Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Balyoz, Cumhuriyetin solu ve Harbiye
23 Eylül 2012, Merdan YANARDAĞ
, Merdan YANARDAĞ

Balyoz Davası’nda hükümler açıklandı. Toplumsal vicdanda adaletin gerçekleştiği yolunda bir duygu oluşmadı. Ergenekon ve bağlı davaların en önemlilerinden biri olan Balyoz, tıpkı diğerleri gibi, AKP-Cemaat koalisyonunun Cumhuriyeti tasfiye etme ve bir ‘ılımlı İslam rejimi’ kurma operasyonunun aracı olarak kullanıldı.


Dolayısıyla bu davalar hukuksal değil, başından itibaren siyasal karakterlidir. Bu nedenle yargılamada hukukun ilkeleri değil, iktidar kudretini elinde tutanların, yeni rejimin efendilerinin siyasal ihtiyaçları belirleyici oldu.
Hukuku hoyratça çiğnediler. Sahte oldukları bilirkişi raporlarınca defalarca kanıtlanan (bu konuda tam 23 rapor var) dijital kanıtlara dayanarak yargılama yaptılar. Bilimsel raporları dikkate almadılar, sanık lehine kanıtları değerlendirmediler. Yargılama sürecinde kanıtların değerlendirilmesi ve tartışılması aşamasını atladılar.


Bu davalar, polis ve adliye içindeki yasadışı Cemaat örgütlenmesinin eşgüdümüyle gerçekleştirilen tertibe ve yine bu çete tarafından üretilen sahte kanıtlara dayanıyor. Emniyet Müdürü Hanefi Avcı bu yapılanmayı deşifre ettiği için, akıl almaz gerekçelerle tutuklandı.


AKP ve Cemaat koalisyonu Cumhuriyete karşı bu komployu gerçekleştirme gücünü ve cesaretini, Türkiye’nin Ortadoğu’da model olmasını sağlayacak bir “Ilımlı İslam” ülkesi olmasını isteyen ABD ve Batılı ortaklarından aldı.
Operasyon ve yargılama sürecinde AKP ve Cemaatin arası zaman zaman arası açılsa da, Cumhuriyetin tasfiyesi ve rejimin daha İslami bir karakter kazanması konusunda aralarında hiçbir anlaşmazlık yoktu.
Hiç kuşkusuz Balyoz Davası, bu dönemde yürütülen soruşturmalar arasında en tartışmalı olanlardan biriydi. İddianame ve sunulan kanıtlarda sahte olduğu bilimsel ve hukuksal bakımdan kanıtlanmış tam 1.500 unsur vardı. Davanın hemen düşürülmesi ve bu tertibi hazırlayanlar hakkında soruşturma açılması gerekirken, tam tersi bur yol izlendi.


Davaya temel teşkil eden Plan Semineri sırasında yurtdışında olduklarını kanıtlayan subaylara bile ceza verildi. İddianame tam bir komedi metni gibiydi; darbe planının yapıldığı iddia edilen 2003 yılında tersanede bile olmayan, 2008 yılında denize indirilen gemilerin adı geçiyordu. 2006 ve 2007 yılında kurulan derneklerin, şirketlerin, hastanelerin isimleri geçiyordu. Dahası, davaya temel oluşturan belgeler 2003 yılında hiç olmayan, Microsoft tarafından 2007 yılında üretilen bir bilgisayar harf karakteriyle yazılmıştı.


İmam Hatip Harbiye’yi yendi


Cumhuriyet’in soluna kapalı yapısının, kendisinin tasfiye edilme sürecinde önemli bir rol oynadığı kesindir. Kurulduğu ilk yıllardan itibaren kendi solunu periyodik olarak tasfiye eden ve bu tutumunu Soğuk Savaş döneminde derinleştiren Cumhuriyet, sonunda kendi tasfiyesinin de koşullarını yarattı.


Sol korkusu nedeniyle tarihsel bakımdan bir önceki çağa ait sınıflarla ittifak içinde kendi solunu bastıran Cumhuriyetin kurucu güçleri ve Ordu, bugünkü dramatik tabloyu hazırladı.
Sürekli olarak kendi solunu budayanlar, gerçek yurtseverleri tasfiye edenler, gerici ve muhafazakâr akımlarla bulaşık bir ideolojik-siyasal çerçeveyi bütün ülkeye dayatan TSK ve bürokrasideki sağ Kemalistler oldu. Bugün ise, geçmişte ittifak yaptıkları ya da kullandıklarını sandıkları güçler tarafından onurları da kırılarak kendileri tasfiye edildiler. Solun önünü kesmek için dincileri, siyasal İslamcıları, tarikatları destekleyenler, besleyenler şimdi bu güçler tarafından ezilmektedir.


