Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ!
24 Eylül 2012, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

Balyoz davası sonucunda verilen kararları, malum çevreler demokrasinin zaferi gibi göstermeye çalıştılar. Denetim altındaki medya, rol verilerek ekranlara çıkarttığı “aydınları”, kararın kamuoyunda yarattığı vicdani tepkiyi azaltmak için “kullandı”. 21 Eylül, TV ekranlarında, askeri darbelerin bir daha olmayacağı demokrasi zaferi olarak ilan edildi. Burjuva demokrasisinin dahi ne demek olduğunu kavrayamamış ya da kendisine verilen görev gereği kavramamış gözüken “sözcüler”, bir kez daha topluma alçakça yalan söylediler.

Demokrasi iki temel değer üzerinde yükselir: Hukuk devleti ve laiklik. Eğer bu iki değere sahip değilse, sandık, demokrasinin ölçüsü olamaz.

Konumuz gereği laikliği bir yana bırakıp, hukuk devleti ne demektir, onun üzerinde düşünelim.

Hukuk devleti çok boyutlu bir kavramdır. Diğer anlam ve işlevlerini bir yana bırakıp hukuk devleti kavramına, toplumda yaşayan kişiler, yurttaşlar açısından bakalım. Bir yurttaş için hukuk devletinin anlam ve önemi, kendisine hukuk güvenliği sağladığı kadardır. Bir devlet, yurttaşına hukuk güvenliği sağlıyor ise ve sağladığı ölçüde hukuk devletidir.

Hukuk, barış ve adalet demektir. Hukuk güvenliği ise; toplumda adaletin sağlanması için, hak arama yollarının açık olması ve asıl olarak da, hak aramak için başvurulan yerlerde hakkın elde edilebileceğine olan güven duygusunun kişilerde oluşmasıdır.

Haksızlığa uğrayan kişilerin hak aramak için başvuracağı birçok devlet mercii vardır. Ancak en son hak arama yeri, mahkemelerdir. Eğer, hak aramak için başvurulan mahkemenin tarafsız ve bağımsız olduğuna olan inanç kalmamışsa, mahkemeler siyasal otoritenin etkisinde kalıyorlarsa, sizi yargılayan yargıçlar özel olarak seçilmiş belli görüş ve anlayışı temsil ediyorlarsa, doğal yargıç ilkesine aykırı olarak mahkemeler oluşturulmuş ise, savunma hakkınızı kullanamıyorsanız, kendinizi sonucu önceden belli bir mizansenin, bir yargılamanın içinde hissediyorsanız, yargılama cezaevi içinde yapılıyorsa, mahkemenin verdiği kararı denetleyecek olan daha üst mahkemenin de benzer anlayışta olduğunu biliyorsanız yargıya, hukuka güveniniz kalmaz. Mahkemelerine güvenilmeyen bir devlet de asla hukuk devleti olamaz.

Demokrasi için sandık/oy ne ise, mahkeme ve yargıç için de hak arayanların güven duygusu aynıdır. Bunun içindir ki, yargıçların tarafsızlığı, mahkemlerin bağımsızlığı hukuk devletinin vazgeçilmezleridir.

Oysa Türkiye, askeri vesayetten kurtulmak adına girdiği yolda, daha katı bir vesayetin altına girdi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden tam 30 yıl sonra, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan refarandum sonucu, daha tehlikeli bir sivil darbenin kollarına atıldı.

Tarihte, bütün otoriter rejimler halk darbesi yoluyla yerleşmişlerdir. Türkiye’nin yaşadığı asıl post-modern darbe, halk kitleleri kandırılarak yapılan 12 Eylül 2010 darbesidir. Bu darbe sonucunda Türkiye’de her şey yeniden “formatlanmıştır”. Yerel mahkemelerden Yargıtay’a, Anayasa Mahkemesine kadar uzanan bütün başvuru yolları belli bir anlayışın eline teslim edilmiştir. Bu nedenle, Silivri Mahkemelerinde yaşanan açık hak ihlallerinin düzeltilme olasılığı yoktur. Mahkemece verilen karar siyasal niteliklidir. Siyasal bir kararın siyaseten düzeltilmesi dışında, Balyoz kararına hukuken kesinleşmiş bir karar gözüyle bakılması gerekmektedir.

Hukuk devleti kavramıyla asla bağdaşmayan bir yargılama sonucunda verilen Balyoz kararının mahkum ettiği şey, askeri vesayet değildir. Balyoz kararının mahkum ettiği şey; hak arama özgürlüğüdür, adil yargılanma hakkıdır, yargı bağımsızlığıdır ve “ileri demokrasidir”. 

Elbetteki yumurtayı balyozla da kırabilirsiniz. Bu denli kaba ve yıkıcı ellere sahipseniz ancak kırarsınız, amacınıza uygun kullanamazsınız. Bunun içindir ki, yumurta balyozla kırılmaz. Balyoz kararıyla da Türkiye’ye demokrasi gelmez.

 

Av. Başar YALTI / İstanbul Barosu

[Bu yazı 2017 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [57]
[10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [29 Nisan 2015] AVUKATLAR SINANAMAZ! ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [10 Kasım 2014] NASIL BİR CUMHURİYET ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [12 Ocak 2014] NE DEĞİŞECEK? ... [25 Aralık 2013] DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE... ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [3 Haziran 2012] İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI? ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [1 Şubat 2012] YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [29 Ağustos 2011] AVUKATIN ADI YOK ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [27 Mart 2010] DEMOKRATİK KURNAZLIK!.. ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™