Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İktidar ve muhalefete birer sorum var
21 Eylül 2012, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

TÜRKİYE’de siyasetin sorunları çözmek için ortak bir yol aramak yerine, çene yarıştırmaktan ibaret olduğunun en güzel örneklerinden birini şimdi Oslo görüşmeleri üzerine yeniden başlayan tartışmada görüyoruz.
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, PKK ile görüşmelerin yapıldığı yolundaki iddialar ilk kez ortaya atıldığında bunun “yalan” olduğunu söylemiş, ispatlamayanın “müfteri” olduğunu ilan etmişti.

Daha sonra böyle görüşmelerin yapıldığının ilk işaretleri ortaya çıktığında da “Hükümet görüşmez, devlet gerekli görürse görüşür” demişti.

Sonra “devletin de görüştüğü” ortaya çıktı ama görüşmelere katılan bir kişi vardı ki, o Başbakan Erdoğan’dan doğrudan bir talimat almadan bu işin içinde olamazdı. O da bugünkü MİT Müsteşarı’dır, o tarihte Başbakan’ın ekibinde çalışan bir müsteşar yardımcısıydı.

Bunda da yadırganacak bir durum yoktu.

Zaten “devlet” dediğimiz organizma her neyse, iktidardaki sivil siyasetçiden onay almadan böyle bir işe girişemezdi. Hükümetten bağımsız hareket eden bir “derin devlet yapılanması” yoktuysa tabii!

Ama artık böyle bir şey olmadığını zaten bizzat Başbakan da geçmişte sık sık tekrarlamıştı.

Sonra bu tartışmanın üzeri küllendi. Başbakan da o arada “Kürt sorunu” demekten vazgeçti, “terör sorunu” demeye başladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, terör sorununu çözmek için “elini taşın altına koymaya hazır olduğunu, gerekirse bunun siyasi bedelini ödeyebileceğini” söyledi.

Her gün yeni şehit haberleri gelir, PKK iyice azgınlaşırken Başbakan kendisine uzatılan bu açık çeki bir kenara itti ve bu kez CHP’yi “PKK ile işbirliği yapmakla” suçlama aşamasına geçti.

Bunun üzerine bu kez CHP yöneticileri, Oslo görüşmeleri ile ilgili bilgileri açıkladılar.

PKK ile işbirliği yapanın, kendileri değil hükümet olduğunu göstermek için!

Bu tartışma karşılıklı suçlamalarla üzerinde tepinebileceğimiz beylik bir mesele çıkana kadar böylece sürer gider, havanda su dövülür, gencecik insanlar da ölmeye devam eder.

İktidar ve muhalefet partilerinin başkan ve yöneticilerine birer sorum olacak.

İktidar partisine: Sorunu çözmek için size açık çek veren bir eli tutup, siyasi sorumluluğunu birlikte taşımak üzere bu sorunu çözmek için cesur adımlar atmak mı daha doğru bir siyaset yapma biçimidir? Yoksa sonucu her ne olursa olsun muhalefetle kavga etmek mi?

Muhalefet partisine: Bu sorunu gerçekten çözmek istiyorsanız, bunu nasıl yapacaksınız? Savaşan taraflardan birinin yer almadığı bir “barış masası” kurulabilir mi?

PKK’nın insan kaynağını kurutmak için

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, terör ile mücadele konusunda yeni ve kapsamlı bir yol haritası açıklamaya hazırlanıyormuş.

Sabah’ta Yahya Bostan’ın haberine göre terör ile üç aşamalı bir mücadele öngörülüyor.

Güvenlik güçleri artık karakollarda oturup beklemeyecek, proaktif olacakmış.

Demokratikleşme çerçevesinde seçim barajı da indirilecek, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılacakmış.

PKK mensuplarına da daha güçlü bir “Silahı bırakın” mesajı verilecekmiş.

Başbakan’ın bugüne kadar kaç kere böyle planlar açıklamaya hazırlandığını hatırlayamadım bile.

Ne zaman şehitlerin sayısı artma eğilimi gösterse benzer şeyler söyleniyor, gazetelerde okuyoruz.

Bu “yol haritasında” PKK mensuplarına daha güçlü silahı bırakma çağrısı yapılması meselesine takıldım. Bugüne kadar bu çağrı kim bilir kaç kere tekrarlandı ama bir yere varılamadı.

Varılamadı, çünkü silahını bırakıp teslim olacak olanları hapishaneden başka bir şey beklemiyordu.

Biliyorum ki bunun sözünü etmem bile çok tepki çekecek ama tepki göreceğim diye doğru bildiğimi söylemekten vazgeçecek de değilim.

Eğer PKK mensuplarına gerçekten güçlü bir “Silahı bırak” çağrısı yapılması isteniyorsa, bunun tek yolu genel aftır.

Silahı ile gelip teslim olana, kimlik değiştirme ve hayatını kazanma güvencesini de içeren bir af.

Dünyanın başka yerlerinde bu mesele böyle çözüldü, burada da böyle çözülebilir.

Elbette bunu yapacak olan iktidarın kısa vadede oy kaybetmesi de söz konusudur ama uzun vadede kazanan, bu sorunu etkili yöntemlerle çözenler olacaktır.

Dokunan yanar!

ANAYASA Mahkemesi, CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile MKYK üyesi Ali Kılıç için ödenen mahkeme masraflarının parti tarafından karşılanmaması gerektiğine karar verdi.

CHP bu nedenle Hazine’ye 47 bin liraya yakın bir ödeme yapacak.

Söz konusu harcama, Deniz Feneri e.V. tarafından Almanya’da Baykal ve Kılıç’a karşı açılan tazminat davalarının avukatlık giderlerini karşılamak için yapılmış.

Hiç şaşırmadığımı söylemeliyim.

Deniz Feneri’ne dokunan yanar, bunu artık hepimiz biliyoruz.

Olayı Türkiye’de soruşturan savcıların başlarına neler geldi hatırlayalım.

Görevlerinden alındılar, Yargıtay’da yargılanacaklar, meslekten atılma ve hatta hapis cezası tehdidi ile karşı karşıyalar.

CHP de benzer bir bedel ödeyecek tabii. Partiyi hapse tıkmak mümkün olmadığı için para cezası ödettirecekler.

Böylece bundan sonra Deniz Feneri ile uğraşacak olanlara da “güçlü bir mesaj” verilmiş olacak ki herkes aklını başına toplasın, Deniz Feneri’ni diline dolamasın!

(Hürriyet)

[Bu yazı 1395 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [23 Mayıs 2011] Bir karar verseniz iyi olacak ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™