıyor! O yüzden görüşülebilir.

Yahut kucaklaşmak, tüm ihtimaller içinde en kötüsü, en affedilmezi!

Anlamadığım şu:

Terör örgütü ile mücadele, siyasi uzantısı ile müzakere” demişsiniz daha önce… Ve şimdi yine aynı karışık konuşmada diyorsunuz ki, “Artık o noktada değiliz.”

Yeni nokta şöyle mi oluyor:

Terör örgütü ile müzakere, siyasi uzantısı ile mücadele”!

Nasıl bir siyaset ilkesidir böyle:

Görüşürsünüz, görüşmezsiniz…

Ama kucaklananla görüşme ihtimalini ortaya koyup (halk temsilcisi olan) kucaklayanla görüşmeyi ihtimal dışı saymak nasıl oluyor; anlamamam benim kafasızlığımdan!

 

2. Sıkarım, sıkmam!

 

Habertürk de çok iyi yaptı, ABD’de California Üniversitesi’nde harçları protesto eyleminde polisin biber gazına maruz kalanlara 1 milyon dolar tazminat ödenmesine dair kararı büyüttü.

Tazminatı üniversite ödeyecek.

Neden?

Çünkü o polisin orada bulunmasından ve biber gazını boşaltmasından onlar sorumlu.

Burası, İçişleri Bakanı’nın “Biber gazımız organik ve zararsızdır” açıklaması yaptığı ülke.

Başbakan’ın konuşma yapacağı yer önünde, dışarıda, “Parasız üniversite istiyoruz” diye pankart açan öğrencilerin onlarca yılla yargılandığı, senelere uzanan aylarca tutuklu kaldığı ülke.

Burası, polisin biber gazladığı, cop copladığı, hemen topladığı öğrencilerini anında okuldan atan üniversitelerin, rektörlerin “akademik özgürlük” cenneti.

Burası, mağdur öğrencisine bir tekme de kendi atıp “demokratik tartışmalar”a kapı kapatan büyük üniversite kültürünün ülkesi.

ABD’yi övmemiz şart değil ama çocuklarımızı böyle dövmemiz şart mı!

Anlamadığım şudur:

Angelina Jolie ile İdris Naim Şahin buna mı gülüp durdu?

 

 

3. Nasiptir, değildir!

 

İnsan başbakan, bakan, komutan, işadamı-kadını, artık her neyse, olabilir, ama namlu ucuna sürülen yahut mermi sürülmüş namluya yollanan, havan topuyla ya da bombayla paramparça olan, parça parça toplanan kendi çocuğu değilse, bin düşünüp bir konuşmalı.

O çocukların kanıyla siyasetçilik, komutanlık, bilmişlik vesaire oynamak kolay, ama vicdan huzuru zordur.

Hele, bir yanlışım, isimleri karıştırmışlığım yoksa, kendi çocuğunuz, nasip olmuş da, ilginç inşaat işlerine ortak olmuş, tarihi dokularla oynayan işlere kalkışmış ise, sizin aynı günler, sıvasız evlerin çocukları için, “Genç yaşta şehitlik nasip işidir!” demeniz ayıptır; çok ayıptır!

Anlamadığım şudur: Utanmak hiç nasip olmaz mı?

(Habertürk)

[Bu yazı 1312 kez okundu]
Umur TALU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [41]
[8 Haziran 2013] Demokrasi diye bir baş belası! ... [2 Haziran 2013] Topçu Kışlası Vesayeti ... [3 Mayıs 2013] Kelimelerin azabı! ... [27 Nisan 2013] Barış, hukuksuz olmaz! ... [9 Nisan 2013] Tarih, sınıf, gaz! ... [4 Mart 2013] Künyemizde 50 bin ölümüz. Bünyemiz Barış sayıklar! ... [8 Şubat 2013] Hattını, haddini bilmek... İncirlik, Kürecik, Patriotçuk! ... [3 Şubat 2013] Canlı bomba, patlama, can! ... [30 Ocak 2013] Bin yıl süren andıç ruhu! ... [27 Ocak 2013] Haddini, kıymetini, kıyametini bileceksin! ... [23 Kasım 2012] Devlet sırrı dediğin, kanlı tarihin kara kutusu! ... [9 Kasım 2012] Cinnet vatan! ... [30 Ekim 2012] Ne bu şiddet be Celâl! ... [23 Ekim 2012] Raporlu demokrasi! ... [6 Eylül 2012] Bi gidin yahu! ... [17 Ağustos 2012] Dağın altında 30 yıl! ... [1 Ağustos 2012] Sen utanmıyorsan. Ben utanıyorum! ... [29 Temmuz 2012] Artık size kalmış! ... [14 Temmuz 2012] Limana gelmesin de cana gelsin! ... [30 Haziran 2012] Uf olmuş ama zaten puf olmuş! ... [26 Haziran 2012] Dün gemi olur, bugün uçak! ... [16 Haziran 2012] Bu vatanın ekmeğini yemek... Bu vatanın emeğini yemek! ... [1 Haziran 2012] Hem dert çok, hem mert (pek) yok! ... [6 Mayıs 2012] Astlar, kastlar. Dostlar, postlar! ... [29 Nisan 2012] Yol aynı, yolculuk aynıdır! ... [13 Mart 2012] Bir yumruk çok mu! ... [3 Mart 2012] Gölgen peşini bırakmaz! ... [12 Şubat 2012] 10'uncu Yıl Marşı! ... [15 Ocak 2012] Bin yıllık çoğunluk! ... [30 Aralık 2011] Cinnet cehennemin ölü canları ... [25 Aralık 2011] Kimine kıyak kimine dayak! ... [9 Aralık 2011] Hayat bilgisi! ... [27 Kasım 2011] Bir adım demokrasi, bir adım geri! ... [14 Eylül 2011] Arap baharı, Türk yazı! ... [1 Eylül 2011] Demokrasinin sonu! ... [20 Ağustos 2011] 30'uncu yıl ağıtı! ... [11 Ağustos 2011] Şiddetleri ortak, kaderiniz ortaktır! ... [5 Ağustos 2011] Ölü çocuktan al haberi! ... [21 Temmuz 2011] İşte budur! ... [17 Temmuz 2011] Çokça, bir derviş gibi ... [19 Haziran 2011] İç hizmet, dış hezimet! ...
Umur TALU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™