Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
AB'nin Jetonu Düştü
15 Eylül 2012, Zeynep GÖĞÜŞ

Avrupa Birliği artık ayyuka çıkan yargı sürecindeki ve ifade özgürlüğündeki gerilemeyi, basın özgürlüğü ihlallerini, 4+4+4ü görmezden gelemezdi ve gelmedi de... Utku Çakırözerin dün yazdığı gibi, Brükselin, Türkiye ile ilişkilerin yıllık değerlendirmesini yapmak için her sonbahar yayımladığı ilerleme raporlarının sonuncusunda bu konulara güçlü bir şekilde değinileceği anlaşılıyor.

Gelgelelim laikliği özümsemiş Türk aydınlarının ABye karşı kırgınlıkları kolay kolay giderileceğe benzemiyor. Özellikle son 5 yıldır artan derin bir yalnız bırakılmışlık duygusu, ABnin Türkiyedeki en büyük destekçilerini birer birer yitirmesine yol açıyor.

Türkiyenin AB üyeliğinin kamuoyunda öncülüğünü yapmış olanlar, üyelik süreciyle ilgili inanç kaybına uğradılar. Bu kişilerin AB sürecine ilişkin kuşkuları giderek artıyor ise bunun nedeni sadece ABnin yaşadığı finansal kriz olamaz.

Örneğin 28 Şubat, AB-Türkiye ilişkisinde de bir kilometre taşı.

28 Şubat sürecinden itibaren, AB Türkiye ilişkisini Brüksel tarafında yönetenler ordunun yetkileri kısılınca Türkiyede her şey hemen normale dönecek sandılar. Bir öncelikler sıralaması yapmadılar. Sadece orduya odaklandılar.

28 Şubat süreci bu anlamda AB ilişkisine büyük zarar vermiştir.

Kimilerimuhafazakârlaşmademeyi tercih ediyorsa da ülke giderek daha fazla dinsel referanslarla yönetilen bir topluma dönüştü.

Bugün Türk usulü ileri demokraside imam hatiplerle yapılmaya çalışılan, hiçbir AB ülkesinde mümkün değildir. Bazıliberalaydınlar gibi AB de bu konularda yeni uyanmaya başladı.

***

Avrupanın her ülkesinin laiklik tarihi de aynı değil, uygulaması da... Ancak kabul edilen temel ilkelerin birincisi, ülke yönetiminin siyasal meşruiyetinin dine dayanmamasıdır.

Tam da bu noktada sandığın yetmediği yere tosluyoruz. Oyların yüzde 80ini de alsan, bu oylardan yola çıkarak ülkeyi dinsel referanslarla yönetmeye kalktığında demokratik meşruiyetini yitirirsin. Avrupanın laiklik anlayışı bunu söyler.

Toplumsal hayatı dinsel yörüngede düzenleme arzusu Avrupalılıkla çelişir. Avrupada insanlar toplumsal ilişkilerini din öyle emrediyor diyerek değil akıl ne emrediyorsa onu yaparak düzenlerler.

Demokrasi için sandık olmazsa olmaz önkoşuldur ama tek başına yeterli değildir. Şu anda Türkiyeyi yönetenlerin en büyük hatası bunun ötesini görememek.

Demokrasinin ve laikliğin felsefesini sindirmeden ancak bizdeki kadar demokrat olunabiliyor.

***

Nedir ABnin Türkiyeyi ve gerçek destekçilerini bu denli ihmal etme nedeni? Kuşkusuz kendi dertlerine düştüklerinden bakış açısını düzeltemediler. AKPnin iktidarına denk gelen son 10 yıllık dönem, ABnin debelenme yılları. Finansal krizde Türkiyeyi düşünecek halleri yoktu ama biz de kendimizi olumlu düşündürtecek bir şey yapamadık.

Bu durum ABnin Türkiyedeki en samimi destekçilerini yalnız bırakmasında belki hafifletici nedendir ama ödenecek bedel maalesef kalıcıdır.

(Cumhuriyet)

[Bu yazı 1102 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™