Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bireysel başvuru etkili olabilir mi?
27 Eylül 2012, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

Anayasa ile tanınıp yasa ile düzenlendikten sonra, 23 Eylül'de uygulamaya konan bireysel başvuru (anayasa şikâyeti) olanağı, haftanın sıcak gündem maddelerinden birini oluşturdu. Bu konuyu, anayasal düzenleme ve içerdiği sorunlar açısından birkaç kez ele almıştım (Örnek olarak bkz. “AYM’ye bireysel başvuruda 10 çelişki”-2, Birgün, 25.01.2011). 6216 sy.lı Yasa ile, Anayasa’ya aykırılıklar dâhil, çelişkiler çoğaldı. Mesela, bireysel başvuru konusu dışında bırakılan işlemler, Anayasal düzenleme ile uyumlu değil; yine, hakkın özneleri bakımından, anayasal düzenleme çerçevesini zorlayan sınırlamalar var…

Bireysel başvuru hakkının kullanılmaya başlanması üzerine yapılan yorumlar ve yaratılan beklentiler, yanılgı ve hayal kırıklıklarına neden olabilir. Bunların başında Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı’nın “bize gelsinler veya gelebilirler” biçimindeki demeci, ihtiyatla karşılanmalı. Bu tür açıklamaların yanıltıcı tarafı, söz konusu “sorunu biz çözeriz” izleniminin yaratılması. Özellikle, “balyoz davası” olarak adlandırılan ve “bağımsız ve tarafsız yargı kararı” nitelemesi yapma olanağı bulunmayan bir süreç karşısında AYM başkanı daha nüanslı konuşabilirdi. AYM’ye “örtülü davet” yerine, Yargıtay tarafından bozulması temennisi dile getirilebilirdi…

AYM önünde bireysel başvuru olanağı, Mahkemeleri, “AYM’ye git, sorunu orada çöz” anlayışına/algısına yönlendirmemeli. Çünkü bu kanaat, bizde hemen her kesim ve düzeyde var. İdare, yargıya havale eder; mahkeme Yargıtay yolunu işaret eder; O da Avrupa Mahkemesi’ni. Oysa bireysel başvuruda, tam tersine şu ilke geçerli kılınmalı: “kararı dikkatli vermeliyim, çünkü AYM önüne gitmesin; gitse de kararımın tersi yönünde bir karar çıkmasın”. Bu  anlayış, aslında  ulusal yargı organları ile İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) arasındaki ilişkiler açısından da geçerli olmalı. Burada asıl hedef, hakkını İHAM önünde aramak değil; bu yolun  varlığıyla, ulusal mahkemeleri, İHAM’ca  geliştirilen yorum ölçütlerini kullanarak, insan hakları sorununu ulusal ölçekte çözmeye yönlendirmek.

Anayasa Mahkemesi’ne gelince; dava ve itiraz yolundan sonra doğrudan başvuru yolunun açılması, genellikle temenni edilen bir düzenleme idi. Almanya ve İspanya gibi bu hakkın etkili bir biçimde işlemekte olduğu devletlerin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) güvencesi altındaki hakları ihlal oranı, oldukça düşük.

Bu saptama, bizi hemen iyimserliğe yönlendirmemeli. Çünkü, hak arama yollarının ve yargı sisteminin oralarda işleyiş tarzı, bizdekine göre daha etkili: bağımsız, tarafsız ve nitelikli bir yargı hizmeti. AYM de, oralarda bizdekine göre daha demokratik ve nitelik öğesini önemseyen bir  yapılanmaya sahip.

O nedenle, 2010 Anayasa değişikliğinde, AYM’nin, bireysel başvuruyu da etkili kılma hedefinde yeniden yapılandırılması gereğine işaret ediliyordu. Yani, anayasal kurumlar bütününde düşünülen, liyakat ve uzmanlık öğelerini öne çıkaran düzenleme tarzı. Olmadı. Zaaf bir.

Bireysel başvuruya ilişkin anayasal düzenleme sınırlı ve sorunlu idi (bkz. “AYM’ye bireysel başvuruda 10 çelişki”). Zaaf iki.

Yasal düzenleme, anayasal düzenlemeye aykırı öğeler içeriyor. Zaaf üç.

AYM üyeleri çoğunlukla insan hakları uzmanı değiller. Zaaf dört.

Bu eksikliklere karşın AYM, hak ve özgürlüklerin bekçiliğini üstlenebilir mi? Kuşkusuz, bireysel başvuru, insan haklarını korumanın tek yolu değil. Dava ve itiraz yolu da, AYM’nin bu ana işlevini yerine getirmesine elverişli. Ne var ki AYM, özellikle dava yolunda, iptal (hatta kısmen iptal) kararlarından kaçınmayı yeğlemekte. Bu tavır, hükümeti ve onun temsil ettiği çoğunluğu kollama kaygısından kaynaklanıyor olabilir. Bunun son örneği, 4+4+4  olarak adlandırılan 6287 sayılı yasayı tamamen anayasaya uygun bulduğu karardır.

             Buna karşılık, mahkeme kararlarına karşı yapılacak başvurularda AYM’nin daha aktif olması beklenir. Fakat burada, AYM’nin yasaların Anayasa’ya aykırılığını reddederken kullandığı gerekçelerle ters düşme kaygısı belirebilir. Haklı olarak şu sorulabilir: eğer AYM, bir yasayı daraltıcı (ve özgürlük lehine olmayan) bir yorumla reddetmiş ise, söz konusu yasanın uygulanmasından kaynaklanan hak ihlalini onaylayan bir işlemi hangi gerekçe ile iptal yoluna gidecek?

             Sonuç olarak, AYM, kuruluşunun 50. yılında yeni bir sınav sürecine hazırlanıyor: eğer AYM, hak ve özgürlükleri Avrupa standartları ışığında yorumlamak yerine, parçalı ve sekter insan hakları yaklaşımı ile sınırlı kalırsa, anayasa şikâyeti, Avrupa yolunu geciktirmenin ötesinde bir işlev göremez.

(Birgün)

[Bu yazı 1497 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™