Tablo bundan ibarettir. Cumhuriyete ihanet etmenin bedeli ağır oldu. İmam Hatip Harbiye’yi yendi.


Biraz daha somut ifade edersek şu tespitleri yapabiliriz; 27 Mayıs 1960’da kendi sağını tasfiye eden Kemalistler, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen iki askeri faşist darbe ile bürokrasi ve ordudan tamamen tasfiye edildi.


Çünkü 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri, sola ve sosyalist harekete karşı gerçekleştirilmelerinin yanı sıra, aynı zamanda ordu ve bürokrasi içindeki ‘Sol Kemalistleri’ de devletten (ordu ve bürokrasiden) tasfiye etmeyi hedefliyordu. Sağcı Kemalistlerin muhafazakâr ve gerici çevrelerle ittifak halinde bu amaçlarını büyük ölçüde gerçekleştirdiklerini saptayabiliyoruz.


***


Ancak bugün ‘Ergenekon’ ve ‘Balyoz’ diye kodlanan soruşturma ve davalarla siyasal şiddet kullanılarak ‘Sağ Kemalistler’ tasfiye ediliyor. Artık devlette hem soluyla hem de sağıyla Kemalist kalmadığını söyleyebiliriz. Süreç tamamlanmış görünüyor.

Sadece tek örnek bile açıklayıcı olabilir; bugün valilerin yüzde 80’inden fazlası İslamcı ya da imam hatip mezunudur. Neredeyse valilerin tümünün eşlerinin başları örtülüdür. Artık, bürokrasi Anadolu’da Cumhuriyeti, moderniteyi ve aydınlanmayı temsil eden toplumsal bir kategori olmaktan çıktı.

Solun önünü kesmek için siyasal İslamcılarla aynı yatağa girenler, yarattıkları gücün pençesine düşmüş durumdalar. Kendi devrimine ihanet eden Cumhuriyetin kurucu güçleri, TSK ve Batıcı sermaye kendi sonunu da hazırladı.


Solu düşman olarak görenler, bu toprakların en pırıltılı çocuklarını, aydınlarını hoyratça ezenler, Cumhuriyeti daha ileriye taşıyacak gerçek yurtseverleri acımasızca yok edenler, bugün kendi büyüttükleri aydınlanma ve Cumhuriyet karşıtı güçler tarafından tasfiye ediliyorlar. Kendilerine sahip çıkacak kimseyi de bırakmadıkları için, ellerini uzatanlar yine de sol oldu.


Sonuçta olan da bu acılı ülkeye, ufku karartılan bu halka oluyor. Neredeyse yok olmuş, gücü ve etkisi kalmamış dinci akımları diriltenler, besleyenler ve büyütenler bu tarihsel hatalarının cezasını çekiyorlar.
Bu sonun hazırlanmasındaki temel etken hiç kuşkusuz Soğuk Savaş olgusu ve dönemidir. Türkiye Soğuk Savaş’a kurban edilen bir ülkedir. NATO’ya girişiyle birlikte Türkiye Sosyalist Bloka karşı Batı’nın “Yeşil Kuşak” projesinin uygulanma alanlarından biri haline geldi. Türkiye NATO’nun “Dolaylı Saldırı Doktrini”nin ilk hayata geçirildiği cephe ülkesiydi.

(Yurt Gazetesi)

[Bu yazı 1652 kez okundu]
Merdan YANARDAĞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [69]
[6 Eylül 2016] Derinleşen AKP darbesi ve muhalefetin aymazlığı! ... [2 Ağustos 2016] Güncel tehlike AKP darbesidir!* ... [13 Kasım 2015] Seçmen davranışı ve gönüllü kulluk ... [4 Kasım 2015] Hile ve kaos! ... [27 Temmuz 2015] Küresel gericiliğe karşı direniş ve Suriye! ... [20 Haziran 2014] Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapmalı? ... [19 Mayıs 2014] Erdoğan görevden alınmalıdır ... [15 Mayıs 2014] Katliamın sorumlusu hükümettir! ... [12 Mayıs 2014] Başbakan iktidarı kaybetmekten korkuyor ... [14 Nisan 2014] 'CHP yönetimi muhasebeden kaçamaz' ... [7 Nisan 2014] Seçimlerin Siyasal ve Teknik Analizi ... [2 Aralık 2013] AKP-Cemaat çatışmasının siyasal kodları ... [6 Ağustos 2013] Polis devleti artık bir olgudur ... [31 Temmuz 2013] Ergenekon Davası'na yeniden bakmak ... [21 Temmuz 2013] Bir 'ibret-i âlem' örneği; Hanefi Avcı olayı! ... [16 Temmuz 2013] Mısır ve yeni gerici ideolojik hegemonya ... [2 Temmuz 2013] Gezi-Lice hattından karanfil kokulu günlere.. ... [16 Haziran 2013] Direniş ve başarıyı ıskalamamak ... [17 Mayıs 2013] Reyhanlı AKP politikalarının eseridir ... [29 Nisan 2013] 'Çözüm süreci' ve Türkiye'nin kritik dönemeci ... [16 Nisan 2013] Obama doktrini Ortadoğu ve Türkiye'yi nasıl etkiliyor? ... [9 Nisan 2013] Akil insanlar ve aydın sefaleti! ... [18 Mart 2013] Aydın ihaneti ya da yandaş aydınların dramı ... [11 Mart 2013] İmralı süreci ve Kürt sorunu üzerine tezler ... [4 Mart 2013] Türklük krizi ve milliyetçilik ... [25 Şubat 2013] Milliyetçilik tartışması ve gerici çözüm ... [3 Şubat 2013] Sol, ulusalcılık ve CHP'ye operasyon ... [20 Ocak 2013] Türkiye'de dönüşüm, bölgede yıkım ... [6 Ocak 2013] Kürt sorununda ilerici ve gerici çözüm ... [26 Aralık 2012] İslamcıların bıktıran mağduriyet edebiyatı ... [16 Aralık 2012] Silivri'nin kısa tarihi ve aydın olmak ... [21 Kasım 2012] Cinayet ... [11 Kasım 2012] Cumhuriyetçi muhalefet ve Kürt sorunu ... [12 Ekim 2012] SURİYE PROVOKASYONU VE AKP'NİN KİRLİ SAVAŞI ... [9 Eylül 2012] Ulusal ve bölgesel bir tehdit ... [31 Ağustos 2012] Suriye krizi AKP iktidarının sonunu hazırlıyor ... [20 Ağustos 2012] Doğu'nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık ... [17 Ağustos 2012] Türkiye ve bölgede gerici dönüşümün şifreleri ... [16 Temmuz 2012] Liberallerin ve AKP'nin ülkücüleri! ... [13 Temmuz 2012] Muhafazakarlık üzerine notlar ... [6 Temmuz 2012] Evrim, devrim ve Suriye direnişi! ... [2 Temmuz 2012] Sefaletin medyası mı, medyanın sefaleti mi? ... [25 Haziran 2012] Türkiye neden ve nasıl dönüştürüldü ... [22 Haziran 2012] Çözümsüzlük ve PKK'nin karakteri ... [19 Haziran 2012] Gülen'in korkusu ve Cemaatin anlamı ... [14 Haziran 2012] Bin yıllık kavga ... [8 Haziran 2012] İktidar bloku dağılıyor mu? ... [4 Haziran 2012] İki örnek üzerinden aydın ihaneti ... [28 Mayıs 2012] Darbeler ve 27 mayıs ... [11 Mayıs 2012] Koalisyon sarsılıyor ... [4 Mayıs 2012] Berktay'ın yalanı ve 1 Mayıs 1977'nin perde arkası ... [26 Nisan 2012] Mankurtlaşan toplumlar ... [6 Nisan 2012] ABD'nin yeni stratejisi, Suriye ve AKP ... [25 Mart 2012] AKP iktidarı yolun sonuna geliyor! ... [19 Mart 2012] Ergenekon, NATO ve Afganistan ... [11 Mart 2012] AKP Hükümeti suçüstü yakalandı! ... [7 Mart 2012] Kemalizmin tasfiyesi ... [17 Şubat 2012] AKP-Cemaat iktidarı sarsılıyor mu? ... [20 Ocak 2012] Hrant'ın dostları kim? ... [23 Eylül 2011] Celladına Aşık Olmanın Zavallılığı! ... [20 Mayıs 2011] Beyaz adam ideolojisi, Modernleşme ve seçimler ... [13 Mayıs 2011] 'ABD projesi olarak AKP'nin yeni dili ve liberal hüsran! ... [22 Nisan 2011] Hile ile rejim değiştirmek! ... [15 Nisan 2011] Neden kaybettik, yine kazanabilir miyiz? ... [1 Nisan 2011] Palavrayı bitiren belge ve Savcı Öz olayı! ... [18 Mart 2011] Nedim, Ahmet ve ötekiler! ... [4 Mart 2011] Ergenekon'da son dalga, ortayolculuk ve Erbakan ... [21 Ocak 2011] Dink'in katili yeni Gladyo'dur! ... [7 Ocak 2011] Hizbullah düzeni, coplar demokrasisi ...
Merdan YANARDAĞ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™